Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu DEİK'in Avrupa İş Konseyleri Koordinatörü Mehmet Ali Yalçındağ, DEİK Başkanı Nail Olpak ve 26 Avrupa ülkesiyle ilgili Türk iş konseyi başkanının AB liderlerine yollayıp bugünkü Financial Times'da da tam sayfa ilan olarak yayınladığı açık mektubun tam metni.

Sayın Roberta METSOLA

Avrupa Parlamentosu Başkanı

Sayın António COSTA

AB Konseyi Başkanı

Sayın Ursula von der LEYEN

Avrupa Komisyonu Başkanı

Sayın Başkanlar,

Yirmi birinci yüzyılın ikinci çeyreğine girerken, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler arasındaki 26 iş konseyinin başkanları olarak sizlere içten selamlarımızı iletiyor, bu zorlu dönemdeki liderliğiniz için iyi dileklerimizi sunuyoruz.

Türk iş dünyası uzun yıllardır Avrupalı ortaklar, kurumlar ve pazarlarla yakın bir etkileşim içinde bulunuyor. Avrupa’nın birlik, dayanıklılık ve küresel rolünü güçlendirmeye yönelik çabalarını dikkat ve takdirle izliyoruz.

Avrupa değerlerine ve ideallerine olan güçlü bağlılığımızın temelinde, kıtamızın ekonomik gücüne ve küresel rekabetçiliğine yapıcı katkı sunmaya hazırız. On yıllardır Türk şirketleri ve girişimcileri, Avrupa’nın değer zincirlerinin, sanayi ekosistemlerinin ve inovasyon ağlarının ayrılmaz bir parçası oldular. Avrupa’nın gelecekteki refahının, iş birliği, açıklık ve tüm insani, ekonomik ve teknolojik kaynaklarının etkin biçimde seferber edilmesine bağlı olduğuna inanıyoruz; buna Türk iş dünyasının sunduğu katkılar da dahildir.

Sizlerin de güçlü biçimde ifade ettiği üzere, AB derin ve eş zamanlı meydan okumalarla karşı karşıya. Yapay zekâ ekonomileri ve toplumları eşi benzeri görülmemiş bir hızla dönüştürüyor. Yeşil dönüşüm stratejik vizyon, sürdürülebilir yatırımlar ve toplumsal uyum gerektiriyor. Artan sosyal kaygılar, demografik değişim ve göç baskıları demokrasilerimizin dayanıklılığını zorluyor. Transatlantik ilişkiler giderek daha karmaşık bir küresel ortamda yeniden şekilleniyor. Avrasya genelinde süregelen jeopolitik gelişmeler Avrupa’nın güvenlik ortamını etkilemeye devam ederken, Asya Pasifik’in küresel ağırlığındaki artış tarihsel önem taşıyan uzun vadeli stratejik, teknolojik ve ekonomik sonuçlar doğuruyor.

AB’nin bu küresel değişime vereceği yanıtın temel unsurlarından biri, AB’nin gerçek bir küresel güç olma yolundaki istikrarlı ilerleyişine Türkiye’nin tam entegrasyonudur. Her iki tarafın da ele alması gereken mevcut başlıkların farkındayız. Ancak dünyanın bugün karşı karşıya olduğu sarsıntılar dikkate alındığında, Türkiye’nin katılım sürecindeki mevcut durgunluk döngüsünü kırmak aciliyet kazandı. Tarih siyasi süreçlerden daha hızlı ilerliyor ve Avrupalılar olarak hep birlikte kıtamızdaki gelecek nesillere karşı sorumluluk, cesaret ve bilgelik sınavıyla karşı karşıyayız; bu sorumluluk bugün şekilleniyor.

Bu çerçevede Türkiye AB ilişkilerinde bir paradigma değişimi öneriyoruz. Türkiye’nin katılım sürecini tıkayan mevcut verimsiz metodolojinin yeniden ele alınmasının zamanı gelmiştir. Türkiye’ye AB üyeliğine dair açık ve net bir perspektif sunulması önemli.  Türkiye ile AB’nin geleceğinin bütünlüğünün yeniden teyit edilmesi stratejik berraklığı ve karşılıklı güveni yeniden tesis edecektir.

Zaman, güçlendirilmiş diyalog, Türk toplumunun dinamizmi ve AB’nin dönüştürücü gücü katılım sürecini şekillendirebilir ve mevcut sorunların çözümüne yönelik yapıcı bir yol açabilir. Ayrıca Türkiye ile AB arasındaki bazı ikili meseleler gerçek olsa da bunlar kıtamızın karşı karşıya bulunduğu hayati ve varoluşsal meydan okumalarla kıyaslandığında orantısız hale geldiler. Güçlü, bütünleşmiş ve küresel ölçekte etkili bir AB yalnızca Avrupa ülkeleri için değil, Türkiye de dahil olmak üzere komşuluk bölgelerimiz ve daha geniş dünya için de vazgeçilmezdir.

Avrupa ekonomisinin, rekabet gücünün ve stratejik özerkliğinin ayrılmaz bir parçası olan Türkiye, AB’nin yeni ekonomik güvenlik ve savunma mimarisine tam anlamıyla entegre edilebilir. Ayrıca, jeopolitik olarak parçalanmış bir dünyada Avrupa’nın rekabetçiliği, güncellenmiş bir AB Türkiye Gümrük Birliği ile daha da güçlenecektir. 

Türk şirketleri, Türkiye’de faaliyet gösteren AB şirketleriyle birlikte, yatırımlar, inovasyon ve uzun vadeli ortaklıklar yoluyla daha güçlü, daha rekabetçi ve daha özgüvenli bir AB’ye katkı sunmaya hazırlar. Ortak geleceğimizi güvence altına almak için gerekli cesur adımları atacağınıza dair vizyoner liderliğinize güveniyoruz ve bu çabaya destek vereceğiz.

Yapıcı ve vizyoner AB politikalarının Türkiye’de de güçlü biçimde karşılık bulmasını sağlamak bizim sorumluluğumuzdur.

Saygılarımızla

İş dünyasından kuvvetli mesaj: Türkiye’siz Avrupa, Avrupasız Türkiye olmaz

26 Türk iş liderinin bugün Financial Times’da yayınlanan açık mektubunda göremediğim üç kelime