Kuzey Kore’de dış dünyaya karşı en sert ve en görünür yüzlerinden biri haline gelen Kim Jong Un’un kız kardeşi Kim Yo Jong İşçi Partisi Merkez Komitesi’nde “daire başkanı” seviyesine yükseltildi.
Bu, yalnızca bir unvan değişikliği değil; rejimin karar alma mekanizmasında daha “imza sahibi” bir konuma geçtiği anlamına geliyor.
Kuzey Kore’de devlet ile parti iç içe. Kritik görevler bakanlıklardan daha çok partinin Merkez Komitesi ve Politbüro gibi organlarında şekilleniyor. Bu yüzden Kim Yo Jong’un “tam yetkili daire başkanı” seviyesine gelmesi, uzun süredir fiilen yürüttüğü etki alanının artık resmiyet kazandığı şeklinde okunuyor. Güney Kore’deki bazı uzmanlar bu hamlenin onu fiilen “bakan” ayarında bir konuma taşıdığı görüşünde.
Kim Yo Jong’un ismi, son yıllarda özellikle Güney Kore ve ABD’ye yönelik sert mesajlarda “mühür” gibi kullanılıyor. Kim ailesinin dış politikada “kötü polis” rolünü çoğu zaman onun üstlendiği yorumları, Seul’de de Washington’da da sık yapılıyor.
Şimdi soru şu: Bu terfi, Kuzey Kore’nin dışarıya mesaj trafiğinde daha da agresif bir çizgiye mi işaret ediyor, yoksa içeride güç konsolidasyonunun bir parçası mı?
Terfinin zamanlaması dikkat çekici: İşçi Partisi’nin büyük kongresi, Pyongyang’ın hem içeriye hem dışarıya “yol haritası” sunduğu ender vitrinlerden biri.
Uluslararası ajansların aktardığı kongre gündeminde, son dönemin ana başlıklarının ekonomi ve “5 yıllık hedefler” olduğu vurgulanıyor. Buna rağmen kongredeki kadro hamleleri, dış politikanın da kapalı kapılar ardında yeniden kurgulanabileceğine işaret ediyor.
Kim Yo Jong’un daire başkanlığı seviyesine gelmesiyle birlikte, devlet medyasının hangi daireyi yöneteceğini açıkça yazmaması ayrıca dikkati çeken bir durum. Güney Kore kaynaklı değerlendirmelerde, daha önce içinde bulunduğu propaganda hattına yakın bir alanda etkisinin artabileceği ya da Seul’le ilişkiler ve dış strateji dosyalarında daha belirgin bir rol üstlenebileceği konuşuluyor.
Bu noktada Kuzey Kore’de “kurum isimleri” kadar “kime hangi dosya verildiği” de önemli. Kim Yo Jong’un bugüne kadar Kore Yarımadası dosyasında ve ABD mesajlarında kullanılan ana figürlerden biri olduğu düşünüldüğünde, terfinin pratik karşılığının “daha geniş yetki, daha yüksek sorumluluk” olması bekleniyor.
Kim Yo Jong’un en dikkat çekici özelliği, klasik diplomat profilinden ziyade “siyasi mesaj taşıyıcısı” rolüyle öne çıkması. Kuzey Kore, özellikle Güney Kore ve ABD’ye yönelik açıklamalarda sık sık onun imzasını kullanarak hem sertlik dozunu artırıyor hem de lider Kim Jong Un’u daha “uzakta” tutuyor. Bu, uluslararası ilişkilerde bilinen bir yöntem: Asıl liderin manevra alanını daraltmadan, yüksek tonda mesaj vermek.
Kuzey Kore’yi izleyen bazı araştırmacılar Kim Yo Jong’un Kim Jong Un’un “en güvendiği birkaç kişiden biri” olduğuna dikkat çekiyor. Zaten rejimin en kritik ihtiyacı güven: İç siyasetin acımasızlığı herkesin malumu.
Kim Jong Un’un 2013’te amcası Jang Song Thaek’i idam ettirmesi sistemin “aile içi çatışmayı bile” sıfır toleransla ele alabildiğinin simgesi olarak hatırlanıyor. Böyle bir atmosferde aynı soyadı taşımanın avantajı olduğu kadar riskleri de var.
Kim Yo Jong’un avantajı ise yalnızca aile bağı değil; yıllar içinde biriken “süreç hafızası”. Trump dönemindeki zirve diplomasisi (Singapur ve Hanoi) sırasında perde arkasında “çalışma düzeyi” ekibin içinde yer aldığı, yani teknik hazırlık süreçlerine de hâkim olduğu aktarılıyor. Bu tür dosyalar Kuzey Kore’de çok dar bir kadronun elinde tutuluyor.
Kim Yo Jong’un uluslararası kamuoyunda geniş kitlelerce tanınması 2018’e, Pyeongchang Kış Olimpiyatları’na uzanıyor. Güney Kore’ye gidişi, yalnızca bir “ziyaret” değildi; iki Kore arasında buzların geçici olarak eridiği, jestlerin ve sembollerin aşırı önem kazandığı bir dönemdi.
O günlerde ayrıntılar bile haberdi: Hangi kıyafeti giydi, kimin yanında oturdu, kime nasıl selam verdi… Hatta not alırken çekilen görüntüleri dahi mercek altına alındı.
Bu görünürlük, rejimin onu “gösterilebilir” bir yüz olarak konumladığını da düşündürdü. Kuzey Kore, liderin etrafındaki isimleri genellikle görünmez tutuyor; görünürlük bir tür “yetki işareti” olarak kabul ediliyor. Kim Yo Jong, o tarihten sonra hem içeride hızla yükseldi hem de dışarıya yönelik söylemde adeta “kurumsal bir sözcü” haline geldi.
Hakkındaki temel biyografik bilgiler sınırlı. Güney Kore tarafının değerlendirmelerinde 1980’lerin sonlarında doğduğu, Kim Jong Il ile Ko Yong Hui’nin çocuklarından biri olduğu ifade ediliyor. İsviçre’de eğitim gördüğüne dair bilgiler de uzun süredir uluslararası basında yer alıyor. Bu “İsviçre” detayı, Kim ailesinin dünyaya tamamen kapalı olmadığına dair nadir ipuçlarından biri olarak görülüyor.
Terfi haberinin bir diğer yankısı da “halefiyet” tartışmaları. Son yıllarda ’un kızı Ju Ae’nin bazı askeri etkinliklerde görüntülenmesi, “veliaht mı hazırlanıyor?” sorusunu güçlendirmişti. Ancak Kuzey Kore’de halefiyet meselesi, fotoğraftan çok kadro mühendisliğiyle anlaşılıyor. Bu nedenle bazı analistler, Kim Yo Jong’un yükselişini yalnızca dış politikayla değil, “aile içi güç mimarisiyle” birlikte okuyor.
Burada kritik nokta şu: Kim Yo Jong’un gelecekteki rolü, yalnızca kardeşine yakınlığıyla değil, rejimin bir sonraki 5 yıllık dönemde hangi riskleri öne koyacağıyla da şekillenecek. Ekonomi baskısı, yaptırımlar, Rusya-Çin hattıyla ilişkilerin seyri, ABD’deki siyasi iklim ve Güney Kore ile gerilim…
Bu başlıkların her biri, Pyongyang’ın “sert söylem” ile “taktik diplomasi” arasında gidip gelmesine yol açabilir. Kim Yo Jong da tam bu salınımın merkezindeki isimlerden biri.
Özetle: Pyongyang’ın “kapalı kutu” siyasetinde bir terfi, bazen bir sonraki dönemin şifrelerini taşır. ’un daire başkanlığı seviyesine çıkması hem içeride güven çemberinin daraldığını hem de dışarıya verilen mesajların daha kontrollü ama daha keskin bir kanaldan akabileceğini gösteriyor.
’yi izleyenler için bu terfi, yalnızca bir kişinin yükselişi değil; rejimin “kimlerle, hangi üslupla” yol yürümeyi planladığının da ipucu.
Haberle ilgili daha fazlası:
