Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı canlı yayında ekonomi programının başarıyla sürdüğünü ve yabancı yatırımcıların Türkiye’ye yoğun ilgi gösterdiğini savundu. Bakan Şimşek bütçe disiplini ve kamu borcunda rüştlerini ispat ettiklerini öne sürerken, vatandaşın temel sorunu olan hayat pahalılığı için “kestirme çözüm yok” diyerek yeniden sabır telkin etti.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı NTV canlı yayınında ekonomiye yönelik değerlendirmelerde bulundu. Büyük bir yatırımcı ilgisi gördüklerini belirten Bakan Şimşek “Yabancı yatırımcıda ilk kez bu kadar ilgi görüyorum” dedi. Türkiye’de politikaya ilişkin öngörülebilirlikte ciddi bir artış olduğunu ifade eden Şimşek “Türkiye’nin politikaları tutarlı. Türkiye’nin kamu borcu düşük. disiplinini çok hızlı sağlayarak rüştümüzü ispat ettik” diye konuştu.
Küresel ekonominin yaşanan belirsizliklere ve sistem mimarisindeki sıkıntılara rağmen dirençli kaldığını, geçen yıl yüzde 3,2 oranında büyüdüğünü belirten Şimşek “İçinden geçtiğimiz konjonktürü dikkate alırsak makul büyüme. Risk iştahı büyümeye göre güçlü. Gelişmekte olan ülkeler daha hızlı büyüyor.” dedi. Şimşek “İran’la ilgili belirsizlikler ortadan kalktıktan sonra enerjide fiyatlar düşecek. Bu Türkiye’ye dezenflasyona, büyümeye olumlu yansıyacak” ifadesini kullandı.
Türkiye’nin Avrupa’dan ayrı düşünülemeyeceğini aktaran Şimşek ocak ayında New York ve Hong Kong’a giderek 800 yatırımcıyla görüştüğünü açıkladı. Şimşek “Ben mesela, daha önce de 2007-2018 yılına kadar sık sık seyahat ederdim. İlk defa bu kadar yoğun ilgi görüyorum. En son bu yoğunluktaki ilgiyi 2013’te hatırlıyorum. Dünyada ve bizim bölgemizde gerçekten güçlü hikayesi olan fazla ülke yok. Dezenflasyon var, büyüme çok dirençli. Dünyada yeni sistem mimarisi konuşuluyor. Bizim gibi orta büyüklüğündeki ekonomilere daha yoğun ilgi var. Türkiye’ye güvenlik penceresinden bakılınca ‘nun en güçlü ikinci üyelerinden birisi. Avrupa’nın güvenliği Türkiye’den bağımsız düşünülemeyeceği gibi, bizim gibi ülkelere çok ciddi ilgi var” değerlendirmesinde bulundu.
Programın geleceğine ve siyasi sahiplenilmesine ilişkin spekülasyonların artık karşılık bulmadığını söyleyen Şimşek Türkiye’nin dengesizlikleri yöneterek faiz dışı fazlaya geçtiğini vurguladı. Şimşek “100 TL borç ödeyip 135 lira borç almışız. Özel sektöre daha az kaynak kalıyordu. Bu sene 100 lira borç ödeyeceğiz, 80 lira borç alacağız. 100 liralık borca karşılık daha az borçlanacağız” diyerek dış dengede düzelme başladığını kaydetti. Cari fazla iddiası için erken olduğunu ve bunun yapısal dönüşüm gerektirdiğini aktardı.
“KKM’den başarılı bir çıkış yaptık” diyen Şimşek, 143 milyar dolara çıkan KKM stokunun büyük oranda kalktığını belirtti. Kurun gitmesi halinde kamunun yükümlülükle karşı karşıya kaldığını ve bunun dezenflasyonu zorlaştırdığını belirten Şimşek, enflasyonu 2024’te yüzde 44 civarı, 2025’te ise yüzde 30 civarında bitirdiklerini kaydetti. Şimşek “En önemli dengesizlik enflasyon şu anda. Programı uygulamaya devam ediyoruz, zaman alıyor. Enflasyon şok öncesi döneme dönmesi 3,4 yıl alıyor. Bizim programın gerçek anlamda dezenflasyondan bahsediyorum, para politikasının inşası ve maliye politikasında disiplin sağlamamız zaman aldı.” dedi.
Türkiye’nin risk priminin düştüğünü ve daha yüksek bir kredi notunu hak ettiğini belirten Şimşek, eleştirilere şu yanıtı verdi: “Sabır deyince onu da eleştiriyorlar. Ama kolay bir çözüm yok. Hiçbir ülkenin sorunlarına kestirme çözümler yok. Sabırla ve kararlılıkla bu programın uygulanması lazım. Program mükemmel mi değil, eksikleri var mı? Gideririz.” Şimşek ayrıca, Gini katsayısının 2023 sonrasında iyileştiğini ve çalışanların GSYH’den aldığı payın arttığını savundu.
Ocak ve şubat aylarında enflasyonun mevsimsel etkilerle nispeten yüksek geldiğini belirten Bakan Şimşek, bu durumu “bozulma değil yavaşlama” olarak niteledi ve mart, nisan, mayıs aylarında geçmiş dönem ortalamalarının altına düşebileceklerini dile getirerek, “Bu senenin yağışları çok iyi. Yakın tarihin en iyi yağışının olduğu dönemin içindeyiz” dedi. Para politikasının sınırlı etkiye sahip olduğunu kabul ettiklerini söyleyen Şimşek, imkanlar el verdiği için yeniden değerleme oranını yüzde 25 değil, yüzde 19’un altında belirlediklerini; akaryakıt, tütün gibi ürünlerde maktu vergileri düşük oranda yüzde 6-7 oranında artırdıklarını hatırlattı. Hayat pahalılığının en önemli bileşeni olan kiralar için konut arzına işaret eden Şimşek, deprem bölgesinde 455 bin konutun teslim edildiğini, bu yılın ortasında 166 bin konutun daha biteceğini ve toplam 650 bin konutun tamamlanmış olacağını duyurdu. 250 bin sosyal konut projesinin başladığını, 500 bin yeni projenin daha eklendiğini ve 2-3 yıl içinde 750 bin sosyal konutun sunulacağını aktardı.
Ocak ayında ödenen yüksek faiz tartışmalarına da değinen Şimşek, ocak faiz ödemelerinin yüzde 53’ünün 2016’da ihraç edilen TÜFE’ye endeksli tek bir kâğıdın vadesinin dolmasından kaynaklandığını açıkladı. Şimşek, “10 yıl boyunca siz o enflasyon farklarını biriktiriyorsunuz, vadesi gelince de ödüyorsunuz. Yıllarca faiz ödenmemiş, birikmiş ocak ayına denk gelmiş. Buradan hikâye üretmek için cahil ya da kötü niyetli olmak lazım” ifadelerini kullandı.
Gündemlerinde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi veya KDV artışı olmadığını açıklayan Şimşek, vergi harcamalarını ciddi şekilde azalttıklarını ve uzun süredir ilk defa dolaylı vergilerin toplam vergilere oranının düştüğünü ifade etti.
Kayıtdışılıkla mücadelede kararlı olduklarını belirten Şimşek, sahte faturaya karşı yapay zeka algoritmalarını devreye aldıklarını vurgulayarak, “2 günlük firmanın milyarlarca liralık fatura kesmesi gibi şeyler olmayacak. Türkiye’deki bütün şehirlerdeki bir anlamdaki konut değerleme haritası gibi çalışmalarımız var, işlemleri karşılaştırıyoruz.” dedi. Yüksek gelirli gruplara yönelik gözetim programları olduğunu da ekleyen Şimşek, “Kredi kartından tutun, yat, kotra, tekne gibi lükslere ilişkin arkadaşlarım çalışma içinde” şeklinde konuştu.
Finansmana erişimi kolaylaştıracaklarını ve emek yoğun sektörlere destek vereceklerini aktaran Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı: “Sıkıntılar var. Başlarının çaresine baksınlar demiyoruz. Yapısal boyutunu ihmal etmememiz lazım. Mısırla, Bangladeşle, Hindistanla emek yoğun sektörlerde, basit ürünlerde rekabet etmememiz lazım. Üst segmentlere evrilmesi için bize gelsinler.”
