Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık için Dubai’nin ardından Malta yeni merkez haline geldi. Avrupa Birliği üyesi ada ülkesi konaklama zorunluluğu istememesi, 190’ı aşkın ülkeye vizesiz seyahat imkanıyla Türk yatırımcıların tercihi.

Küresel yatırım göçü rotasında önemli bir değişim yaşanıyor. Son dönemde yatırımcıların odak noktasında yer alan Dubai, bölgesel savaşların ve ekonomik belirsizliklerin etkisiyle cazibesini yitirmeye başlarken, Türk yatırımcılar başta olmak üzere varlıklı kesimlerin yeni adresi Malta oldu.

Malta modelini diğer programlardan ayıran en temel özellik, yatırımcılara “ülkede yaşama zorunluluğu” getirmemesi. Birden fazla ülkede ticari faaliyeti olan ve sürekli seyahat eden yatırımcılar için büyük bir avantaj sağlayan bu yapı, “Avrupa’da bir kapısı olsun ama hayatını tamamen oraya taşımasın” diyen profilin ilgisini çekiyor.

Malta’nın sunduğu kalıcı oturum programı, belirli finansal kriterlere dayanıyor:

Gayrimenkul Yatırımı: Minimum 375 bin Euro tutarında taşınmaz edinimi.

Kiralama Modeli: Yıllık 14 bin Euro’dan başlayan kiralama seçeneğiyle esnek giriş imkânı.

Hareket Kabiliyeti: Schengen bölgesinde serbest dolaşım ve Malta pasaportuyla 190’ı aşkın ülkeye vizesiz seyahat.

Küresel ölçekte yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık programlarının hacmi 100 milyar doları aşarken, Malta bu pastadan aldığı payı her geçen gün artırıyor. 2025 yılında %6,4 oranında büyüme kaydeden Malta ekonomisine, bu programların 2024 yılındaki doğrudan katkısı 132 milyon Euro olarak açıklandı.

Programın sadece yatırımcıyı değil, tüm aileyi kapsaması; çocukların eğitim planlaması ve gelecek kuşakların mobilitesi açısından da tercih edilme sebepleri arasında yer alıyor. Sektör temsilcileri, Malta’nın artık sadece bir tatil destinasyonu değil, stratejik bir “ikinci plan” merkezi olarak konumlandığını belirtti.