Daha yılın ilk Enflasyon Raporu sunumunda Merkez Bankası enflasyon hedefini yükseltti, faizi yükseltmeden parayı sıkılaştıran makro ihtiyati tedbirlerin süreceği ima edildi, Mart ayında faiz indirimi olasılığı ise azaldı. Yeni enflasyon hedefi yüzde 15-21 oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, “Enflasyon Raporu 2026-I” sunumunu gerçekleştirdi. Karahan, 2026 yılında enflasyonun yüzde 15–21 aralığında gerçekleşmesini beklediklerini, 2027 yıl sonunda ise yüzde 6–12 bandına gerileyeceğini öngördüklerini açıkladı. TCMB Başkanı Karahan, enflasyon ara hedeflerinin 2026 ve 2027 yılları için sırasıyla yüzde 16 ve yüzde 9 olarak korunduğunu belirtirken, 2028 yılı için ara hedefin yüzde 8 olarak belirlendiğini ifade etti.

Fatih Karahan, Enflasyon Raporu sunumunun soru-cevap bölümünde faiz indirimlerinin büyüklüğünü kısa vadede artırmak için gereken eşiğin şu aşamada görece yüksek olduğunu söyledi.

Karahan, ocak ayında enflasyonun üst banda yaklaştığını ve bunda gıda fiyatlarının etkili olduğunu belirtirken, bu etkinin şubat ayına da kısmen sarkacağını ifade etti.

Kira enflasyonunda ana eğilimin aşağı yönlü olduğunu vurgulayan Karahan, yıl sonu itibarıyla kira enflasyonunun yüzde 30–36 aralığında gerçekleşmesinin beklendiğini kaydetti.

Merkez Bankası Başkanı Karahan’ın sunumunda öne çıkanlar şöyle:

-Fiyat istikrarının sağlanması doğrultusunda geçen yıl enflasyonda sağlanan gelişmeyi kıymetli buluyoruz. Sıkı para politikamızın enflasyon üzerindeki olumlu etkilerini görmeye devam etmek için. önümüzdeki dönemde tüm para politikası araçlarını kullanmaya devam edeceğiz.

-Enflasyon rakamlarının arka planında, kira gibi bazı hizmet kalemlerinde uzun süredir direnç gösteren ataletin bu dönemde kırılma işaretleri vermesini kıymetli buluyoruz. Nitekim bu gelişme, dezenflasyon sürecinin bundan sonraki seyrinde anahtar unsurlardan biri olacak.

Talep kompozisyonu dezenflasyonu destekliyor

-Sıkı para politikamızın sonucu olarak talep kompozisyonunda dengelenme devam ediyor.

-Son çeyrekte sanayi üretimi yatay seyretti; hizmet sektörü de 2. çeyrekte başlayan yatay seyrini son çeyrekte de sürdürdü.

-Manşet işsizlik oranının dördüncü çeyrekte gerilediğini görüyoruz.

Cari açığın ılımlı seyrini sürdüreceğini öngörüyoruz

-Çıktı açığı göstergelerinin ortalaması, önceki Rapor dönemine kıyasla bir miktar yukarı kaymakla birlikte, son çeyrekte halen negatif düzeye işaret ediyor.

-2026 yılında, cari açığın bir miktar yükselmekle birlikte ılımlı seyrini sürdüreceğini öngörüyoruz.

Enflasyona gıda etkisi, şubata da sarkacak

-Bir önceki Rapor dönemine kıyasla, tüketici enflasyonu 2,2 puan azalarak ocak ayında yüzde 30,7’ye geriledi.

-Gıda enflasyonu oynak bir seyir izleniyor. Kasım ayında mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklarla sert bir düşüş gösteren sebze fiyatları, ocak ayında olumsuza dönen hava koşulları sonucunda belirgin biçimde yükseldi.

-Ocak ayında enflasyonun üst banda yaklaştığı, bunda gıda fiyatlarının etkili olduğu görüldü. Şubat ayına da bir miktar sarkma olacak.

Kira enflasyonunda ana eğilim aşağı yönlü

-2025 yılında da hizmet enflasyonunun yüksek seyrinde kira ve eğitim hizmetleri etkili oldu. Kutu çalışmamızda da ayrıntılarıyla göreceğiniz üzere, çeşitli senaryolar altında kira enflasyonunun bu yıl sonu itibarıyla yüzde 30 ile 36 arasında olabileceği tahmin ediliyor.

-Eğitimde fiyat ayarlamalarına dair düzenlemelerde, geçmiş 24 ayın enflasyonu yerine 12 ayın etkisini yansıtacak şekilde değişikliğe gidilmesini önemli buluyoruz.

Sıkı para politikası duruşumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz

-Dezenflasyon sürecinin hedeflerle uyumlu şekilde devamını sağlamak için, sıkı para politikası duruşumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz.

-Türk lirası likidite yönetiminde operasyonel esnekliğin korunabilmesi için APİ portföy büyüklüğünün desteklenmesi önem arz ediyor. Yıl içinde kademeli alımlarımızla APİ portföyünü desteklemeye devam edeceğiz.

Faiz adımları, mevduat ve krediye önemli ölçüde yansıdı

-Veriler, politika faizi adımlarımızın, mevduat ve kredi fiyatlamalarına önemli ölçüde yansıdığını gösteriyor.

-Kredi büyümesini dezenflasyon süreciyle uyumlu tutmak ve parasal aktarımı güçlendirmek amacıyla son dönemde ilave adımlar attık.

-TL mevduat payının yaklaşık yüzde 59 ile tarihsel ortalamasına yakın seyrettiğini görüyoruz.

Enflasyon tahminleri belli oldu

-2026 yılında enflasyonun, yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz. 2027 sonu için ise tahminlerimiz, enflasyonun yüzde 6 ile yüzde 12 aralığına gerileyeceğine işaret ediyor.

-Enflasyon ara hedefimizi ise, 2026 ve 2027 yılları için, sırasıyla yüzde 16 ve yüzde 9 olarak koruduk. 2028 yılı için ise ara hedefimizi yüzde 8 olarak belirledik.

-Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdüreceğimiz temkinli sıkı para politikası duruşumuz; talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecek.

-Her zaman altını çizdiğim gibi, fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için bir ön koşul niteliğinde. Bu bağlamda, enflasyonu belirlediğimiz ara hedeflerle uyumlu olacak şekilde düşürmek için ne gerekiyorsa yapmaya kararlılıkla devam edeceğiz.

Sorular-cevaplar

TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın Enflasyon Raporu sunumu sona erdi; ardından soru-cevap bölümüne geçildi.

-2026’daki enflasyon beklentisindeki değişimde çıktı açığında beklenti değişimi yok; öncü verilerden takip edilen büyüme beklentileri 2025 yılında yukarıda seyrediyor. Ilım bir beklenti olduğu için mi değişim yok?

Tahmin güncellemesiyle ilgili kısa bilgi vermek istiyorum. Daha sonra 2026 yılında enflasyon nasıl düşecek? Bir miktar beklentinin üzerinde geldi (Ocak), hedefe nasıl ulaşacağız? 2026 yılında hedefi değiştirmedik daha önce sadık kalacağımızı söylemiştik. Tahmin aralığını güncelledik. Birkaç unsur öne çıktı. TÜFE’deki teknik güncelleme, hizmetin sepette payının artmasının etkisi var. TL ithalat fiyatları enerjin dışı emtia fiyatlarındaki artış ve enflasyon üzerindeki etkileri. Gıdanın direkt etkisi sınırlı, ancak oynaklıkta beklentileri etkiliyor. İç talebin beklentilere uyumlu gideceğini öngörüyoruz. Çıktı açığı önceki rapora göre risklere göre göz önünde bulundurduk. Mikro bazda enflasyon unsurlarını incelersek en öne çıkacak unsur hizmet enflasyonundaki düşüş. Özellikle kira enflasyonunda düşüş öngörüyoruz. Geçen yıl ocak ayında manşet enflasyon düşüş eğiliminde. Arz talep dengesinin yerine geldiği fiyatlama davranışlarının düzeldiğini düşünüyoruz. Kırılma devam edecek. Yıl sonuna 30 civarına kira enflasyonunun düşeceğini öngörüyoruz. Diğeri eğitim. 2025 yıl sonunda Yüzde 66’lık bir enflasyon söz konusuydu. Burada düzenleme yapıldı. Geçmişe endeksleme davranışını azaltacak.

-Enflasyon ana eğilimi için bu yıl varsayımlar nedir? Şubat okumaları nasıl aylık enflasyon nasıl seyreder? Henüz elektrik, doğal gaz, sigara gibi zamları görmedik.

Yakın dönem enflasyonu değerlendirirken, kasım-aralıkla başlamayı daha doğru görüyorum. Yüzde 1’in altında gerçekleşti, 63 aydan sonra ilk defa oldu; önemli bir gelişmeydi. Medyan enflasyonu Eylül 2021’den sonra en düşük oranlar, aralıkta görüldü. Öne çıkan gıda kaynaklı artış. Geçen yıl daha düşüktü. Biri ramazan etkisi, bir diğer unsur da sebze kalemi arz kaynaklı etkiledi. Daha geçici bir etki, ocak ayını yukarı çeken bir diğer unsur da yılbaşı fiyat güncellemeleri. Şubatta da gıda kaynaklı bir enflasyon söz konusu. Gıda kaynaklı etkilerde manşette etki görebiliriz. Mart aynıdan itibaren ana eğilimin etkilerinin normalleşeceğini öngörüyoruz.

-Önceki raporda tahmin aralığı 13-19 ara hedef 16 olarak değişmemişti. Faiz patikasını yukarı yönlü güncellediğinizi belirtmiştiniz. Faiz patikası güncellemesi oldu mu?

Önceki raporda piyasanın fiyatladığı faiz patikasını yukarı çektik demiştim. Beklenen faiz patikasını yukarı çekmiş olduk. Benzer bir durum olduğunu görüyoruz. Reaksiyona baktığımızda, enflasyonun patikaya uygun olmasıyla para politikası sıkılığı devam ediyor. Yüksek enflasyon ortamında beklentiler ve fiyatlama davranışları etkileriyle önümüzdeki dönemi etkilerken, gerçekleşmelere de tepki vermesi gerekiyor. Bir süredir yüksek enflasyon döneminde olduğumuz için, yakın dönem gerçekleşmelerine bakıyoruz. PPK’nın enflasyon görünümüne verdiği ağırlığın artmasını bekleriz. Gerçekleşmelere baktığımda piyasanın sislerin arasında kaybolduğunu düşünüyorum. Yakın zaman gerçekleşmelerin aynı şekilde süreceği farz ediliyor. Mart ve nisanı görmenin önemli olduğunu düşünüyorum.

-Gıda enflasyonunda ders alınmayan bir iyimserlik eğilimi olduğunu düşünüyorum. Sert fiyat hareketleri düzelebilir ama sebzede geçen yıl da bu yıl da yüksek geldi. Yanılsama ihtimali artıyor mu, iyimserlik eleştirisine ne dersiniz?

Yaşanılan arz şokları da var. Mevsimsellik açısından bakılınca iklim koşulları ve takvim etkileriyle öngörülebilir olan bir boyutu var. Son yıllarda sıklıkla yaşanan aşırı hava olayları, arz şokları lojistik alanlarındaki sorunlar mevsimselliğin üstünde bir etki yaratıyor. Yapısal sorunlar nedeniyle ilave oynaklığa sebep oluyor. Tarımsal girdi maliyetlerinde artışlar oluyor. Konjonktürel ve yapısal unsurlar var. Geçen sene aslında yıl genelinde gıda enflasyonunun yüksek seyretmediğini görebilirsiniz. Gıda enflasyonu 6 ay kadar manşetin altında seyretti. Manşetin sınırlı üstünde. Sorun olan aşırı oynaklık. Birkaç ayda çok hızlı artınca beklentileri de etkiliyor. 6 aylık veride oldukça tutarlı görünüm vardı.

-PPK mart için indirim döngüsünün duraksamasına yönelik beklentiler oluştu. Enflasyon hedefine ulaşmak için martta duraklamayı düşünüyor musunuz?

Politika adımları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla gözden geçiriyoruz. Ana eğilimde bir artış olacağını ocakta görmüştük. Gıda kaynaklı artışın ocak ve şubatla sınırlı kalacağını değerlendiriyoruz. Bu etkilerle adımı küçülttük. Önceki kararlarda da olduğu gibi martta da veri odaklı gideceğiz. Adım büyüklüğünün artması için gereken eşik bir miktar yüksek diye değerlendiriyoruz.

-Hedefi sabit tutarak tahmini yukarı çektiniz. Mart-nisanda eğilimi görme tercihi yapıyorsunuz. Marttan sonra ilk PPK haziranda olacak. Geç olmayacak mı; risk almıyor musunuz?

Kararlarda etraflıca değerlendirme yapıyoruz. Piyasa, son 1-2 enflasyon verisine bakılarak bunun devam edeceğini düşünülüyor. Alt detaylara baktığımızda sadece ocak ayına bakarak olumsuz bir beklenti oluşması doğru değil. Veriler beklentilerden iyi gelince rehavete kapılmıyorsak, özellikle gıda gibi oynaklığı yüksek kalemlerden gelen etkiler var. Öngörülenden yüksek gelen veriler hizmetten gerçekleşmişti. Temel varsayımlarla ilerleyeceğiz.

-TL’nin reel değerlenme sürecinde en çok katkıyı sağlayan güçlü rezerv. 2011 ve sonrasındaki gibi altın fiyatlarında sert bir geri çekilme doğarsa rezerv optimizasyonunda çalışma var mı?

Merkez Bankası yeni Başkan Yardımcısı Fatma Özkul: Kur rejiminde herhangi bir değişiklik öngörmüyoruz. Döviz piyasasında bazı durumlarda oynaklık söz konusu olabiliyor. Son 2 yıla baktığımızda hizmette alım yönünde resim sergiliyoruz. Kurda bir baskılama söz konusu değil. Reel değerlenme tarafında uyguladığımız para politikasının doğal sonucu bu. Dönem dönem de devam edebilir. Sürdürülebilir olduğunu söylemek mümkün değil, değişkenlik gösterebilir.

Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Hatice Karahan: Brüt rezervlerde 68 milyar dolarlık ciddi altın etkisi oldu. Şu andaki dağılımda altının rolü nedir diye baktığımızda artış söz konusu. Jeopolitik riskler artıyor, bu ortamda da merkez bankaları altın alımlarına devam ediyor. Bankamız yurt içi ve yurt dışı altın işlemleri çeşitliliği anlamında sayılı bankalardan diyebiliriz.

-Ara hedef yaklaşımınızın piyasa tarafından yeteri kadar anlaşıldığını düşünüyor musunuz?

Olağanüstü bir durum olmadığı müddetçe ara hedeflerimize sadık kalmak istiyoruz. Mesajlarımızın tutarlı olduğunu, aksiyonlarımızın da tutarlı olduğunu düşünüyorum. Enflasyon verisi oynak olduğu için dönem dönem hedefte değişiklik olabiliyor ancak zaman içinde netlik kazanacağını düşünüyorum.

-Mart ayında Ramazan ayı etkileri nasıl olabilir? Martta bir enflasyon görürsek faiz indirimine nasıl sirayet edecek?

Etkiyi bir önceki ayda ve mevcut ayda görüyoruz. Ocak ve bir kısmının da şubat ayına yansıyacağını şu anki verilerden de görüyoruz.

-Mart–nisan aylarında enflasyonun ana eğilimi gerilemezse, Merkez Bankası ne yapar?

Enflasyonun hedefe yakın olduğu dönemlerde para politikası objektif şekilde oluşturan enflasyon görünümüne tepki verir. Yüksek enflasyon dönemlerinde atalet olduğu için mevcut gerçekleşmelerin gıda kaynaklı da olsa önümüzdeki döneme etki edebildiğini görüyoruz. Biz para politikasını belirlerken son dönem gerçekleşmelere de bakıyoruz. Bundan sonra da veri odaklı ilerlemeye devam edeceğiz.

-Gıda enflasyonu 6.6 çıkınca bir isyan havası oluştu. Asgari ücretin de artı eksi yüzde 50’yi aştığı yerde bir şey söylemek ister misiniz?

Dezenflasyon ortamı belirginleştikçe biraz daha sürdürülebilir büyümeye ulaşacağımızı düşünüyorum.

-Toplam talebin etkisinden bahsedersek altının servet etkisi kanalıyla talep koşullarını etkilediğini düşünüyor musunuz?

Altın fiyatları artıyordu ama bu kadar yüksek seviyeye ulaşmamıştı. Altın fiyatları arttıkça servet etkisi söz konusu. Bu servetin ne kadarının tüketildiğine bağlı olarak enflasyon etkisi değişebilir. 200 milyar dolara varan bir servet etkisi var.

Cevdet Akçay’dan veda toplantısında kritik mesaj

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay, yaş haddinden başkan yardımcılığından ayrılmadan önceki son toplantısına katıldı. 2026 yılı ilk Enflasyon Raporu toplantısında Akçay, makro ihtiyati tedbirlerin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bu araçların kullanım süresinin dezenflasyon sürecinin hızına bağlı olacağını söyledi.

Akçay, para politikası faiz indirimlerinin kredi ve mevduat faizlerine yansımasının zayıflaması halinde makro ihtiyati tedbirlerin etkinliğinin azalabileceğini vurguladı.

“Dezenflasyon ve makro ihtiyati tedbirlerin hızı”

Akçay, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Makro ihtiyatilerin ömrü ve evrimiyle genelde bizlere sorular geliyor. Dezenflasyon ne kadar hızlı olursa makro ihtiyati tedbirlerin devre dışı kalması o kadar çabuk olacak.

Ne tür bir ortamda dezenflasyon hızı artmıyorsa makro ihtiyatiler gevşeme durumunda kalabilir diye baktığımızda da onda da veri üstünden gitmek durumundayız zaten öyle gideceğiz ve gidiyoruz. Şöyle aktarayım yaptığınız indirimlerin ticari kredi faizleri ve mevduat faizlerine geçişkenliğine yansımasının az olduğunu görmeye başladığınız zaman zaten bunlar etkinliklerini yavaş yavaş yitiriyorlar anlamına geliyor. Oralarda politika faizi ve makro ihtiyati tedbiri karışımını biraz daha dikkatli düşünmek gerekir.

“Veriye odaklanıyoruz”

Başkan, mesela haziran ve şimdiye kadar olan dönemdeki yansımasını verdi. Nerdeyse birebir yansıma görüyoruz. Ama hem biz indirim miktarlarını indirmeye başladık ki zaten indirmek durumundaydık. Üst sınır bile belirttik hatırlarsanız, bugünkü görünümden baktığınızda eşik birazcık yüksektir. 100 üzerine çıkmak için eşik birazcık zor olacak anlamında söyledi. Dolayısıyla “cut size”larımızı indirim ölçülerimiz birazcık azalmak zorunda zaten gözüküyor mecburen. Artı yansımasının da azalmasını zaten beklemek lazım, kredi faizlerinde, mevduat faizlerinin. Mesela son ikisine bakarsanız, son iki bizim politika faizlerinden sonra indirimlerin yansıması daha evvelkilerden daha az oldu. Bu da hiç anormal bir şey değil gayet beklenen bir şey. Hatta bileşik anlamda baktığınızda yaklaşık son iki politika faizi indirimi 363 puana falan tekabül ediyor. Ticari kredi faizlerinde 84 bps gibi bir iniş var, toplam mevduat 280 bps gibi. Hani tasarrufa ve ticari tarafa mevduatta yansımamış gibi toplamda baktığınızda 280 bps fakat kredi faizlerinde daha az. Son indirimde hatta pek fazla yok gibi görüyoruz ama henüz erken kanıya varmak için. Dolayısıyla veriye bakıyoruz, veriye odaklanıyoruz. Etkisi azalmaya başladığı zaman daha az kullanım söz konusu olacak politika faizi öne çıkacak. Esas istediğimiz dezenflasyonun hızlı gitmesi dolayısıyla makro ihtiyati tedbirlerin de yavaş yavaş asli görevlerine dönebilmeleri.

“PPK verilerle karar verecek”

Şunu da ekleyeyim, makro ihtiyati tedbirlerin en fazla işe yaradıkları zamanlar şöyle zamanlar; enflasyonla ilgili çok ciddi probleminiz yoktur. Bizim gibi bir durum değil yani. Fakat bir enflasyon tehdidi ufukta gözüküyordur. Faizi kullanmaktan biraz imtina etmek istersiniz. Dolayısıyla makro ihtiyati tedbirlerle artırmadan sıkılaşma yaparsınız. “Forward guidance” da birazcık böyle bir şey aslında tersi de tabi ki geçerli. Faiz indirmeden gevşemek tercihinizdir. Buralarda çok işe yarıyor. Bizimki öyle bir durum değil tabii.ki Dezenflasyon süreci götüren bir ekonomiyiz.  Bizde de baya işe yaradı. İnkâr etmenin hiçbir anlamı yok. Ama yarama oranına giderek bakacak tabi ki PPK ona istinaden bu karışımı en uygun şekilde kullanmaya karar verecek.”

Uzmanlara göre Martta faiz indirimi ihtimali düşük

Seda Yalçınkaya Özer – İntegral Yatırım Araştırma Müdürü: TCMB Başkanı Karahan’ın “kısa vadede faiz indirimlerinin büyüklüğünü artırmak için gereken eşik yüksek” mesajı, TCMB’nin temkinli duruşunu koruduğuna işaret ediyor. Bu söylem, mart PPK toplantısında faiz indirimi yerine, pas geçme veya daha sınırlı bir adım ihtimalini artırıyor. Özellikle enflasyon görünümünde bozulma riskinin öne çıkması, kararların veri odaklı kalacağını gösteriyor. Bir sonraki toplantıya kadar veriler ön planda olacaktır. Buna bağlı olarak, çok önemli bir bozulma olmaması halinde 100 baz puanlık faiz indirimi gelebileceğini beklemekteyiz.

Murat Özsoy – Biz Finansal Danışmanlık Kurucusu: TCMB Başkanı Fatih Karahan bu söylemi ile aslında para politikasının öngörülebilirliğine ilişkin piyasaya bir ışık tutmuş oldu diye düşünüyorum. Her ne kadar sıkı para politikası duruşu devam edecek olsa da Merkez Bankası gelecekteki toplantılarda faiz indirmeye devam edeceğini ancak bu indirim adımlarının 100 – 150 baz puan seviyesinde olması için şu andaki koşulların elverişli olmadığını söylüyor. Mart ve Nisan aylarında bu kadar büyük indirimler beklemeyin; dezenflasyon sürecinde Mart ve Nisan ayları ile birlikte eğer güçlü bir iyileşme söz konusu olursa sonraki toplantılarda daha büyük indirim adımları için koşullar olgunlaşmış bir döneme girebiliriz ancak bunun için de Mart ve Nisan ayları enflasyon verileri takip edilecek.

Çağlar Toros – İnfo Yatırım Stratejist: Enflasyon ocak ayında beklentilerin üstünde geldi. Büyük ihtimalle şubat ayında da gıda fiyatlarındaki ve küresel talepteki risklerden kaynaklı olarak yüksek gelecek. Fakat Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın bu kapsamda pas geçeceğini düşünmüyorum. Çünkü, dezenformasyon süreci devam ederken enflasyon aylık bazda her ne kadar kısmi de olsa da faiz indirimlerine yer olduğunu düşünüyorum.