Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu başlarken Oxfam’ın yayımladığı yeni Eşitsizlik Raporu küresel ölçekte servet eşitsizliğinin ulaştığı boyutu bir kez daha gözler önüne serdi. Rapora göre milyarderlerin toplam serveti son beş yılın ortalamasının üç katı hızla artarak 2025 yılında 18,3 trilyon dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
Raporda bu artışın dünya genelinde her dört kişiden birinin düzenli olarak yeterli gıdaya erişemediği, dünya nüfusunun neredeyse yarısının yoksulluk içinde yaşadığı bir dönemde gerçekleştiğine dikkat çekildi.
Milyarderlerin serveti beş yılda yüzde 81 arttı
Oxfam’ın “Servet İktidarı: Milyarderlerin Gücüne Karşı Eşitliği Savunuyoruz” başlıklı raporu süper zenginlerin artan ekonomik güçlerini siyasi etki alanına dönüştürüp toplumda hak ve özgürlükleri çıkarları doğrultusunda şekillendirdiğini ortaya koydu.
Raporda milyarderlerin servetlerindeki hızlı artışın ABD’de Trump yönetiminin izlediği milyarder yanlısı politikalarla da örtüştüğü vurgulanıyor. Bu dönemde süper zenginlere vergi indirimleri yapılırken büyük şirketlerin vergilendirilmesi amaçlı küresel girişimlerin zayıflatıldığı ve tekel karşıtı politikaların geri çekildiği belirtiliyor. Geçen yıl dünyada milyarder sayısı ilk kez 3.000’i aşarken Elon Musk yarım trilyon doları geçen servetiyle bu eşiği aşan ilk kişi oldu.
Bir yıllık geliri 19 dakikada kazanıyor
Oxfam’ın Eşitsizlik Raporu’na dayanan Türkiye verileri de dikkat çekici tabloyu gözler önüne seriyor. Türkiye’deki 30 milyarderin toplam serveti 30 Kasım 2025 itibarıyla 73,8 milyar (3,07 trilyon TL) seviyesine ulaştı. Bu servet ülke nüfusunun yüzde 44’ünün -yaklaşık 38,5 milyon kişinin- toplam varlığından daha fazla oluyor.
Hem 2024 hem de 2025 listesinde yer alan milyarderlerin kişisel serveti kişi başına ortalama 496,3 milyon dolar arttı. Bu artış hızıyla bir milyarderin ortalama ücretli bir çalışanın bir yıllık kazancını elde etmesi yalnızca 19 dakika sürüyor.
Türkiye’de en zengin yüzde 1’lik kesimde bulunan bir kişinin serveti en yoksul yüzde 50’lik kesimde yer alan bir kişiden 1.271 kat daha fazla. Nüfusun en yoksul yarısı toplam servetin yalnızca yüzde 2,8’ine sahipken en zengin yüzde 1’lik kesim toplam servetin yüzde 38,1’ini elinde tutuyor. Kadınların iş gücü geliri ise erkeklerin kazancının yalnızca yüzde 41’i düzeyinde kalıyor.
Servet vergisiyle 153 milyar TL kaynak yaratılabilir
Oxfam’ın Eşitsizlik Raporu’ndan hareketle Oxfam Konfederasyonu üyesi olan Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) yalnızca yüzde 5 oranında uygulanacak bir servet vergisinin yaratabileceği toplumsal etkiyi ortaya koydu.
Bu oranda uygulanacak bir servet vergisiyle 153 milyar TL gelir elde edilebileceği belirtilirken bu kaynakla sağlık, eğitim ve sosyal harcamalarda önemli artışlar sağlanabileceği ifade edildi. Buna göre sağlık bütçesi yüzde 10, eğitim bütçesi yüzde 8, sosyal harcamalar bütçesi ise yüzde 145 oranında artırılabilir.
Elde edilecek kamu kaynağıyla 5,6 milyon çocuğa eğitim yılı boyunca günlük beslenme öğünü sağlanabileceği, 85.000 uzman doktor ve atama bekleyen 174.000 öğretmenin istihdam edilebileceği, kadın çiftçiler ve kadın girişimciler için doğrudan destek programlarının hayata geçirilebileceği, iklim krizi ve afetlere karşı dirençliliği artırmak için yatırımlar yapılabileceği vurgulandı.
“Gelir adaleti öncelik olmalı”
KEDV Direktörü Şengül Akçar, gelir eşitsizliğinin özellikle kadınları derinden etkilediğine dikkat çekerek, “Zenginlerin daha çok zenginleştiği, yoksulların ise giderek daha fazla yoksullaştığı bir süreçle karşı karşıyayız. Gelir adaletini önceliklendirmezsek yoksulluğun yarattığı sosyal ve ekonomik krizler başa çıkılamayacak bir noktaya gelecek. Servet vergisi, eşitlik açısından kritik bir araçtır” değerlendirmesinde bulundu.
Oxfam İcra Direktörü Amitabh Behar ise zenginlerle toplumun geri kalanı arasındaki büyüyen uçurumun ciddi ve sürdürülemez bir siyasi krizi de beraberinde getirdiğini vurguladı.
Hükümetlere çağrı
Oxfam hükümetlere ulusal eşitsizliği azaltma planlarının hayata geçirilmesi, aşırı zenginlerin gelir ve servet üzerinden etkin biçimde vergilendirilmesi ve servet ile siyaset arasındaki ilişkinin sınırlandırılmasına yönelik adımlar atılması çağrısında bulunuyor.
