Türkiye’nin “erkek şiddeti” sorunu sadece kadın cinayetleriyle kendini göstermiyor. Sık sık ülkemizde “yan bakma” kavgaları, bıçaklamaları yaşanıyor, “Sevgilime baktı” diye cinayet bile işlendiği oldu. Son cinayet, konuyla uzaktan ilgisi olan bir genci, 21 yaşındaki futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı’yı aramızdan aldı.
Onun ölümü, günlerdir konuşuluyor. Olayda şimdilik 7 kişi tutuklandı bile. Ama o tutuklulardan en önemli ikisinin cinayeti anlatımı, insana “pes” dedirtecek cinsten.
Ucu cinayete varan mesele incir çekirdeğini doldurmayacak cinsten aslında ama konu erkeklerin şiddete yatkınlığıyla birleşince, işte ucu sahiden cinayete varıyor. Üstelik neredeyse bir kim vurduya gitti öyküsüne.
Rap şarkıcısı Vahap Canbay’ın bir zamanlar bir kız arkadaşı vardı, pop şarkıcısı Aleyna Kalaycıoğlu.
Biraz sonra Aleyna Kalaycıoğlu’nun ifadesinde okuyacaksınız zaten, iki sevgili kısa süre önce ayrılmışlar ve Aleyna çok da fazla vakit geçirmeden başka bir erkekle, bir armatör ailesinin veliahtı olan Alaattin Kadayıfçıoğlu ile sevgili olmuş.
Sonra bir gün, Vahap Canbay sözde barışmak için yanına olayda hayatını kaybeden Kubilay Kaan Kundakçı’yı da alarak Aleyna Kalaycıoğlu’nun müzik kaydı yaptığı Ümraniye’deki bir stüdyonun önüne gitmiş ve arabada beklemeye başlamışlar, Kalaycıoğlu’nun binadan çıkmasını.
Ama Aleyna Kalaycıoğlu o sırada stüdyodan çoktan ayrılmış, önce evine gitmiş, orada yeni erkek arkadaşı Alaattin Kadayıfçıoğlu ile buluşmuş, sonra da iki arabayla stüdyonun önüne gelmişler.
Kubilay Kaan futbolu çok seviyordu, olmadık bir olayın arasında kaldı, hayatından oldu.
Alaattin aracından inerken eline tabancasını da almış ve öteki araçtakilerle “konuşmaya” gitmiş. Anlattıklarına göre silahla bir boğuşma olmuş, silah ateş almış ve olayla çok uzaktan ilgisi olan Kubilay Kaan Kundakçı ölmüş.
Bu olayı hem Aleyna Kalaycıoğlu hem de Alaattin Kadayıfçıoğlu, neredeyse önceden çalışmışlar gibi gayet soğukkanlı biçimde ve sanki kendileri hiçbir şey yapmamış gibi anlatıyorlar.
Bakın ifadeler, bir cinayetin ne kadar sudan sebeplerle ve ne kadar kolay işlendiğini sergiliyor.
Önce Aleyna Kalaycıoğlu’nun ifadesi:
Kubilay Vahap’ın ayak işlerini yapardı: Kubilay Kaan Kundakçı’yı eski erkek arkadaşım Vahap Canbay aracılığıyla tanımıştım. Vahap’ın ayak işlerini yapardı. Vahap, onu yeri geldiğinde şoför olarak kullandığını belirtiyordu. Vahap bazen Kubilay’ı yanıma gönderip bana yardımcı oluyordu. Benim ulaşım işlerimde de yardımcı olurdu. Çok sevdiğim kardeşimdir. Samimiyetimiz de vardı. Benim telefonumda Kubilay olarak kayıtlı. Bazen benim aracımla da gezerdi. Arabalara merakı vardı.
Kubilay futbolu çok seviyordu: Vahap’la inişli çıkışlı ilişkimiz vardı. Bazen Vahap’ın bana şiddeti oluyordu. Bir sefer biz arabadaydık. Arabayı Kubilay kullanıyordu. Vahap beni arabada alıkoydu. Bu yaklaşık bir sene önceydi. Hatta o gün Vahap’ın doğum günüydü. Doğum günü çıkışında tartıştık. O gün şoför Kubilay’dı. Kubilay futbolcuydu. Kars ilinde olduğunu biliyorum, orada oynuyordu. Hatta kendisini eski futbolcu arkadaşlarımla görüştürmüştüm. Amacı iyi bir kulübe transfer olmasıydı. Futbolu çok seviyordu. Eski futbolcularla görüştürerek aslında benim amacım ona yardımcı olmaktı. Onun dışında fazla bir görüşmemiz yoktu.
Aleyna Kalaycıoğlu.
Kubilay saf ve temizdir: Vahap’ın Bağcılar’da müzik stüdyosu vardı. O müzik stüdyosu çete tarafından taranmıştı. Bunun üzerine ailesi Kubilay’ı uzun süre kendisiyle görüştürmemişti. Bildiğim kadarıyla Kubilay’ın sabıkası yoktur, silahı yoktur. Üzerinde hiç silah görmedim. Saf ve temiz bir çocuktur.
Vahap’ın mafyatik arkadaşları vardı: Beykoz’daki evimize Vahap sık sık arkadaşlarını getiriyordu. Arkadaşlarıyla bizim evde kalıyordu. Annem bundan çok ciddi şekilde rahatsız olmaya başladı. Ben de baktım ki annemle Vahap’ın arası açılıyor ve sürekli bir gerilim yaşanıyor. Bu kez biz Vahap’la ayrı bir eve geçtik. Mecidiyeköy’de bir AVM’nin üst katında bulunan bir gökdelende yaşamaya başladık. Vahap’ın mafyatik, çok fazla arkadaşı vardı. Biz iki kişi yaşamamız gerekirken evde başkaları vardı. Salonda sürekli başkaları yatıyordu. Sürekli böyle kriminal tipler geliyordu. Bu durum beni rahatsız ediyordu. Hatta bu anlamda ticari bir şey yoktu ama abisinin cezaevine girmiş olması ve onların bağlantılarının devam ediyor olması nedeniyle sürekli böyle bir ortam vardı.
Annem kendisini sevmezdi: Biz sürekli bundan dolayı tartışıyorduk. Bu tartışmalar ister istemez ilişkimizi yıprattı. Bu süreçte sürekli psikolojik baskı gördüm, psikolojik şiddet gördüm. Kısıtlamalar gördüm, tehditler gördüm. Spora gidemediğim günler oldu. O kadar çok sık kavga ediyorduk ki; herkesin önünde kavga ettiğimiz oluyordu. Sürekli kavga ediyorduk. Annemin gözü önünde de çok kavga yaşandı. Bunun üzerine anneme de çok büyük saygısızlık yaptı. Hakaret etti. Annem de bundan dolayı kendisini sevmiyordu. İlk başta ilişkimizi destekliyordu, sonrasında desteklememeye başladı.
Annemle görüşmemi yasakladı: Bu durumu öğrendiği için anneme kinlenmeye başladı. Sürekli kinli bir şekilde konuşuyordu. Ne zaman annemin konusu açılsa annem hakkında olumsuz cümleler kuruyordu. Hatta onun yüzünden 3 ay boyunca annemle görüşmedim. Görüşmemi yasaklamıştı. Bir iki sefer, Fransa tatilinden döndüğümde havalimanında beni tartakladı. Polisten yardım istedim ama sonrasında adli işlem yaptırmadım.
Beni sektörden silmekle tehdit etti: Beni sektörden silmekle tehdit ediyordu. Köpeklerimi alıkoymakla tehdit ediyordu. Köpeklerimi defalarca alıkoyup odaya kilitledi. Ortak prodüktörümüz olduğu için benim seslendirdiğim şarkılarda kendisinin de katkısı vardı. Bu yüzden şarkılarımı kaldırarak beni piyasadan sileceğini söylüyordu. Sürekli bu şekilde tehdit ediyordu. Benim tek yaşam amacım müzik. Geçimimi de buradan sağlıyorum. Bu yüzden bu tehditlere maruz kaldım. Kısacası mutsuz ve toksik bir ilişkimiz vardı. Son günlerde psikolojim iyice bozuldu ve bana sarmaya başladı. Ben hiçbir yere çıkamaz oldum. Sadece evde prodüktörle birlikte müzik yapıyordum. Her gün ağlayarak zaman geçirmeye başladım. Bu durum ayrılmamızla sonuçlandı. Vahap’la en çok ters düştüğümüz konu, yaptığı hataları kabul etmemesiydi.
Alaattin’le ilişkim iki hafta önce başladı: Alaattin Kadayıfçıoğlu ile ilişkim iki hafta önce başladı. Annem vesile oldu. Annem, ailenin düzgün bir aile olduğunu ve Alaattin’in bana ilgisi olduğunu söyledi. Biz de Alaattin ile tanışarak konuşmaya başladık. Alaattin ile tanışmadan iki hafta önce Vahap’tan ayrılmıştım. Alaattin, bildiğim kadarıyla armatörlük yapıyordu. Annem, hayatımda düzgün bir ilişki olsun diye beni Alaattin ile tanıştırdı. Kendisine karşı olumlu bir izlenimim oldu. Bana saygılı davranıyordu.
Bana elektrikli araba verdi: Bir gün önce Alaattin’in Kandilli’deki evinde kaldım. Tek başına yaşadığı için birlikte kaldık. O sabah Alaattin’le birlikte işe gittik. Stüdyoda kayıt almam gerekiyordu. Ümraniye’deki stüdyoya gittik. Oradaki ofiste bulunan kişilerle konuştuk. Saat 15.00 gibi stüdyodaydım. Stüdyoya giderken Alaattin bana bir elektrikli araba verdi. Hatta elektrikli arabayla stüdyonun kapısının önüne kadar geldim. Ancak arabayı bir türlü kapatamadım. Nasıl kapanacağını da bilmiyordum. Ofiste bir çalışanı çağırdım, ‘Ben kapatamıyorum, sen kapatır mısın?’ dedim. O da aracı alıp kapattı.
Vahap Canbay
Vahap beni tehdit etti: Sonrasında köpekle birlikte stüdyoya gittim. O esnada çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Bu sırada birisiyle konuşurken Yalçınay’ın yolda olduğunu ve Vahap’ın kötü olduğunu, eve döndüğünü, stüdyoya gelemeyeceğini söyledi. Ben de rahatladım, ‘Vahap stüdyoya gelmeyecek’ diye düşündüm. Hatta Yalçınay’a da artık ilişkimizin bittiğini ve iş ile özel hayatı karıştırmamamız gerektiğini söyledim. Daha sonra Vahap’la telefonda görüştük. Vahap Canbay bana, ‘Eğer bir ilişkin varsa seni de kendimi de öldürürüm’ dedi. Bu yüzden yeni ilişkimi kimseye söylemedim. Bu görüşmeden sonra aynı gün Kubilay beni aradı. ‘Abla, ben sizi barıştırmak istiyorum, oraya gelmek istiyorum’ dedi. Ben de kendisine ısrarla gelmemesi gerektiğini söyledim. Araya kimseyi sokmak istemediğimi, ilişkimin bittiğini, ailesiyle vakit geçirmesi gerektiğini söyledim ve telefonu kapattım.
Alaattin iki araçla geldi: Stüdyoya geldiğimde arabayı uzak bir yere park etmiştim. İlişkimi kimse bilmesin diye arabayı uzağa bırakmıştım. Daha sonra yemeğe çıktık. Köpeğimi stüdyoda bıraktık. İçeride temizlik görevlisi vardı. Yemekteyken bir aracın stüdyoya yakın bir yere park ettiğini duyduk. Çalışan bir arkadaşımıza gidip bakmasını söyledik. Araç plakasının 16 olduğunu söyleyince bunun Vahap’ın kullandığı araç olduğunu anladım. Çok korktum. Bana bir şey yapmak için geldiğini düşündüm. Annemi arayıp durumu anlattım. Sonra Alaattin’le konuştuk. Aradan yaklaşık 2 saat geçti. Vahap’ın bulunduğu aracın oradan gitmediğini gördük. Beni görmesinler diye stüdyoya da gitmedim. Alaattin iki araçla geldi. Vito tipi araçla köpeğimi alacaktık. Köpeğim rahat etsin diye büyük araç getirdi. Ben de araca bindim. Stüdyonun bulunduğu yere geldiğimizde Vahap’ın aracıyla karşı karşıya geldik. Vahap bizi görünce araç içinde eğildi, sanki bir şey alacak sandık. Alaattin, ‘Ben gidip konuşacağım’ dedi.
Alaattin camdan silahı uzattı: Alaattin cama vurdu. Camı açan Vahap’la konuşmaya başladı. ‘Kızı rahat bırak’ dedi. Tartışma çıkınca Alaattin camdan silahı uzattı. Vahap elini tutunca silah patladı. Sonra Alaattin araca geri geldi. Ben şok geçirdim. Panik oldum, ağlamaya başladım. Olay yerinden ayrıldıktan kısa bir süre sonra beni yol üzerinde araçtan indirdiler. Ben de taksiyle uzaklaştım.
Alaattin Kadayıfçıoğlu
Alaattin Kadayıfçıoğlu: Eğitimli, kültürlü insanım
Bu da silahı kullanan ve Kubilay Kaan’ın ölümüne neden olan Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun ifadesi:
Anne babamın şoförünü ve aracını da alıp gittik: 18 Mart’ta Aleyna akşam saatlerinde bana geldi, o gece misafirim oldu. Sabah saatlerinde uyandım. Aleyna işe gidecekti, aracının Avrupa yakasında olduğunu söyledi. Bunun üzerine kendime ait aracımı verdim. Aleyna evden ayrılarak işine gitti. Ben de kendime ait başka bir araçla öğle vakti evden çıkarak iş yerine gittim. Gün içinde rutin işlerimi hallettim. Akşam Aleyna ile buluşacaktık. Bundan dolayı Aleyna’yı aradım. Kendisi bana annesinin yanında olduğunu söyledi. Bunun üzerine Aleyna’yı almak için annesinin evine giderek Aleyna’yı aldım. Aleyna’yı alınca bana ait aracın stüdyo önünde olduğunu, ayrıca köpeğinin ve eşyalarının da stüdyoda olduğunu, onları alacağını söylemesi üzerine kullandığım araç binek olduğundan eşyaların ve köpeğin araca sığmayacağını düşündüm. Babam da annemle birlikte o gün İngiltere’de okuyan kardeşimin yanına gittiği için aracın boş olduğunu düşünerek babamın şoförü olan Hüseyin’i aradım. Hem benim aracımı almak hem de eşyaları ve köpeği almak için yanına Mustafa’yı alarak Aleyna’nın evinin önüne gelmesini söyledim ve gelince orada buluştuk. Normalde aracı almaya Hüseyin ve Mustafa gidecekti, bundan dolayı Aleyna da bana stüdyonun konumunu attı. Ben de konumu Hüseyin’e attım. Ancak Aleyna köpeği görmek ve eşyalarını almak istediği için biz de gidelim dedi. Bunun üzerine 2 araç olarak stüdyoya doğru gittik.
Aleyna ‘Aaa bunlar gitmemişler’ dedi: Ben ve Aleyna benim kullandığım araçla, Hüseyin ve Mustafa ise arkamızda bulunan başka bir araçtaydılar. Birlikte stüdyonun bulunduğu sokağa doğru gidene kadar Aleyna ile normal sohbet ediyorduk. Stüdyonun olduğu sokağa girince aracımın farları sokakta park halinde olan bir aracın içini aydınlatınca araç içinde 3-4 kişinin olduğunu gördüm. Bu esnada Aleyna ‘Aaa bunlar burada daha gitmemişler’ dedi. Ben de kendisine ‘Hayırdır bunlar kim’ diye sordum. Kendisi de bana hani öğlen sana köpeğimi almak isteyenler var diye söylemiştim, sen de bana polisi ara polis gelsin demiştin ya işte bunlar o şahıslar diye söyledi.
Sağ ön koltukta oturan şahısla göz göze geldik: Bunun üzerine bu şahıslar kim diye sordum. Kendisi de ‘Sana bahsettiğim ayrılmış olduğum eski sevgilim’ dedi. Bu esnada ben araç içerisindeki bu şahıslara baktığımda aracın sağ ön yolcu koltuğunda oturan şahısla ben ve Aleyna göz göze geldik. Bu sırada şahsın torpidodan bir şeyler alıp arkada oturan kişilere dönüp bir şeyler konuşup tekrar döndüğünü görünce Aleyna ve ben tedirgin olduk.
Üzerimize ateş etmelerinden korktum, camı yüzüğümle tıklattım: Ayrıca Aleyna bana ‘Bunlar Bağcılar çocuğu dikkatli ol’ dedi. Bunun üzerine bu şahısların araçtan inip bizim yanımıza gelmesinden ya da araçtan silahla bize doğru ateş etmesinden tedirgin olduğum ve korktuğum için şahısları engellemek ve olumsuz bir olay yaşanmasının önüne geçmek için hemen araçtan inerek bu şahısların bize zarar vermesini engellemek ve konuşmak amacıyla bu şahıslarla konuşmak için bu şahısların yanına doğru gittim ve bulundukları aracın camını parmağımda bulunan yüzükle tıklattım.
Metal renkli parlayan bir şey gördüm, tabancam sol elimdeydi: Bu esnada şahıs kapıyı üzerime doğru sert şekilde açıp beni itti ve kapıyı bana vurdu. Bende bu şahsın benim üzerime gelmemesi ve araçtan inmemesi için kapıyı iterek kapattım, bu esnada silahım sol elimdeydi. Bu şahıs kapıdan inemeyince aracın camını açtı. O esnada bu şahsın oturmuş olduğu koltukta bacaklarının arasında metal renkli parlayan bir şey görünce silah ya da bıçak olduğu düşüncesine kapıldım.
Tabanca ateş aldı, ben ateş etmedim: Bu arada şahıslara ‘Beyler aracınızı buradan alın, aracımızı alıp gideceğiz’ dedim. Bu esnada önde oturan şahıs eliyle bana müdahale ederek vurmaya çalışınca silah bulunmayan elimle şahsı engellemeye çalıştım, ancak şahıs iki eliyle bana müdahale edince silah bulunan sol elimi de istemsizce kendimi savunmak maksadıyla şahsa doğru götürdüm. Şahıs ise halen bana hamle yapıyordu ve elimde bulunan silahı tutuyordu. Bu boğuşma esnasında silah bir anda patladı, ben kesinlikle silahla ateş etmedim.
Olayın şokuyla oradan ayrılmak istedim: Silah patlayınca şoka girdim. Benim silahım mı patladı, başka bir silah mı patladı onu dahi fark etmedim. Olayın şokuyla bir an önce oradan ayrılmak istedim. İçinde bulunduğum şok halinden dolayı kendi aracımı kullanamayacağımı düşündüğüm için geldiğim araca değil de diğer araca geçtim, Aleyna da yanımda idi. O da panik halindeydi. Hatırladığım kadarıyla benim kullandığım aracımı da Hüseyin kullandı. Oradan ayrıldık, almaya gittiğimiz aracım da orada kaldı.
Polise anlatamam diye tedirgin oldum, haber vermedim: Ben yaşanan bu olaydan dolayı son derece tedirgin oldum, olayı anlamaya çalıştım. Babama ulaşmak istedim, ancak babam İngiltere’ye gittiği için uçakta olduğundan kendisine ulaşamadım. Olayın kaza ile olduğunu düşündüğüm için polise gittiğimde kendimi ifade edememekten korktuğum için polise bildirimde bulunmadım. Bunun üzerine kendime yakın hissettiğim için babamın amcaoğlu olan Metin Kadayıfçıoğlu’nun yanına gittim. Kendisine detaylarını söylemeden bir olaya karıştığımı söyledim. Metin Kadayıfçıoğlu da bana “Nasıl bir olay” diye sordu. Ben olayın ne olduğunu dahi anlamadığım için olayı kendisine anlatamadım.
Yeni kiraladığımız Zorlu’daki yere gittim: Metin Kadayıfçıoğlu beni bir ticari taksiye bindirerek Avrupa Yakasına geçirdi. Daha önceden şirket olarak kiraladığımız ancak halen teslim almadığımız, sadece anahtarı bizde olan, içindeki eşyaları sahibi tarafından teslim alınmayan Zorlu Center’da bulunan açık adresini tam bilmediğim, ancak istendiğinde gösterebileceğim adrese daha önce babamın yanında çalışan Engin Taşkıran ile geçtim.
Kubilay Kaan Kundakçı’ya üzülüyorum: Daha sonra polisler gelip beni yakaladılar. Ardından işlemler için büronuza getirildim. Yaşanan olayda ölen ismini bu olaydan dolayı öğrendiğim Kubilay Kaan Kundakçı isimli şahsa üzülüyorum. Ben böyle bir olay yaşanmasını istemezdim.
Eğitimli ve kültürlü bir insanım: Zaten böyle bir olayın içinde bulunacak yapıda ve karakterde bir insanda değilim. Eğitimli ve kültürlü bir insanım. Olayın olduğu yere kendi şahsi aracımı almak ve kız arkadaşımın eşyaları ile köpeğini almak amacıyla gittim. Sokakta bu şahısları görünce tedirgin oldum. Normalde aracım olmasa oradan direkt giderdim, ancak aracımı almak istedim. Bu esnada aracın sağ ön yolcu koltuğunda oturan şahsın torpidoya eğilip bir şey alması, ardından arkasına dönüp oradakilerle bir şeyler konuşması ben de bu şahsın silah alıp ateş edeceği endişesi oluşturdu. Zaten daha önceden de ailemizde acı bir kaybımız olduğundan güvenlik endişesi duyduğum için bir tatsızlık olmaması adına araçtan inerek bu şahıslara düzgün bir üslupla konuşmak ve bize karşı oluşacak tehlikeyi önlemek amacıyla yanlarına gittim. Ancak gittiğim an itibari ile araçta bulunan şahıs aracın kapısını ittirerek bana vurdu, eliyle beni iterek vurdu. Bende kendimi savunma maksatlı refleksle bu şahsın bana vurmasını engellemek amacıyla 2 elimle kendimi savunurken silah ateş aldı. Ben kesinlikle silahla ateş etmedim. Yaşanan olay tamamen spontane gelişti. Yaşadığım korku ve panikle oradan hemen uzaklaştım.
