
Bir Çalıkuşu öyküsü… Irmak öğretmenin ölümü…
Irmak Koparan sadece 24 yaşındaydı. İzmirliydi. Doğduğu ve büyüdüğü şehre göre Türkiye’nin öteki ucunda, Ağrı’daki evinde kendini öldürdü.
Neden Türkiye’nin en Batısından en Doğusuna gitmişti?
Son derece idealist sebeplerle: Irmak Koparan bir öğretmendi ve ilk görev yeri Ağrı’nın Hamur ilçesinin Soğanlıtepe İlkokuluna tayini çıkmıştı.
‘Ağrı’ya, köye mi gideceğim’ diye düşünmemiş, hayıflanmamış, Ağrı’ya gitmişti.
Ama bir sorun vardı: Soğanlıtepe Köyündeki öğretmen lojmanında bir erkek öğretmen kalıyordu. Köy, en yakın ilçe merkezi olan Hamur’a 50 kilometre mesafedeydi.
Irmak öğretmeni, ona uygun bir lojman hazır olana kadar geçici olarak ilçe merkezine bir okula aldılar.
Ama bir süre önce o okulun müdürüyle Irmak Koparan arasında bir hadise yaşandı. Servis minibüsünde yaşanan olayda müdürün Irmak öğretmene şiddet uyguladığı iddiası da var.
Bu olay sonrası kaymakamlık hızlı bir soruşturma yaptı ve ‘soruşturmanın selameti’ açısından Irmak öğretmen yeniden Soğanlıtepe köyüne yollandı. Müdürü değil onu yolladı.
Oysa orada şartlar değişmemişti, Lojman hala yoktu, Irmak öğretmen çaresiz ilçe merkezinden her gün 50 kilometre yol gidip görev yerine ulaşıyor, akşam da aynı yolu geri dönüyordu.
Defalarca ilçe ve il Milli Eğitim Müdürlüğüne başvurdu, daha uygun bir okula geçmek veya kendisine köyde lojman verilmesini istedi.
Şimdi kaymakamlık ve ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü lojmanın onarımdan geçirildiğini, ‘kalacak hale getirildiğini’ söylüyor ama sendikalara göre bu açıklama gerçeği yansıtmıyor. Irmak öğretmenin köyde kalmasına imkan yoktu ve mecburen ilçe merkezinden her gün 100 kilometre yol yaparak gidip geliyordu. Bu gidiş gelişleri de kendi cebinden ödüyordu.
Oysa mesleğe yeni başlayan bir öğretmenin eti ne budu ne, bu kadar masrafı ödeyemezdi. Geçim sıkıntısına girdi.
Bütün başvuruları cevapsız kalıyordu, ya mesleğinden istifa edecek, ideallerinden vazgeçecekti ya da kendisine reva görülen bu muameleye, kimsenin kendisine yardım etmiyor olmasına, ağır bir mobbing ve yıldırma kampanyasına razı olacaktı.
Uzaktan bakınca Irmak öğretmeni intihara sevk eden olaylar böyle gözüküyor.
24 yaşında, ideallerinin peşinde koşan, günümüz ‘Çalıkuşu’ adım adım ölüme sürüklendi.
Reşat Nuri Güntekin’in ölümsüz romanının kahramanı Feride nasıl idealleri uğruna Anadolu’da öğretmenlik yaptıysa Irmak öğretmen de öyleydi. Ama maalesef Irmak öğretmen 24 yaşında aramızdan ayrıldı.
***
Türkiye maalesef bütün sorunlarını merkezden idare etmek ve çözmek isteyen ülkenin adı.
Ankara’da biri bir düğmeye basıyor, bir anda mesela 40 bin öğretmenin birden tayini yapılıyor.
Yerel şartlar, yerine göre atama falan böyle şeyler yok.
Irmak öğretmen, Ağrı’ya giderken ümit doluydu, hayalindeki mesleğine en çok ihtiyaç duyulduğunu düşündüğü yerde, bir köyde başlayacaktı. Seve seve gitti oraya.
Ama bu genç kadına mesleğinin gereklerini yerine getirebilmesi için gereken imkanları yaratmak da devletin göreviydi.
Bugün, Irmak öğretmen artık aramızda değil.
Acaba Hamur ilçesindeki yöneticiler, onun yokluğunu nasıl karşılıyor?
Bir taziye mesajı, bir başsağlığı dileği bile yayınlamadıklarına göre, öldüğü için Irmak öğretmeni suçluyor olabilirler mi?

