İran İslam Cumhuriyeti, 1979’da “İslam Devrimi” ile kuruldu. Aslında devrimi yapanlar İslamcılar değil, İran’ın Şah karşıtı bütün sivil toplumuydu ama mollalar kısa sürede duruma hakim oldu; Irak’a karşı başlatılan savaşla da “iç cephe”yi konsolide etti ve iktidarı koyulaştırdı.
Şimdi bu İran rejimi, kurulduğu günden bu yana en zorlu halk ayaklanmasıyla karşı karşıya. Pek çok uluslararası gözlemci ve İranlı uzmana göre bu “en büyük meydan okuma”ya karşı rejim de geride bıraktığımız hafta sonunda inanılmaz derecede sertleşti.
İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan’ın yatıştırıcı tutumuna karşın gösterilerde bir gerileme olmayınca İran önce ülkenin dış dünyayla bütün bağlantısını kesti. İnternet kapandı, uluslararası telefon görüşmeleri bile yapılamıyor.
Cuma katliamı
İran’da geçen hafta perşembe günü ülkenin küçük kasabalarına kadar yayılan çok büyük ve yaygın katılımlı protesto gösterileri oldu. Göstericiler yer yer polis binalarını ateşe verdi.
Ardından cuma günü Devrim Muhafızlarına bağlı milis güçler sahneye çıktı ve pazartesi günü durum iyice netleşti, o gün inanılmaz bir katliam yapılmıştı.
O güne kadar bütün insan hakları gözlemcisi örgütlere göre İran’da hayatını kaybeden gösterici sayısı 100’ün altındaydı ama pazartesi sabah olduğunda ölü sayısı 650’ye yükselmişti bile.
Dün sabah İran’dan gelen, uzun süre kimsenin inanamadığı ama sonunda pek çok uzman tarafından doğrulanan bir 4 dakikalık video görüntü dehşeti gözler önüne seriyordu. Tahran’daki morg binasının önünde onlarca, belki yüzlerce ölü ceset torbaları içinde yerlerde yatıyor, yakınları cesetlerin başında ağlıyordu.
Görgü tanıkları anlatıyor
İngiliz kamusal yayıncı kurululu BBC’nin Farsça yayın ekibi muhabirleri, İran’dan bazı görgü tanıklıklarının öykülerini derledi. O haber şöyleydi:
“Kendi gözlerimle gördüm. Doğrudan protestoculara ateş açtılar. İnsanlar durdukları yere düştü.”
Omid konuşurken sesi titriyordu. İzinin sürülmesinden korkuyordu.
İran ile dünyanın kalanı arasındaki sessizlik duvarını yıkmak, yetkililerin misillemede bulunması riski göz önünde bulundurulduğunda, büyük cesaret gerektiriyor.
Güvenliği için adını değiştirdiğimiz 40’lı yaşlarının başındaki Omid, birkaç gündür İran’ın güneyindeki küçük bir şehrin sokaklarında giderek kötüleşen ekonomik zorlukları protesto ediyor.
Güvenlik güçlerinin kentindeki silahsız protestoculara Kalaşnikof tüfeklerle ateş açtığını söyledi, “Zalim bir rejimle, boş ellerle savaşıyoruz” dedi.
Bir gösterici, elinde devrik Şah Rıza Pehlevi’nin oğlu Rıza Pehlevi’nin resmini tutuyor.
İran’dan bildirmek her zamankinden daha zor
BBC, geçen hafta ülke çapında düzenlenen geniş çaplı protesto gösterilerinin ardından güvenlik güçlerinin uyguladığı baskıya ilişkin benzer haberler aldı.
O tarihten bu yana internet erişimi yetkililer tarafından kesildiğinden, İran’dan bildirmek her zamankinden daha zor hale geldi.
BBC Farsça Servisi’nin İran’dan yayın yapması hükümet tarafından yasaklanmıştı.
Ülke çapındaki en büyük hükümet karşıtı protestolardan biri, gösterilerin 12. gecesi olan 8 Ocak Perşembe günü düzenlendi.
İran’ın 1979’daki İslam Devrimi’yle devrilen son şahının sürgündeki oğlu Rıza Pehlevi’nin çağrıları sonrası 8 ve 9 Ocak’ta düzenlenen protestolara çok sayıda kişinin katıldığı görülüyor.
İran’ın dini lideri Ali Hamaney, 10 Ocak’ta yaptığı açıklamada, “İslam Cumhuriyeti geri adım atmayacaktır” dedi.
Görünen o ki, güvenlik güçleri ve Devrim Muhafızları emirleri ondan aldığı için, en büyük katliam bu uyarıdan sonra yaşandı.
Devlet medyasına göre İranlı yetkililer ABD ve İsrail’i sorun çıkarmakla suçladı ve “terörist eylemleri” kınadı.
Cuma günü Tahran’dan bazı manzaralar.
‘Bu tek taraflı bir savaş, insanlar sadece slogan atıyor ve öldürülüyor’
Tahranlı genç bir kadın 8 Ocak’ta yaşananların “kıyamet gününü” andırdığını söyledi:
“Tahran’ın ücra mahalleleri bile protestocularla doluydu. İnanamayacağınız yerler dolup taşmıştı.
“Ancak Cuma günü (9 Ocak) güvenlik güçleri sadece öldürdü, öldürdü ve öldürdü. Bunu kendi gözlerimle görmek beni o kadar rahatsız etti ki, ben de moral kalmadı. Cuma günü kanlı bir gündü.”
Tahranlı genç, Cuma günkü cinayetlerden sonra insanların dışarı çıkmaya korktuğunu, birçok kişinin artık ara sokaklarda ve evlerinde slogan attığını söyledi.
Tahran’ın bir savaş alanına dönüştüğünü, protestocuların ve güvenlik güçlerinin sokaklarda mevzilenip siper aldıklarını belirtti ve ekledi:
“Savaşta her iki tarafın da silahı vardır. Burada insanlar sadece slogan atıyor ve öldürülüyor. Bu tek taraflı bir savaş.”
‘Protestoculara gerçek mermilerle ateş açtılar’
Tahran’ın batısındaki Fardis kentinden görgü tanıkları, Devrim Muhafızları’na bağlı paramiliter Besic gücü mensuplarının Cuma günü, sokaklarda saatlerce polis olmamasının ardından aniden göstericilere saldırdığını söyledi.
Görgü tanıklarına göre, üniformalı ve motosikletli güçler doğrudan protestoculara gerçek mermilerle ateş açtı.
Üzerinde herhangi bir işaret olmayan araçların da ara sokaklara girdiği ve araçtakilerin protestolara katılmayanlara ateş açtığı bildirildi.
Bir görgü tanığı, “her sokakta iki ya da üç kişinin öldürüldünü” iddia etti.
Bu fotoğraf İran’ın büyük kentlerinden Meşhed’den
‘İran’da gerçekten neler yaşandığını tasavvur etmek zor’
BBC Farsça Servisi’ne konuşan görgü tanıkları, dünyanın İran’da gerçekten neler yaşandığını tasavvur etmenin zor olduğunu ve şu ana kadar uluslararası medya tarafından bildirilen ölü sayısının tahminlerinin sadece bir kısmını yansıttığını söylüyor.
Uluslararası yayın kuruluşlarının İran içinde serbestçe çalışmalarına izin verilmiyor.
Yayın kuruluşları da çoğunlukla ülke dışında faaliyet gösteren İranlı insan hakları örgütlerine güveniyorlar.
12 Ocak’ta Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü (IHRNGO), ülkede dokuzu 18 yaşın altında olmak üzere en az 648 protestocunun öldürüldüğünü açıkladı.
Bazı yerel kaynaklar ve görgü tanıkları ise farklı şehirlerde öldürülenlerin sayısının birkaç yüz ile binlerce kişi arasında değiştiğini söylüyor.
BBC halen bu rakamları bağımsız olarak doğrulayamıyor.
İranlı yetkililer de şu ana kadar ölen protestocuların sayısına ilişkin resmi bir açıklama yapmadı, şeffaf istatistikler de sunmadı.
İran medyası ise protestolar sırasında 100 güvenlik görevlisinin öldürüldüğünü ve “isyancılar” olarak nitelendirdiği protestocuların çeşitli şehirlerde onlarca cami ve bankayı ateşe verdiğini bildirdi.
BBC Farsça Servisi tarafından doğrulanan videolarda da protestolar sırasında farklı yerlerde polis araçlarının ve bazı hükümet binalarının ateşe verildiği görülüyor.
Görgü tanıklarının BBC’ye yaptıkları açıklamalar ve gönderdikleri videolar çoğunlukla Tahran, yakınlardaki Karaj, kuzeydeki Reşt, kuzeydoğudaki Meşhed ve güneydeki Şiraz gibi büyük şehirlerden.
Bu bölgeler Starlink uydu ağı aracılığıyla daha fazla internet erişimine sahip.
Starlink’e erişimleri fazlasıyla sınırlı olduğu için ilk kayıpların çoğunun yaşandığı küçük kasabalardan gelen bilgiler ise çok az.
Ancak çeşitli şehirlerden gelen haberlerin tutarlı ve benzer olması, baskının ne kadar şiddetli olduğuna, ölümcül şiddete de ne kadar yaygın başvurulduğuna işaret ediyor.
Cuma akşamından bir başka fotoğraf.
Çok sayıda ceset ve yaralı
BBC’ye konuşan hemşire ve sağlık görevlileri, çok sayıda ceset ve yaralı protestocu gördüklerini söyledi.
Hemşire ve sağlık görevlileri, birçok şehirde hastanelerin dolup taştığını, özellikle başlarından ve gözlerinden ağır yaralananları ise tedavi edemediklerini belirtti.
Bazı görgü tanıkları, cesetlerin “üst üste yığıldığını” ve ailelere teslim edilmediğini bildirdi.
Pazar günü aktivistlerin yönettiği Telegram kanalı Vahid Online’da yayımlanan videolar, Tahran’daki Kahrizak Adli Tıp Merkezi’nde çok sayıda ceset olduğunu ve birçok ailenin ya yas tuttuğunu ya da cesetleri teşhis etmeye çalıştığını gösterdi.
Kahrizak’tan olduğu anlaşılan videolardan birinde, yakınları bir ekranda gösterilen kimliği belirsiz cesetlerin fotoğraflarına bakarken görülüyor.
Bir diğer videoda, tesis içinde ve dışarıdaki sokakta siyah torbalar içinde çok sayıda ceset görülüyor. Bunlardan sadece bazılarının kimlikleri tespit edilebilmiş.
Bir videoda içinde çok sayıda ceset bulunan deponun içi gösterilirken, bir diğerinde bir kamyonun boşaltıldığı ve içinden cesetlerin çıkarıldığı görülüyor.
Meşhed’deki bir mezarlıkta çalışan bir morg görevlisi, Cuma sabahı gün doğmadan önce başlarından vurulmuş 180-200 arasında kişinin cesetlerinin getirildiğini ve bu kişilerin hemen gömüldüğünü söyledi.
BBC Farsça Servisi’ne konuşan Reşt kentinden bir kaynak, protestoculardan 70’inin cesedinin Perşembe günü şehirdeki bir hastane morguna nakledildiğini söyledi.
Kaynağa göre, güvenlik güçleri cenazeleri ailelere teslim etmeden önce “mermiler için ödeme” talep etti.
Tahran’ın doğusundaki bir hastanede çalışan bir sağlık personeli de BBC Farsça Servisi’ne, Perşembe günü yaklaşık 40 cesedin buraya getirildiğini söyledi.
Doktorun kimliğini korumak için hastanenin adını açıklamıyoruz.
ABD ne yapacak?
İran’daki protestolara karşı rejimin sokaklarda katliam yapmasına en sert tepkiyi ABD Başkanı Donald Trump gösterdi ve İran’ı vurmakla tehdit etti. Trump, pazar günü gazetecilere “İran’ın kırmızı çizgiyi geçtiğini” söyledi.
Günlerdir Beyaz Saray’da İran’a yapılacaklar konusunda toplantılar düzenleniyor. Dün Beyaz Saray sözcüsü “Diplomatik seçeneğe ağırlık vereceklerini ama askeri seçeneğin de masada olduğunu” söyledi.
The New York Times’ın haberine göre Amerikan ordusu oldukça kapsamlı bir saldırı planı sundu ve başkana çok sayıda farklı seçenek önerdi. Ancak gazeteye göre başkan şimdilik askeri seçeneklerden yana değil.
Yüzde 25 gümrük vergisinden Türkiye de etkilenecek
Onun yerine Başkan Trump İran İslam Cumhuriyeti ile iş yapan ülkelere yönelik yeni bir yaptırım kararını duyurdu. Trump, Truth Social hesabından yaptığı açıklamada, İran’la ticari faaliyet yürüten ülkelerin ABD ile tüm ticari işlemlerde yüzde 25 oranında ek gümrük vergisi ödeyeceğini belirterek, kararın “derhal yürürlüğe gireceğini” ve “kesin ve nihai” olduğunu ifade etti.
Bu ülkelerin isimleri açıklanmadı ama en fazla etkilenecek ülkelerin Türkiye, Hindistan ve Çin olması bekleniyor. Bunun yanı sıra İran petrolü ve gazı alan bazı Ortadoğu ülkeleri de yeni yaptırımlardan etkilenebilir.
