İran’daki protestolar ve ülkedeki molla rejiminin bu protestoları bastırmak için yaptığı katliam dünyanın bir numaralı gündem maddesi olmayı sürdürüyor. Geçen hafta perşembe gününden beri dünyayla bağlantısı kesilen İran’da bu hafta başından beri neler olduğuna dair çok az bilgi alınabiliyor; protestoların devam ettiği ama katılan kitlenin ölüm korkusu nedeniyle azaldığı haberleri var. Öte yandan İran’daki molla rejimi, göstericilere gözdağı vermek için seri halinde idamlara başlama isteğini de sergiledi, ülkenin başsavcısı “Vakit geçirmeden hemen idam etmeliyiz” dedi. Daha birkaç gün önce evinden gözaltına alınan 26 yaşındaki genç bir adam olan Erfan Soltani’nin ailesine çocuklarının 14 Ocakta, yani dün idam edileceğinin bildirilmesi dünya çapında gerginliği arttırdı, çünkü Amerikan Başkanı Donald Trump “Eğer onları asarlarsa, bir şeyler göreceksiniz” diyerek İran’ı askeri müdahale ile tehdit etmişti. Ancak dün gece saatlerinde Amerikan Başkanı yeni bir açıklama yaparak İran’dan kendisine mesaj geldiğini, idamların ertelendiğini söyledi. Gerçekten de dün idam edildiği düşünülen Soltani’nin henüz idam edilmediği ortaya çıktı.
Bu son gelişme ABD’nin İran’a askeri müdahale olasılığını azaltmış ve görece bir gevşeme yaratmış olsa bile İran’ın çevredeki (Türkiye dahil) Amerikan üslerine saldırı tehdidinde bulunmuş olması ciddiye alındı. ABD, Katar’daki askeri üssündeki personel sayısını azalttı. Bu arada İran da kendi hava sahasını dün ve bugün için sivil uçuşlara tamamen kapattı. Bu da savaş hazırlığı olarak nitelendi.
The New York Times gazetesinin haberine göre İran içinde haber almakta güçlük çekildiği için protesto gösterilerinin devam edip etmediğini ve yaygınlığını öğrenmek zor. Ancak gazeteye göre geçen hafta sonu rejime bağlı milislerin göstericilerin üzerine doğrudan ateş açmasıyla yaşanan ve ölü sayısının 3 bini bulduğu öne sürülen katliam sonrası halk bakkala gitmek için bile sokağa çıkmaya korkuyor. Bu korku ortamına rağmen protestolar da, katılım azalsa bile devam ediyor.
Resimin baskısı sadece sokaktaki göstericilere değil, bu gösterilere katıldığı öne sürülen herkese yönelik.
BBC’nin haberine göre, geçtiğimiz perşembe günü bir gösteriye katıldığı gerekçesiyle tutuklanan Soltani’nin ailesine, gözaltından yalnızca birkaç gün sonra 14 Ocak’ta idam edileceği bilgisi verildi. İran Yargı Erki Başkanı Gulamhossein Mohseni-Ejei’nin protestocuların hızla yargılanacağını açıklaması da benzer vakaların artabileceği endişesini güçlendirdi.
Soltani’nin ailesi, son bir umutla önceki gece Karaj’daki Ghezel Hesar Hapishanesi önünde protesto düzenledi. Ailenin, genç adamın tek kişilik hücrede tutulduğunu öğrendiği ve saatlerdir kendisinden haber alamadığı bildirildi.
Hengaw İnsan Hakları Örgütü üyesi Arina Moradi, İngiliz gazetesi Daily Mail’e yaptığı açıklamada, Soltani’nin idam edilip edilmediğinin henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanamadığını söyledi. Moradi, ülkede internet ve iletişim ağlarının büyük ölçüde kesilmesi nedeniyle gelişmelere sağlıklı şekilde ulaşmanın mümkün olmadığını vurguladı.
Moradi ayrıca, Soltani’nin siyasi bir figür olmadığını, yalnızca ülkedeki mevcut koşullara tepki gösteren gençlerden biri olduğunu ifade etti. Hengaw’a göre, idam kararının tutuklamadan sadece dört gün sonra aileye bildirilmesi, insan hakları çevrelerinde “eşi benzeri görülmemiş” bir uygulama olarak değerlendiriliyor.
Ancak bu sabah The New York Times Soltani’nin ailesine ulaştı ve görüştü, genç adamın henüz idam edilmediği kesinleşti.
Trump: ‘Bize İran’da infazların durduğu bildirildi’
ABD Başkanı Donald Trump, kendisine İran’da protestocuların öldürülmesinin durduğunun ve idamın öngörülmediğinin söylendiğini açıkladı.
Beyaz Saray’daki Oval Ofis’te yaptığı konuşmada Trump, “Bize, İran’da infazların durdurulduğu bildirildi. Şu anda bir infaz planı ya da idam yok… Eğer böyle bir şey olursa hepimiz üzülürüz. Ancak bana ulaşan bilgilere göre infazlar durmuş” dedi.
ABD Başkanı bilginin kendisine “güvenilir kaynaklardan” verildiğini belirtti.
ABD yine de müdahale eder mi?
Amerikan Başkanının bu konuşması bir ölçüde uluslararası ortamı yumuşattı, tetikte duran ellerin gevşediği izlenimi verdi ama İran’a yönelik askeri müdahale olasılığı tamamen ortadan kalkmış da değil.
The New York Times gazetesi haberinde Pentagon’un Beyaz Saray’a İran’a yapılacak askeri müdahale için çok sayıda seçenek sunduğunu söylüyor.
The Wall Street Journal gazetesi ise ABD’nin bölgedeki Gerald Ford uçak gemisini Venezuela muhasarasına kaydırması nedeniyle askeri seçenekleri azalsa bile hala İran’ı vurmaya yetecek askeri kapasitesi olduğunu anlatıyor.
ABD’nin ağır bombardıman uçakları B-2’leri alarm durumuna geçirdiği, Hürmüz Boğazı ve etrafına füze atma kapasitesine sahip çok sayıda savaş gemisi ve denizaltı getirdiğine dair de haberler var.
BBC görgü tanıklarıyla konuştu: “Birdenbire kolumdaki hissin hafiflediğini fark ettim; elimde sadece ceketi kaldı”
Ailesinden biri, İran’da iki haftadan uzun süredir devam eden protestolara katılan Reza’nın anlattıklarını BBC Farsça’ya bu şekilde aktarıyor.
Maryam ölümcül şekilde vurulmuştu ve kurşunun nereden geldiğine dair hiçbir fikri yoktu.
Reza, Meryem’in bedenini bir buçuk saat boyunca taşıdı.
Yorgunluktan bitkin halde bir ara sokakta oturdu.
Kısa bir süre sonra, yakındaki bir evin kapısı açıldı.
Evin sakinleri onları garajlarına götürdüler, beyaz bir çarşaf getirdiler ve Meryem’in cesedini ona sardılar.
Maryam protestolara katılmadan günler önce, yedi ve 14 yaşlarındaki çocuklarına ülkelerinde olup bitenleri anlatmıştı.
“Bazen anne babalar protestolara gidiyor ve geri dönmüyorlar,” dedi.
“Benim kanım da, senin kanın da, başkasının kanından daha değerli değil.”
Güvenlik nedenleriyle Reza ve Maryam’ın isimleri değiştirildi.
Maryam, İran genelinde hızla yayılan protestolara yetkililerin ölümcül bir baskıyla karşılık vermesi nedeniyle evlerine dönmesi gereken ancak asla dönemeyen binlerce protestocudan biri.
En az 2400 ölü
ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), son üç hafta içinde aralarında 12 çocuğun da bulunduğu en az 2.400 protestocunun öldürüldüğünü doğrulayabildiğini bildirdi.
İran’da yaklaşık bir haftadır uygulanan internet kesintisi nedeniyle, önümüzdeki günlerde artması beklenen ölü sayısını belirlemek son derece zor.
Protestolar 31 vilayetin tamamına yayılmış durumda.
Gelen bilgiler, küçük şehir ve kasabalardaki cinayetlerin boyutunun büyük şehirlerdeki kadar ciddi olduğunu açıkça gösteriyor.
Kuzeyde 50 bin nüfuslu Tonekabon kasabasında Sorena Golgun Cuma günü öldürüldü.
Bir aile üyesinin ifadesine göre, 18 yaşındaki üniversite öğrencisi güvenlik güçlerinin kurduğu bir pusudan kaçarken “kalbinden vuruldu”.
Sorena gibi, öldürülen diğer protestocuların çoğu da genç ve hayallerle doluydu.
Rubina Aminian: İran’da 23 yaşında hayatını kaybeden moda öğrencisi
Rubina Aminian, moda tasarımı kariyerini İtalya’nın Milano kentinde sürdürmeyi ve el örgüsü kreasyonlarını Milano Moda Haftası’nda sergilemeyi hayal eden bir öğrenciydi. Ama hayalleri gerçekleşmeyecek.
Annesi cansız bedenini Tahran’daki adli tıp kurumunda, bir dizi genç protestocunun daha yanında buldu.
Tahran’daki Şeriati Üniversitesi’nde tekstil ve moda tasarımı okuyan 23 yaşındaki Rubina Aminian aslen Kirmanşah vilayetindendi.
Instagram sayfası pek çok diğer genç kız gibi, renkli ve geleneksel kıyafetleriyle poz verdiği videolarla dolu.
Aminian Kürttü ve Beluç nakışını çok seviyordu.
Instagram reel’lerinde, geleneksel Kürt kıyafetleri içerisinde, aynanın önünde makyaj yaparken görülüyor.
Çektiği videolara müzik ekleyerek Instagram sayfasında paylaşıyordu. İran hükümetinin kadınlar üzerindeki kısıtlamalarına direnen kadınlardan biriydi.
Rubina’nın Norveç’te yaşayan teyzesi Hilale Nuri, İran’daki ailesiyle Irak sınırındaki bir tanıdığı aracılığıyla konuşabildiğini anlattı.
BBC’ye konuşan Nuri, Rubina’nın “umut, duygu ve hayat dolu” bir genç kız olduğunu söyledi, kadın ve erkekler için eşit hakları savunduğunu anlattı.
“Beş yaşından beri annesinin dikiş makinesinde oyuncak bebekleri için kıyafet dikerdi” dedi.
“Kıyafet tasarlamaya ve renklere büyük ilgisi vardı. Karşı çıkılmasına rağmen, moda tasarımcısı olmak istedi ve üniversite eğitimi için de bu bölümü seçti” diye yeğenini anlattı.
Arkadaşlarının aktarımına göre Rubina üniversiteden çıktıktan sonra, 8 Ocak Perşembe günü protestolara katıldı.
Vurulduğu anda Rubina’nın yanında olanlara göre, hükümet güçleri onu “arkasından ve çok yakın bir mesafeden” vurdu.
Rubina vurulduğu yerde hayatını kaybetti.
Rubina’nın ailesi Kirmanşah’ta yaşıyor. Ölümünü haber alır almaz, anne ve babası Tahran’a gitti ve cansız bedenini adli tıp kurumunda buldu.
Rubina’nın annesi, “Orada bir tek kızım yoktu, öldürülen onlarca gencin cansız bedenini gördüm” diyor.
Ailesi cenazesini teşhis etti, ancak güvenlik güçleri cenazeyi teslim etmek istemedi.
Anlatılana göre, yetkililer, aileyi cenazeyi halkın katılımı olmadan, İran’ın batısındaki Kürdistan eyaletindeki Kirmanşah ve Kamyaran şehirleri arasında bir yere gömmeye zorladı.
Cenaze töreni düzenlemelerine izin verilmedi.
Rubina’nın teyzesi Nuri, kız kardeşinin Tahran’dan Kirmanşah’a kadar dört saatlik yol boyunca kızının bedenine sarıldığını söylüyor.
BBC’ye konuşan teyze, “Özgürlük, daha iyi bir hayat ve gelecek isteyen milyonlarca genç İranlıdan biriydi” diyor.
“Kadın hakları için sokağa çıktı, özgürlük için. Ölmeyi hak etmedi. İlericiydi. Yaslı kardeşim, İran’daki tüm anneler gibi, aslan gibi onların [güvenlik güçlerinin] önünde durdu, kızının bedenini kucakladı ve eve getirdi.”
