Yükselen petrol fiyatları, güçlenen dolar ve değişen faiz beklentileri, piyasaların ezberini bozdu. Altın ve gümüş, bu kez jeopolitik risklerden destek bulmak yerine enerji şokunun gölgesinde çift haneli düşüş bölgesine girdi

ABD’nin İran’a verdiği sert ültimatom küresel piyasalarda şok etkisi yarattı. ABD ile İran’ın Hürmüz Boğazı hakkındaki restleşmesi piyasaların risk iştahını hızla düşürdü.

En büyük çıkış yaşanan yatırım araçları arasında ve gümüş başı çekiyor. Ons altın 4.100 dolara kadar gerileyerek son dört ayın en düşük seviyesini test ederken, haftalık kayıp yüzde 15, aylık kayıp yüzde 17 oldu. Yılbaşından bu yana yüzde 2’ye yakın gerileyen fiyatlar aralık ortasından bu yana en düşük seviyeye indi.

Gümüşte ise düşüş daha da sert oldu; fiyatlar dün ons başına 64 doların altına inerek günlük yüzde 5’ten fazla değer kaybetti ve satış baskısı dördüncü haftaya taşındı. Büyüme endişelerinin körüklediği düşüş aylık yüzde 27’ye ulaştı.

Klasik “krizde altın yükselir” algısı geçerli değil

Bu durum, altının jeopolitik gerilimler döneminde yükseldiği algısının kısa vadede geçerliliğini yitirdiğini gösteriyor. Piyasalarda artık belirleyici olan jeopolitik riskin kendisi değil, bu riskin enflasyon ve para politikası üzerindeki etkisi. Artan enerji fiyatları, enflasyonun beklenenden daha uzun süre yüksek kalabileceği endişesini doğururken, yatırımcılar büyük merkez bankalarının faizlerini daha uzun süre yüksek tutacağını fiyatlıyor. Bu da getirisi olmayan altının cazibesini zayıflatıyor. Nitekim son gelişmeler, makro dinamiklerin altın üzerindeki etkisini net biçimde ortaya koyuyor. Ortadoğu’daki çatışmanın derinleşmesine rağmen altın fiyatlarının sadece 1 haftada yüzde 15 gerilemesi, piyasada yönü artık faiz, dolar ve likidite koşullarının belirlediğini gösteriyor.

Enflasyon görünümü karmaşık

Petrol fiyatlarındaki yükseliş, enflasyon görünümünü daha da karmaşık hale getiriyor. Uzun süre yüksek kalabilecek faiz oranları, reel getirileri yukarıda tutarak altın üzerinde baskı yaratıyor. ABD Merkez Bankası’nın temkinli duruşu sürerken, yatırımcılar yılın ilerleyen döneminde olası faiz artırımı ihtimalini bile yeniden fiyatlamaya başladı. Avrupa ve Japonya’da da benzer şekilde “gerekirse sıkılaşma” mesajları öne çıkıyor. ETF’lerden çıkış yaşanıyor. Öte yandan merkez bankalarının altın talebi sürse de ivme kaybediyor. Küresel alımlar yapısal olarak destekleyici olsa da kısa vadede fiyatları yönlendirecek güçten uzak. ETF tarafında devam eden çıkışlar ise altın üzerindeki baskıyı artıran bir diğer unsur olarak öne çıkıyor.

Saldırıları ertelendi borsalar rahat nefes aldı

ABD’nin İran’a verdiği sert ültimatom küresel piyasaları sarstı. Daha sonra Trump’ın İran’la yaptığı ve ‘çok iyi ve verimli’ olarak nitelediği görüşmelerin ardından piyasalarda toparlanma sinyali geldi. Trump’ın İran’daki enerji santrallerine ve enerji altyapısına yönelik askeri saldırıları beş gün ertelediğini açıklamasının ardından kayıplarını telafi etmeye başladı.

Brent petrol 113 doların üzerine çıktıktan sonra Trump’ın açıklamalarıyla 105 dolar seviyesine geri çekildi.

Avrupa borsaları sabah saatlerinde sert satışlarla düzeltme bölgesine girerken, Stoxx Europe 600 endeksi yüzde 1,8 geriledi.

Asya tarafında Japonya’nın Topix endeksindeki yüzde 3,4’lük düşüş dikkat çekti. Küresel hisse senedi piyasalarında satışların derinleşmesi, yatırımcıların riskli varlıklardan hızla çıkış yaptığını ortaya koydu.

Tahvil piyasaları da bu dalgadan kaçamadı. Özellikle İngiltere’de devlet tahvillerinde sert satışlar yaşandı. 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 5,05’e yükselerek 2008’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

ABD ve Avrupa tahvilleri de benzer baskı altında kalırken, artan getiriler küresel borçlanma maliyetlerini yukarı çekiyor.