İki ülke müzakerelerin ikinci tutunu Cenevre’de yaptı ve bir yol haritası belirlemek üzere temel ilkeler konusunda anlaştı. Yani bir anlaşmaya varmak için gereken yol haritasında uzlaştı ama henüz nihai bir anlaşma ufukta gözükmüyor.

İran Dışişleri Bakanı’na göre, İsviçre’de Amerikan ve İranlı yetkililer arasında yapılan dolaylı görüşmeler Salı günü “bir dizi yol gösterici ilke” üzerinde anlaşmayla sona erdi ve her iki taraf da potansiyel bir anlaşmaya ilişkin taslakları değiş tokuş etmeyi kabul etti.

Dışişleri Bakanı Abbas Arakçı, görüşmelerin içeriği veya bir sonraki görüşmelerin ne zaman yapılabileceği konusunda netlik sağlamayarak, hem olumlu hem de belirsiz bir tavır sergiledi.

The New York Times gazetesine göre Amerikan yetkililer görüşmeler hakkında kamuoyuna hemen açıklama yapmadılar, ancak isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD yetkilisi, iki tarafın ilerleme kaydettiğini söyledi. Yetkili, İranlıların önümüzdeki iki hafta içinde ABD ve İran arasındaki bazı farklılıkları gidermek için daha ayrıntılı öneriler sunacağını söyledi, ancak herhangi bir ayrıntı vermedi.

Arakçıi, İran devlet televizyonuna verdiği demeçte, Cenevre’de yapılan ve yaklaşık üç saat süren görüşmelerin, bu ay Umman’da yapılan önceki görüşmelere kıyasla “daha yapıcı” olduğunu ve “iyi ilerleme” kaydettiğini söyledi.

“Artık önümüzde açık bir yol var, ki bence bu olumlu bir durum,” dedi.

Arakçı, Ortadoğu’nun müzakerelerin çökmesi durumunda Amerikan saldırısı olasılığı nedeniyle hâlâ gergin olduğunu belirterek, bir anlaşmanın yakın olmadığını söyledi. İran, görüşmelerin kesinlikle nükleer programıyla sınırlı kalması konusunda ısrar ederken, ABD yetkilileri İran’ın balistik füzelerinin menzilini ve bölgedeki milis güçlerine verdiği desteği kısıtlamak için çaba göstereceklerini belirtmişti.

Arakçı, İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamalarda bu noktalara değinmedi ve sadece iki tarafın görüşmelere devam etmek ve “olası bir anlaşmanın metnini hazırlamaya doğru ilerlemek” için “bir dizi yol gösterici ilke üzerinde genel bir anlayışa” vardığını söyledi.

“Bu, hızlı bir şekilde bir anlaşmaya varabileceğimiz anlamına gelmiyor, ancak en azından yol başladı,” dedi.

Görüşmelere aşina olan üç İranlı yetkili, İran’ın nükleer zenginleştirmeyi üç ila beş yıl süreyle (bu süre Trump’ın başkanlık dönemini de kapsayacak) askıya almaya ve ardından sivil amaçlı zenginleştirme için bölgesel bir konsorsiyuma katılmaya istekli olduğunu belirtti. İran ayrıca, uluslararası denetçilerin huzurunda kendi topraklarındaki uranyum stokunu da seyreltmeyi taahhüt etti. Buna karşılık İran, ABD’nin finansal ve bankacılık yaptırımlarını ve petrol satışlarına yönelik ambargoyu kaldırmasını talep etti.

İsimlerinin açıklanmasını istemeyen yetkililer, İran’ın ayrıca ABD ile yatırım ve ticaret için finansal teşvikler ve fırsatlar sunduğunu, bunların arasında İran’ın petrol ve enerji sektörlerinin de bulunduğunu söyledi.

Görüşmeler, önceki görüşme turuna arabuluculuk yapan Umman Dışişleri Bakanı Badr Albusaidi’nin ev sahipliğinde Cenevre’de Umman büyükelçisinin konutunda gerçekleşti. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, görüşmeler öncesinde Ummanlı yetkililerin iki taraf arasında mekik dokuyacağını söyledi.

Albusaidi, görüşmelerin ardından sosyal medyada yaptığı açıklamada, görüşmelerin “ortak hedeflerin ve ilgili teknik konuların belirlenmesi yönünde iyi bir ilerleme kaydedilerek” sonuçlandığını söyledi.

“Nihai bir anlaşma için bir dizi yol gösterici ilke tanımlamak için birlikte ciddi çabalar sarf ettik,” diye ekledi. “Daha yapılacak çok iş var.”

İsminin açıklanmasını istemeyen iki ABD yetkilisine göre, Ortadoğu özel temsilcisi Steve Witkoff ve Başkan Trump’ın damadı Jared Kushner’ın görüşmelere katılması bekleniyordu.

Pazartesi günü Air Force One’da konuşan Başkan Trump, görüşmelere “dolaylı olarak” katılacağını ve bunların “çok önemli” olacağını söyledi. İran’ın bir anlaşma yapmak istediğini belirtti.

Amerikan başkanı, geçen ay İran’daki hükümet karşıtı göstericilere yardım sözü verdikten sonra, bölgede iki uçak gemisi de dahil olmak üzere ABD güçlerinin konuşlandırılması emrini vermişti. İnsan hakları örgütlerine göre, İran hükümeti bu protestoları kanlı bir baskıyla bastırmış ve binlerce kişi ölmüştü. Şimdi ise Trump, İran’ı nükleer ve askeri yeteneklerini sınırlayacak bir anlaşmaya varmaya veya olası bir saldırıyla karşı karşıya kalmaya çağırıyor. Geçen hafta sosyal medyada İran’la bir anlaşmayı tercih ettiğini, ancak bir anlaşmaya varılamazsa “sonucun ne olacağını görmek zorunda kalacağız” diye yazmıştı.

Bölgedeki ülkeler, potansiyel bir Amerikan saldırısının ve İsrail’i de içine çekebilecek bir İran misillemesinin Ortadoğu’yu istikrarsızlaştırabileceğinden ve Amerikan askerlerine ev sahipliği yapan Arap dünyasındaki ABD müttefiklerini tehlikeye atabileceğinden endişe duyuyor.

Görüşmelerin başlamasından kısa bir süre sonra Salı günü yaptığı bir konuşmada, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, Trump’ın bölgeye ikinci bir uçak gemisi gönderme emrine meydan okurcasına yanıt verdi.

Hamaney, “Uçak gemisi elbette tehlikeli bir ekipman parçasıdır,” dedi. “Ancak gemiden daha tehlikeli olan, onu denizin dibine gönderebilecek silahtır.”

Ayrıca İran’ın balistik füzelerinin menzilini sınırlama taleplerini “mantıksız” olarak nitelendirdi ve bu tür taleplerin ülkesinin öz savunma silahlarına sahip olma hakkına müdahale ettiğini savundu.

Yarı resmi Tasnim haber ajansına göre, Salı günü İran deniz kuvvetleri, önemli bir küresel denizcilik yolu olan Hürmüz Boğazı’nın bazı bölümlerini birkaç saatliğine kapatarak ikinci gün deniz “savaş oyunları” düzenledi.

İran hükümeti bir anlaşmaya varmak için önemli bir baskı altında. İran ekonomisi, ülkenin otoriter hükümetine karşı son protesto dalgasını tetikleyen ağır uluslararası yaptırımlar altında zorlanıyor.

İranlı yetkililer, yaptırımların hafifletilmesi olmadan nükleer zenginleştirme konusunda taviz vermeyeceklerini savundular. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı devlet medyasına verdiği demeçte, karşılığında Tahran’ın Washington’a petrol, doğalgaz ve madencilik gibi sektörlerde kazançlı yatırım fırsatları sunabileceğini söyledi.

Geçen yıl, ABD ve İranlı yetkililer yaptırımları sona erdirecek bir nükleer anlaşma müzakere etmeye çalıştılar, ancak görüşmeler devam ederken İsrail, İran nükleer programına karşı askeri bir kampanya başlattı ve bu da iki ülke arasında 12 günlük bir savaşa yol açtı.

ABD’nin hayalet bombardıman uçakları, İsrail saldırısına katılarak üç İran nükleer tesisini vurdu. Trump başlangıçta ABD bombardımanının İran’ın nükleer programını yok ettiğini söylemişti, ancak Amerikan istihbaratı daha sonra programın tamamen yok edilmediğini, ağır hasar gördüğünü belirtti.

Geçen hafta Washington’da Trump ile görüşen İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Pazar günü yaptığı açıklamada, Amerikan başkanının İran’ın 2025 görüşmelerinde daha fazla esneklik göstermeyerek “geçen sefer fırsatı kaçırdığını kesinlikle anlaması gerektiğine” inandığını söyledi.

Netanyahu, Kudüs’te bir grup Amerikalı Yahudi liderine yaptığı konuşmada, “Bu sefer fırsatı kaçırmayacaklarına dair ciddi bir olasılık olduğunu düşünüyor,” dedi, ancak “İran ile herhangi bir anlaşmaya” çok daha şüpheyle yaklaştığını da ekledi.