Ekonomist Mahfi Eğilmez altın ve gümüş fiyatlarında yaşanan rallinin nedenlerini değerlendirdi, Türk yatırımcısı için riskleri sıraladı.

İktisatçı Mahfi Eğilmez altın ve gümüşte son yıllarda yaşanan gelişmelerin tarihi gelişimini inceledi.

Eğilmez kişisel blogunda yayınladığı “Altın ve Gümüş Fiyatları” başlıklı yazısında, Türk yatırımcısının değerli metallerde kazancının gelişimini değerlendirirken, dolar/TL’deki değişimlerin de etkisine işaret etti.

Mahfi Eğilmez’in yazısı şöyle:

“Aşağıdaki tablo 2024 yılı itibarıyla dünya altın ve gümüş üretiminde en fazla payı olan 10 ülkeyi gösteriyor (kaynak: tradingeconomics, Wikipedi):

Tabloya göre altın üretiminde birinci sırada bulunan Çin, gümüş üretiminde de ikinci sırada yer alıyor. ABD her iki değerli metalin üretiminde de Çin’in oldukça gerisinde bulunuyor.

Üretilen altının yüzde 10’dan fazlası tıp, elektronik, otomotiv, savunma ve havacılık sanayilerinde kullanılıyor. Geri kalanın önemli bir bölümü külçe, para olarak saklanıyor ve bir bölümü de takı, mücevher yapımında kullanılıyor. Risklere karşı bir çeşit güvence görevi gördüğü için risklerin arttığı dönemlerde talebi ve dolayısıyla fiyatı artıyor.

Gümüş hangi alanlarda kullanılıyor?

Gümüş; pil yapımında, takı ve kuyumculukta, tıp alanında, fotoğrafçılıkta, elektronik sanayisinde, dişçilikte, güneş enerjisi üretimi sağlayan panellerde, elektrikli sanayisinde ve diğer bazı alanlarda kullanılıyor.

Özellikle son yıllarda üretimine alternatif oluşturmak için geliştirilen güneş enerjisi panelleri ve benzin veya mazotla çalışan arabaların yerini almak üzere geliştirilen elektrikli arabalardaki yaygın kullanımı gümüşün değerini hızla artırıyor. Bu şekilde değeri artan gümüşe son yıllarda altında olduğu gibi belirsizlikten kaçanların talebi de eklenince gümüş fiyatı altından daha hızlı yükselmeye başladı.

Merkez bankalarının altın rezervi

Para sistemi yaklaşık yüzyıl kadar, para biriminin belirli ağırlıkta altın karşılığında basıldığı, altın standardı esasına dayalı olarak yürütüldü. Bu sistem ilk kez 1821 yılında İngiltere’de uygulamaya kondu. 1937 yılından sonra sistemi uygulayan tek ülke olarak ABD kaldı. ABD de 1971 yılında bu sistemi terk edince dünyada parasının karşılığı altın olan ülke kalmadı.

En yüksek altın rezervine sahip 10 Merkez Bankası (2025 yılı itibarıyla) aşağıdaki tabloda yer alıyor (kaynak:tradingeconomics):

Trump sonrası altına yönelim arttı

Dikkat edilecek olursa en yüksek altın rezervleri gelişmiş ülkelerin Merkez Bankalarındadır. Bunun nedeni, geçmişte uygulanmış olan altın para standardı sistemidir. Bu ülkeler bastıkları paranın karşılığında altın rezervi bulundurmuşlar ve karşılık uygulaması kalktıktan sonra da bu rezervleri tutmaya devam etmişlerdir. Buna karşılık gelişme yolundaki ekonomilerde parasallaşma daha geç gerçekleştiği için onlarda altın rezervi düşük kalmış.

Gelişme yolundaki ekonomilerde altın rezervlerinden ziyade rezervleri yüksektir. Bunun temel nedeni bu ekonomilerin paralarının rezerv para olmaması ve dış ticaret ilişkileri için döviz bulundurma zorunluluğudur.

Altın rezervinin Çin’de ve Rusya’da yüksek olmasının nedeni Çin ve Rusya’nın son yıllarda rezervlerini dolar ağırlıklı olmaktan çıkarıp altın ağırlıklı hale getirme çabalarıdır. Aslında Trump’ın görevi gelmesi sonrasında merkez bankalarının çoğu altın rezervini artırmaya yöneldi. Bu yönelişin altın fiyatlarının yükselmesine önemli katkı yaptığını söylemek gerekir.

Gelişmiş ekonomilerde halkın altın tutma alışkanlığı düşük, gelişme yolundaki ülkelerin önemli bölümünde halkın altın alma ve saklama eğilimi yüksektir.

Altın ve gümüş fiyatları

Altın ve gümüşün dünya borsalarındaki geleneksel ağırlık birimi troy onstur.  1 Troy ons (çoğunlukla yalnızca ons olarak belirtiliyor), 31,10348079 gram saf altın veya gümüşe karşılık geliyor.

Altın ve gümüş fiyatları dünyada genellikle USD/Ons olarak hesaplanıp açıklanıyor.

Türkiye’de ons ölçüsü kullanılmadığı için TL/Gram ölçüsü esas alınıyor. Örneğin 1 ons altının fiyatı 4.508 dolardır (10 Ocak 2026.) Bunun gram karşılığı (4.508/31,1035 =) 144,9 eder. O da aynı tarihteki kurla (43,13) Hesaplanınca 1 gram altın 6.250 lira olarak hesaplanabilir.

Altın ve gümüş fiyatlarını yıllar itibarıyla gösteren grafiklere aşağıda yer veriyoruz (grafikler altın ve gümüş fiyatlarının yer aldığı tradingeconomics, LME başta olmak üzere çeşitli sitelerden alınan verilerle tarafımızdan hazırlanmıştır):

Trump öncesinde belirsizlik hiç bu kadar yüksek olmamıştı

Altın ve gümüş gibi değerli metallerde özellikle Trump’ın göreve gelmesiyle birlikte hızla yükselen belirsizlik ve risk artışının etkisiyle olağan dışı artışlar ortaya çıkmış görünüyor. Bunun temel nedeni Trump’ın göreve gelişini izleyerek yaptığı açıklamalar ve uygulamaların dünyada büyük bir belirsizlik yaratmış olmasıdır.

Aşağıda dünya belirsizlik endeksinde 1990’dan bu yana yaşanan değişimler yer alıyor:

(kaynak: cepr)

Trump’ın göreve gelmesiyle birlikte dünya belirsizlik endeksinin hızla tırmandığı açıkça görülebiliyor. Trump öncesinde belirsizlik hiç bu kadar yüksek bir düzeye çıkmamıştı. Belirsizlik artışı demek risklerin artması ve bunun sonucu olarak da portföy yatırımcılarının risk artışına ve belirsizliklere karşı varlıklarını korumak için güvenli liman kabul edilen altın, gümüş gibi metallere yönelmeleri demektir. Bu yöneliş hem fiziksel hem de sanal olarak (bu metallere dayalı yatırım fonları ya da bu metalleri çıkaran, işleyen, pazarlayan şirketlerin hisse senetlerini alarak) gerçekleşmektedir.

Türk altın ve gümüş birikimcisi için kabus nedir?

Türk yatırımcı, altın ve gümüş yatırımını Türk Lirası ile yapıyor ama altın ve gümüş fiyatları dünyada dolara göre belirleniyor. O nedenle Türk yatırımcı açısından yalnızca altın ve gümüş fiyatları değil doların hareketi de önem taşıyor.

Altın ve gümüş fiyatı dünyada yükselirken Türkiye’de dolar kuru da yükseliyorsa altın ve gümüş yatırımcısı yüksek kazanç sağlıyor. Türk Lirası ile altın ve gümüş yatırımı yapanlar için en iyi durum budur. Altın ve gümüş fiyatları dünyada düşerken Dolar da Türk Lirası karşısında değer kaybediyorsa Türk Lirası ile altın veya gümüş yatırımı yapanlar yüksek kayıplar yaşar. Türk Lirası ile altın ve gümüş yatırımı yapanlar için kâbus senaryosu budur. Bu iki hal arasındaki durumlarda kazançlar da kayıplar da olabiliyor. Aşağıdaki tablo, altını esas alarak, bu durumu açıklamak üzere hazırlanmış bulunuyor:

(Kaynak: USD/Ons altın fiyatları için tradingeconomics, USD/TL kurları için TCMB, Altın TL/Gram için; Anlık Altın Fiyatı)

Tablo bize Türk altın yatırımcılarının 2024 yılı dışında yabancı altın yatırımcılarına göre az da olsa daha kazançlı olduğunu gösteriyor.

Durum gümüş için de değerlendirildiğinde benzer sonuçlar çıkıyor.

Altın ve gümüş fiyatlarının geleceği

Altın ve gümüş fiyatlarının geleceği konusunda iki farklı görüş bir de orta görüş var. İlk görüşte olanlar altın ve gümüş fiyatlarının mutlaka bir düzeltme yaparak düşeceğini ikinci görüşte olanlar altın ve gümüş fiyatlarının arada düzeltmeler, kâr realizasyonları olsa da yükselişini sürdüreceğini, orta görüşte olanlar ise altın ve gümüş fiyatlarının bugünkü düzeyinde inişler çıkışlar yaşayarak devam edeceğini öne sürüyorlar.

Küresel sistem son yıllarda pek çok şok yaşadı ve yaşamaya devam ediyor. Rusya – Ukrayna savaşı devam ediyor, Ortadoğu kaynıyor, ABD, gümrük vergisi artırımlarıyla kur ve ticaret savaşlarını yeni bir aşamaya getiriyor, dünyada hemen her köşede büyüme hızları geriliyor, Avrupa ekonomileri resesyon riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Çin, eski hızıyla büyüyemiyor derken son olarak ABD, Venezuela’ya müdahalesi riskleri zirveye taşıdı. Yaşanan şokların hepsini hatırlayamıyoruz bile. Bu şoklar kuşkusuz altın ve gümüş fiyatlarını, daha çok artış yönünde, etkiliyor. Piyasalar belirli limitler içindeki şokları sindirme konusunda artık uzmanlaşmış olsalar da Trump’ın yarattığı belirsizlik ve bir anlamda tehdit öyle kolay sindirilecek gibi görünmüyor o nedenle de altın, gümüş ve benzeri metallerin fiyatları, eskisine göre daha hızlı yükseliyor.

Değerli metallerin güvenli liman hizmeti sunmaya devam etmesinin Trump’ın yaklaşımlarıyla yakın ilgisi düşünülürse bu yaklaşımlar değişmediği sürece arada düşüşler, kâr realizasyonlarıyla gerilemeler olsa da fiyat artışlarının devam edeceği tahmini en gerçekçi tahmin olarak kabul edilmelidir.”