Birleşmiş Milletler’in (BM) yeni raporu, tatlı su kaynaklarının kendini yenileyemeyecek hızda tüketildiğini ve dünyanın artık “su krizi” değil, kalıcı bir “su iflası” sürecine girdiğini ortaya koydu.
Rapora göre 4 milyar insan her yıl ciddi su kıtlığı yaşarken, mevcut gidişat küresel gıda güvenliği ve büyük şehirler için “sıfırıncı gün” riskini hızla artırıyor.>Birleşmiş Milletler’in (BM) yeni raporu, dünya genelinde tatlı su kaynaklarının geri döndürülemez bir eşiği aştığını ortaya koydu. Raporda, insanlığın tatlı su sistemlerini kendini yenileyemeyecek hızda tükettiği ve bu nedenle birçok bölgede kalıcı kayıpların yaşandığı belirtildi.
BM Üniversitesi tarafından yayımlanan raporda, mevcut tablonun artık “su krizi” ya da “su stresi” gibi kavramlarla açıklanamayacak kadar ağır olduğu vurgulandı.
BM Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü (UNU-INWEH) Direktörü ve raporun başyazarı Kaveh Madani kullanılan dilin dahi sorunun boyutunu gizlediğine dikkat çekti.
Madani “Bu duruma kriz demeye devam ederseniz, bunun geçici bir şok olduğunu ve hafifletilebileceğini ima etmiş olursunuz” ifadelerini kullandı.
Madani’ye göre iflas sürecinde yalnızca mevcut koşulları iyileştirmek değil, aynı zamanda “eskisinden daha kısıtlı olan yeni bir gerçekliğe” uyum sağlamak zorunlu hale geldi.
Raporda yer alan veriler gelinen son noktayı net biçimde ortaya koydu:
1990’dan bu yana dünyadaki büyük göllerin yüzde 50’den fazlası su kaybetti.Büyük yer altı su kaynaklarının (akiferlerin) yüzde 70’i uzun vadeli düşüş trendinde.Son 50 yılda, Avrupa Birliği yüzölçümüne eşdeğer sulak alan yok oldu.Buzullar 1970’ten bu yana yüzde 30 oranında küçüldü.Madani, birçok bölgenin artık “hidrolojik olanaklarının ötesinde yaşadığını” ve geçmiş koşullara dönüşün mümkün olmadığını vurguladı.
Rapora göre dünya nüfusunun yaklaşık 4 milyarı her yıl en az bir ay ciddi su kıtlığı yaşıyor. Toplamda 6,1 milyar insan, tatlı su kaynaklarının “güvensiz” ya da “aşırı güvensiz” kabul edildiği ülkelerde hayatını sürdürüyor.
Bu durumun yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ağır insani sonuçlar doğurduğu ifade ediliyor.
BM verilerine göre küresel su kullanımının yaklaşık yüzde 70’i tarımsal sulamada gerçekleşiyor. Bu suyun yüzde 40’ı ise kendini yenileyemeyen derin yer altı su havzalarından çekiliyor.
Raporda, bu hızın devam etmesi halinde yalnızca su güvenliğinin değil, küresel gıda sistemlerinin de çökme riskiyle karşı karşıya kalacağı uyarısı yapıldı.
Rapora göre dünya kara yüzeyinin yaklaşık yüzde 5’inde, su çekilmesine bağlı toprak çökmesi (subsidence) yaşanıyor.
Raporda büyük şehirlerde “Sıfırıncı Gün (Zero Day)” olarak adlandırılan su şebekelerinin tamamen işlevsiz hale gelme riskinin hızla arttığına dikkat çekildi. İran’ın başkenti Tahran’da yaşanan su krizi nedeniyle bazı bölgelerin tahliyesi ya da başkentin taşınması gibi olağanüstü senaryoların tartışıldığı hatırlatıldı.
Raporda, acil durum odaklı politikalardan vazgeçilerek uzun vadeli yönetimi stratejilerine geçilmesi çağrısı yapıldı. Tarımda ürün deseninin değiştirilmesi ve verimli sulama yöntemlerine geçilmesi, yapay zeka ve uzaktan algılama ile su takibinin güçlendirilmesi, kirliliğin azaltılması, yer altı suları ve sulak alanların korunması önerildi.
Araştırmacılar, suyun siyasi ayrılıkların ötesine geçebilecek bir konu olarak, “parçalanmış dünyada bir köprü” işlevi görebileceğini vurguluyor.
BM raporu iklim değişikliğini sınırlamanın hem insanlar hem de ekosistemler için yeterli suyun sağlanmasında hayati önem taşıdığını bir kez daha ortaya koyuyor.
