Bilim insanları 'dünyanın en yaşlı ahtapotu' denen 300 milyon yıllık fosilin aslında ahtapota ait olmadığını ortaya koydu.

Bilim insanları ‘dünyanın en yaşlı ahtapotu’ denen 300 milyon yıllık fosilin aslında bir ahtapota ait olmadığını ortaya koydu.

Araştırma Proceedings of the Royal Society B dergisinde yayınlandı. Fosilin modern deniz salyangozlarıyla akraba bir hayvana ait olduğu açıklandı.

Britanya’daki Reading Üniversitesi’nde omurgasız hayvanlar zoolojisi dersleri veren Thomas Clements şunları söyledi:

“Çok çeşitli yeni analiz teknikleri kullandık ve fosilin bir ahtapot değil, aslında modern nautilusların bir akrabası olan, oldukça çürümüş bir nautiloid olduğunu tespit ettik.”

Pohlsepia mazonensis adı verilen fosil ABD’nin Illinois eyaletinin Chicago şehrinin hemen güneyindeki Mazon Creek bölgesinde bulundu.

Paleontologlar fosilin bilinen en eski ikinci ahtapot fosilinden yaklaşık 90 milyon yıl öncesine ait olduğunu görüşündeydi. Fakat Clements’in belirttiğine göre, kollarının uzunluğu ve şekli gibi bazı özelliklerin uyuşmaması nedeniyle, bazıları bunu sorguladı.

Daha sonra fosilin yeniden incelenmesine karar verildi. Fosile dair ilk analiz 200’de yayınlandı. Yeni bilimsel teknikler o dönem yoktu. İlk incelemelerde taramalı elektron mikroskobu dahil pek çok analiz tekniği kullanıldı. Fakat yine de fosilin gerçek kimliğine ulaşılamadı.

Clements “Hiçbir yere varamıyorduk. Oldukça hayal kırıklığına uğramıştım” dedi.

En az 11 dişi olduğu ortaya çıktı

Meslektaşının Clements’i senkrotron görüntüleme yöntemiyle fosili taramaya davet etmesiyle işler değişti. Bu yöntem güneşten daha parlak ışık demetleri kullanılıyor.

Clements, bu tekniğin ‘dünyanın en güçlü X ışınlarını ürettiğini’ söyledi ve devam etti: “Bu sayede kaya yüzeyinin hemen altındaki gizli fosilde görülemeyen anatomik özellikleri ortaya çıkarıldı.”

Ekip diş sıralarından oluşan, beslenmeye yarayan bir yapı buldu. Reading Üniversitesi’nin açıklamasına göre ahtapotların sadece yedi veya dokuz dişi varken fosilde her sırada en az 11 diş bulunuyordu.

“Bulduğumuz bu minik dişler, bunun bir ahtapot olmadığını anlamamızı sağladı” diyen Clements, keşfin, yeni teknolojilerin bilimsel anlayışı ilerletme gücünü gösterdiğini söyledi.