2 milyar dolarlık dev yatırımla bulutları kimyasal enjeksiyon yoluyla “satın alan” Çin gökyüzünü kontrol altına aldı. Komşular “yağmurumuzu çalıyorlar” diye tepki gösterirken uzmanlar su savaşlarının kapıda olduğunu söylüyor.

2 milyar dolarlık dev yatırımla bulutları kimyasal enjeksiyon yoluyla “satın alan” Çin gökyüzünü kontrol altına aldı. Komşular “yağmurumuzu çalıyorlar” diye tepki gösterirken uzmanlar su savaşlarının kapıda olduğunu söylüyor.

1940’lardan beri bilinen bu yöntem uçaklar veya füzeler aracılığıyla bulutların içine genellikle “gümüş iyodür” gibi küçük kimyasal parçacıkların enjekte etmeye dayanır. Bu parçacıklar bulutun içindeki su buharının etraflarında yoğunlaşmasını sağlayarak damlacıkların ağırlaşıp yağmur veya kar olarak yeryüzüne düşmesini hızlandırır.

Başarılı bir operasyonun yerel yağış miktarını %5 ile %15 arasında artırdığı tahmin ediliyor. Kuraklık çeken bir baraj havzası için bu %15’lik artış hayati bir fark yaratabilir.

Dünyanın en büyük hava durumu değiştirme programını yürüten Çin sadece 2014-2021 yılları arasında bu işe 2 milyar dolar yatırım yaptı.

Suudi Arabistan bölgesel projelerle çöl iklimini yumuşatmaya çalışırken İran kuruyan Urmiye Gölü’nü kurtarmak için bu yönteme başvuruyor.

Hindistan, Yeni Delhi’deki ölümcül hava kirliliğini (partikül maddeleri) yere indirmek ve havayı yıkamak için tohumlamayı denedi. Nem yetersizliği yüzünden sonuçlar karışık olsa da, havadaki kirlilik oranında kısmi düşüşler ölçüldü.

ABD’de “Rainmaker” gibi özel şirketler, özellikle Kaliforniya gibi kuraklık çeken eyaletlerde su rezervlerini doldurmak için kar yağışını artırmaya odaklanarak hızla büyüyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü’ne (WMO) göre kullanılan gümüş iyodür miktarının insan sağlığına veya çevreye doğrudan toksik bir etkisi olduğuna dair net bir kanıt yok, anca asıl fırtına diplomatik masalarda kopuyor:

“Yağmurumu Çaldın” Suçlamaları

Atmosfer sınır tanımaz. Bir ülke kendi sınırları içinde bulutları “sağdığında”, o bulutun normalde rüzgarla gidip yağmur bırakacağı komşu ülke kurak kalabilir. Bu durum, gelecekte “bulut hırsızlığı” suçlamalarına ve sınır ötesi su savaşlarına zemin hazırlama potansiyeli taşıyor.

Etkiyi Kanıtlama Zorluğu

Teknolojideki gelişmelere rağmen, yağan yağmurun ne kadarının doğanın kendi işi, ne kadarının “kimyasal müdahale” sonucu olduğunu yüzde yüz kesinlikle ayırmak hala çok zor.

Bulut tohumlama, iklim krizine karşı geliştirilmiş sihirli bir değnek değil, sadece bir “pansuman” yöntemidir. Asıl çözüm, atmosfere müdahale etmekte değil, su kaynaklarımızı doğru yönetmekte ve karbon emisyonlarını düşürmekte yatıyor.