Bilim insanları Antarktika buzullarının erimesini önlemek için sıra dışı bir plan üstünde çalışıyor: Buz tabakalarının önüne devasa bir set çekmek. Böylece buzulların sıcak deniz suyuyla aşınmasının önüne geçebileceklerini düşünüyorlar.

10Haber’de sıkça değindiğimiz bir konu var: Antarktika’nın geleceği. Son dönemlerde yapılan araştırmalar buzulların çok daha hızlı yok olduğunu gösteriyor. Bir grup bilim insanı küresel ısınmanın artmasıyla kutup bölgelerinde buzulların rekor seviye ve hızda eridiğini ve kaybı yavaşlatmak için acilen harekete geçilmesi konusunda uyarı yapıyor. Ekip uyarı yapmakla kalmayarak çözüm önerisi de sunmuş.

Önerdikleri çözüm şöyle: Amundsen Denizi kıyısına bağlanacak 100 km uzunluğunda bir set çekmek. Bu set okyanus tabanından 200 metre kadar yükselecek ve Antarktika kıyılarını oluşturan buzullara vurarak aşınmaya neden olan ılık su akışını kısmen kısıtlayacak. En azından bilim insanları böyle düşünüyor.

“Deniz Tabanı Seti” projesi hayata geçirilirse bugüne kadarki en büyük jeomühendislik projelerinden biri olacak. Bu seti çekmek için gereken bütçe az buz bir miktar değil: Thwaites buzulları önüne böyle bir set çekmenin maliyeti 50 milyar doların üzerinde olabilir. Laponya Üniversitesi’nden buzbilimci John Moore geçen hafta Observer’a “Bu devasa bir proje ama zaten devcileyin bir sorunla karşı karşıyayız” dedi. Bu devasa sorunu da şöyle özetledi:

“Antarktika’daki buzulların erimesi dünyanın dört bir yanında feci sel felaketlerini tetikleyebilir. Yüz milyonlarca insan bu sellerde evlerini kaybedebilir. Medeniyet için inanılmaz derecede kötü bir senaryo olur bu, o yüzden bir şeyler yapmamız şart.”

Cambridge Üniversitesi ve ABD’deki bilim insanlarıyla çalışan Moore’un önerdiği set Thwaites ve Pine Island buzullarının karşı tarafındaki deniz tabanı boyunca uzanacak. Setler artlarında kalan dev buz tabakalarının okyanusa doğru sürüklenmesini önleyen birer tıkaç görevi üstlenecek.

Setin su tabanından yukarı doğru nasıl çekileceğinin bir taslağı. Grafik: Nature

Bilim insanları Thwaites ve Pine Island buzulları erirse dünya genelinde deniz seviyesinin üç metre yükselebileceği konusunda uyarıyor. Küresel ısınmanın bölgeyi etkisi altına alması ve deniz sıcaklıklarının yükselmesine yol açması nedeniyle bu daha büyük bir ihtimal olarak görülüyor.

Projede yer alanlardan Cambridge Üniversitesi İklimi Düzeltme Merkezi Direktörü Shaun Fitzgerald “Buzullar yüzeylerini eriten sıcak havadan pek tabii etkileniyor ama yüzeyleri ayrıca sıcak deniz suyuyla da aşınır. İklim değişikliği nedeniyle gezegen ısındıkça okyanuslar da ısınıyor ve buzullarda yaşanan erozyon daha da artıyor” diyor.

Bilim insanları Antarktika kıyılarına ılık su akışını kısıtlayacak bir set inşa etmenin bu buzulların erozyona uğramasını yavaşlatabileceği konusunda hemfikir. Şimdiyse seti çekmek için kullanabilecekleri en iyi malzemeyi belirlemek üzere araştırmalara başlamaya hazırlanıyorlar.

Buzulları korumak için önerilen tek yöntem bu değil. Başka bir fikre göre hava da bariyer olarak kullanılabilir. Peki nasıl? Deniz tabanı boyunca bir boru döşenecek, bu boruların üstünde delikler olacak ve içinden hava pompalanacak. Bilim insanlarına göre borudan çıkan hava kabarcıkları sıcak deniz suyunun buzullara yaklaşmasını önleyebilir.

Projenin henüz çok başında olduklarını, dolayısıyla başarılı olup olmayacaklarından emin olmadıklarını söyleyen Fitzgerald “Tuz oranının su akışı üzerindeki etkilerini incelememiz, senaryoları görebileceğimiz bilgisayar simülasyonları gerçekleştirmemiz gerekiyor. Sürecin ardından ilk fiziksel testler için hazır olacağız” diyor.

Çeşitli modellerin deneneceği testlerin bu yılın sonlarına doğru Cam Nehri üzerinde yapılması planlanıyor. Moore “Sonrasında çalışmalarımızın ölçeğini büyüteceğiz. Örneğin bir prototip inşa etmek için Norveç’teki fiyortlardan birine gidebiliriz. Kesinlikle aceleye getireceğimiz bir iş olmayacak. Uzun yıllarımızı alacak. Ama planlamalara şimdiden başlamamız şart” diyor.

Antarktika’da geçen yıl şimdiye kadarki en şiddetli sıcak hava dalgası yaşanmış

Antarktika’yı kurtarma görevinde sadece jeomühendisliğe güvenmek için çok geç