Türkiye, öteden beri dünyanın başka pek çok ülkesi gibi bireylerin yurt dışından kişisel ihtiyaçları için kitap, kaset veya değeri görece düşük alışveriş yapmasını her bir paketin bedeli belli bir seviyeye gelene kadar gümrük vergisine tabi tutmuyordu.
Bir zamanlar 100 dolara kadar olan paketlere uygulanan bu gümrük vergisi muafiyeti sayesinde pek çok kişi yurt dışından kitap, video kaset veya DVD, müzik CD’si, bazen de ufak tefek tekstil ürünü vs satın alıyor, evine getirtiyordu.
Bu yurt dışından küçük alışveriş 2018 yılından itibaren göze batmaya başladı. Önce muafiyet sınırı adım adım azaltıldı, sonra geçen hafta yayımlanan bir Cumhurbaşkanlığı kararıyla son olarak paket başına kargo ücreti dahil 30 Euroya kadar düşmüş olan muafiyet sıfırlandı.
Gümrük muafiyetini iş modeli yapan Çin şirketleri
Son yıllarda Çin kaynaklı bazı e-ticaret şirketleri ülkelerin bu gümrük muafiyetlerini kendilerine iş modeli yaptılar. Örneğin Türkiye’de de faaliyet gösteren Temu, Türk müşterilere tam da bu gümrük muafiyet bedelinin altındaki paketlerle alışveriş yapmalarını öneriyor, daha yüksek bir sepete sahip olursanız sizi uyarıyor, bazı şeyleri paketten çıkarmanızı istiyor. Temu milyarlarca dolar değerinde bir şirket.
Türkiye’de faaliyet göstermeyen Shein de bir Çin şirketi. Onlar Amerika’nın oldukça yüksek (600 dolar) olan muafiyet sınırını kullanarak bir iş modeli geliştirdiler ve inanılmaz başarılı oldular.
İTO Başkanının sevinci
Türkiye’de yetkililer 30 euro’luk gümrük muafiyetinin kaldırılmasının nedenini açıklarken bu hareketin cari açığı sınırlamak ve ticareti vergilendirmek için olduğunu söylediler. Türk iş dünyası alınan bu kararı alkışladı. Alkışlayanlardan biri de İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekip Avdagiç’ti.
Avdagiç, sosyal medya hesabından konuyla ilgili şöyle yazdı:
“30 Euro limitinin kaldırılmasını yerli üretim için çok önemli bir fırsat olarak görüyoruz.
İş dünyası olarak uzun süredir gündemde tuttuğumuz ve yerli üretici ve üretimi himaye bakımından önemsediğimiz yurt dışından posta veya kargonun 30 Euro limit olmadan gümrük işlemlerine tabi tutulması yönündeki Cumhurbaşkanı Kararı’nı memnuniyetle karşılıyoruz. Bu süreçte yerli üretimin korunması ve adil rekabet ortamının güçlendirilmesine yönelik yaklaşımları dolayısıyla Ticaret Bakanlığımıza ve Ticaret Bakanımız Prof. Dr. Ömer Bolat’a teşekkür ederiz. AB’nin de 150 Euroluk gümrüksüz alışveriş muafiyetini kaldırmasının gündemde olduğunu biliyoruz. Resmi Gazete’de bugün yayınlanan kararı, bu yönüyle küresel ölçekte korumacı ticaret reflekslerini yansıtan ve uluslararası eğilimlerle eşgüdüm içinde değerlendirilmesi gereken bir adım olarak görüyoruz.
Bu düzenleme, orta ve uzun vadede Türkiye’nin üretim kapasitesini, istihdamını ve ticari dengelerini güçlendirecek bir fırsata dönüşebilir. Bu nedenle markalaşma, ölçek ekonomisi, tasarım alanlarında atılacak yeni adımlar ve Türkiye’nin e-ihracatta dünya markası olması için devletin desteğiyle birlikte yerli üreticilerimizin atacağı adımlara odaklanmalıyız.
Bu kararla birlikte yerli üreticilerimize tüketicimizin mağduriyet yaşamasını önlemede önemli sorumluluklar düşüyor. En başta üreticilerimiz ve markalarımız, üretimde kazanacağı maliyet avantajlarını tüketiciye daha çok yansıtmalıdır. Yerli üreticilerimizin fiyat-kalite dengesi tutturup, erişilebilir ürün gamını genişleterek, kararın amacının hasıl olması için tüm gücünü göstereceğine inanıyorum.”
Yerli üretim artar mı?
Avdagiç mesajını yorum ve tartışmalara kapatmıştı, o yüzden onun mesajının altına kimse bir şey yazamadı. Bazı okuyucular, X’in “Bağlam ekleme” özelliğinden yararlanarak mesaja yapay zeka aracılığıyla açıklık getirdiler. Yapay zeka Avdagiç’in mesajının doğruluğunu kontrol ettikten sonra “Söz konusu düzenlemenin yerli üretimi arttırmayacağı açık” diye yazdı.
Ama yapay zekanın ötesinde, Avdagiç’e verilen cevaplardan biri dikkat çekiciydi ve 10 Ocakta yazıldığı günden beri hem binlerce kez paylaşıldı hem de milyon kez okundu. O cevabı bir başka sosyal medya kullanıcısı Ertaç Paprat vermişti.
Hepi topu 150 bin paket
Paprat’ın paylaşımı aynen şöyleydi:
“Yerli üretim koruması diyorsunuz. Rakamlarla konuşalım.
2024’te sizin temsil ettiğiniz firmaların Çin’den ithalatı: 45 milyar dolar. Temu’nun Türkiye’deki toplam hacmi: 1.3 milyar dolar.
Siz 45 milyar dolarlık ithalatı yapıyorsunuz, sonra Temu’nun 1.3 milyar dolarına “yerli üretimi tehdit ediyor” diyorsunuz. Temu sizin ithalatınızın yüzde 3’ü bile değil. Tek farkı: Temu aracısız satıyordu, siz aracısınız. Simdi aracı olmadan ürün alamıyoruz, diyeceğim ürünleri ihtiyaca değil sürüm ve kâra göre getirdiğiniz için ihtiyaç olabilecek şeylerin çoğunu alamayacağız bile.
“Büyük tehdit” dediğiniz YYP’den Türkiye’ye günlük 150.000 paket geliyordu. Yıllık 55 milyon paket. 85 milyon nüfusa bölün: Kişi başı yıllık 0.65 paket. Ortalama vatandaş yılda 1 paket bile almıyordu yurt dışından. Tüm bu düzenlemeler, vatandaşın yılda 1 kez bile yapmadığı alışveriş ama bir takım ithalatçıların tekelleşip karını maksimize etmesi için.
2 dolarlık telefon kılıfını 500 liraya satıyorsunuz
Alibaba’da 2 dolar telefon kılıfı, sizin “yerli markanızla” 500 TL. 1688.com’da 5 dolar ayakkabı, sizin “Türk markanizla” 2.500 TL. Aynı fabrika, aynı ürün, 20x fiyat farkı. Bu fark gümrük değil, vergi değil sizin tekel kârınız.
Muafiyetler düşürülüp, gümrük kapandıktan sonra ne oldu? Hazır giyim ithalatı %18 artti. Üretim artmadı, kapasite %68’e düştü, 56.000 kişi issiz kaldı. Ayni ürünler geliyor sadece simdi sizin aracılığınızla, sizin fiyatınızla.
Katma değerden bahsediyorsunuz. Gerçek katma değer nedir biliyor musunuz?
Dream Games: 300 çalışanla 2 yılda 2.75 milyar dolar değer. Çalışan başı 9 milyon dolar.
Peak Games: 1.8 milyar dolarlık çıkış. Türkiye’ye net döviz girdisi.
Trendyol: 16.5 milyar dolar değerleme, 50.000 istihdam.
Sizin temsil ettiğiniz “yerli üreticiler”? Çin’den ithal et, etiket bas, 10x fiyatla sat. Çalışan başı değer: 50-100 bin dolar. 100 kat fark var. Teknoloji firmaları döviz kazandırıyor, siz döviz harcıyorsunuz. Onlar ihracat yapıyor, siz ithalat. Onlar değer üretiyor, siz rant.
Hangisi vatan hainliği?
Siz konteynerle Çin’den mal getirince “dış ticaret.” Vatandaş kargoyla sipariş verince “vatan hainliği.” Siz %1000 karla satınca “katma değer.” Temu %50 karla satınca “haksız rekabet.”
15 yıldır koruma üstüne koruma aldınız: 1.500 Euro, 150 Euro, 30 Euro, simdi sıfır. Her seferinde “yerli üretici, rekabet” dediniz. Sonuç: Hala net bir rakam ortaya koyamıyorsunuz, sadece fiyatları arttırıyorsunuz.
Türkiye’nin gerçek katma değer üreten teknoloji firmaları devlet desteği olmadan milyar dolarlık şirketler çıkarırken, sizin 100 yıllık ithalat/rant iş modeliniz sübvansiyonla, gümrük duvarıyla, korumacılıkla hala ayakta duramıyor.
“Yerli üretimi koruyoruz” demeyin, “ithalat tekelimizi koruyoruz” deyin. En azından dürüst olur.”
Ticaret Bakanına göre muafiyetin kaldırılma nedeni “sağlık”
Türkiye’nin gündemindeki bu küçük ticarete gümrük muafiyetinin kaldırılması konusuna dün CHP lideri Özgür Özel de grup konuşmasında değindi ve iktidarı eleştirdi. Özel, kararın bazı büyük firmaları korumak için alındığını öne sürdü. Özel’in eleştirilerine cevap veren Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise muafiyetlerin kaldırılmasını “tüketici sağlığı”na bağladı.
Bolat şöyle dedi:
“Bu anlayışla, muafiyetler kapsamındaki ithalatta yapılan denetimler, tüketicilerin ciddi güvensizlik barındıran, toksik ve kanserojen maddeler içeren ürünlere maruz kaldığını, bağımsız laboratuvarlar aracılığıyla ortaya koymuştur.
Bize gelen tüketici şikayetleri üzerine Bakanlık ilgili birimleri tarafından yoğun bir ürün denetleme çabası içine girildi.
Yüzlerce ürün alındı, uluslararası akredite laboratuvarlarda incelendi ve sonuçta yüzde 81 uygunsuz ürün olduğu, analiz sonuçlarıyla tespit edildi.
Bunların içinde ayakkabılar, oyuncaklar, saraciye ürünlerinde yasal sınırların çok üzerinde fitalat, kurşun gibi kanserojen, toksik maddeler var.”
