Amasra'daki maden faciasında eşi Şaban Yıldırım'ı ikiz bebeklerine hamileyken kaybeden Sıla Sena Yıldırım, ikinci duruşmada konuştu. Yıldırım, "Dünyadan baba kelimesinin kaldırılmasını talep ediyorum. Yapabilir misiniz?" diye sordu.

Bartın’ın Amasra ilçesinde geçen yıl 14 Ekim’de maden faciası meydana geldi. Katliamda 43 maden işçisi ölürken 9 işçi ise ağır yaralı kurtarıldı. Madendeki patlamaya ilişkin dava ise sürüyor. İlk duruşma Bartın Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü ve 25 Nisan – 5 Mayıs tarihlerinde gerçekleşti. İkinci duruşma ise 24 Temmuz’da başladı. Dün de devam duruşmada patlamadan ağır yaralı kurtarılan madenciler Remzi Taşkömür, Kemal Berberoğlu ve Tanju Korkmaz ile, madende eşi Şaban Yıldırım’ı kaybeden Sıla Sena Yıldırım ilk sözü aldı.

Davada 23 sanık var ve bunların 7’si tutuklu. Gazete Duvar’dan Can Bursalı’nın haberine göre; Madenci Remzi Taşkömür, tüm sanıklardan şikayetçi ve kendilerine havalandırma sisteminin değişeceği sözünün verildiğini ancak bir adım atılmadığını belirtti. Ayrıca patlamanın ardından madendeki yangına neden olan kömür tozu ile taş tozuna yönelik de konuşan Taşkömür, buna dair bir önlem alınmadığını ifade etti. Ayrıca patlamadan önce yorgunluk şikayetinin arttığına da dikkat çekti. Bunlarla birlikte madende kayırmanın çok yaygın olduğunu ifade eden Taşkömür, lambasını madene gönderip çalışıyor görünen kişilerin olduğunu söyledi.

Taşkömür’ün ardından patlamadan yaralı kurtulan bir diğer işçi Kemal Berberoğlu ifade verdi. Patlamadan sonra şikayetçi olmadığını söylese de artık sorumlu olan herkesten şikayetçi olduğunu belirtti. Sözlerine böyle başlayan Berberoğlu daha sonra yaşadıklarını anlattı:

“Ben -310 kotta çalışıyordum. Patlama yerine yakındım ancak su barajı beni yaklaşık 5-6 metre fırlattığı için kurtulabildim. Patlama olduktan sonra kendime geldim, ayağa kalktım, göz gözü görmüyordu. Kolum şişmişti, maskemi zorlukla taktım. Sonra kendi çabamızla çıktık.”

Maden patlamasında ağır yaralı kurtarılan Remzi Taşkömür. (Fotoğraf: Can Bursalı)

Madenci Şaban Yıldırım da patlamada yaşamını yitirdi. Eşi Sıla Sena Yıldırım ise katıldığı ikinci duruşmada ikiz bebeklerini hem sanıklara hem mahkeme heyetine gösterdi: “Denetleme etkin olsaydı, yeterli personel olsaydı 43 şehit verir miydik?”

Eşinin kendisine her zaman üretim baskısı altında olduklarını anlattığını aktaran Yıldırım, patlamadan önceki dönemlerde de yorgunluk ve baş ağrısı şikayetinin arttığını söyledi. Kızlarının henüz karnındayken babasız kaldığını vurgulayan kadın, “Dünyadan baba kelimesinin kaldırılmasını talep ediyorum. Yapabilir misiniz?” diye sordu.

Patlamadan yaralı kurtulan işçi Tanju Korkmaz, faciadan sonra oksijen maskesini açamadığını aktardı ve “Eğitim maskesi çok kolay açılırdı ama ben patlamadan sonra gerçek maskeyi açamadım” dedi. Ayrıca Korkmaz da madende üretim baskısı olduğuna vurgu yaparak madendeki metan seviyesini ölçen sensörlerin, çalışma alanlarından uzak noktalarda tutulduğunu söyledi. Bunun da çalışanların korkmaması için etkisiz hale getirildiğini belirtti.

Bir başka maden işçisi İzzet Ak da yaralı kurtulanlardan. İzzet Ak, madende işçi sağlığı ve iş güvenliği eğitimlerinin formaliteden ibaret olduğunu belirtti ve “Bizi bir de sınava sokarlardı, ben zaten okuma yazma da bilmiyorum, ama soruları da zaten girerken biliyorduk” dedi.

Duruşmaya verilen aranın ardından söz yaralı kurtulan işçi Güray Polat’a verildi. 2000 yılından bu yana maden işçisi olduğunu belirten Polat, “Patlama olduktan sonra ilk olarak Remzi Taşkömür’ü gördüm. Neredeyse tamamen yanmış durumdaydı. Tutamadım hiçbir yerinden. Kemerinden tutarak taşıma aracına koydum. Ondan sonra 3 – 4 kişiyi daha buldum ama hiçbirini tanıyamadım, tamamen yanmış durumdalardı. Bunlar benim çay içip sohbet ettiğim çocuklardı ama tanıyamadım” dedi. İfade verirken göz yaşlarını tutamayan ve konuşmakta zorlanan Polat, “Yukarıyı arayıp bilgi verdim. Aşağıya uzun süre kimse gelmedi. Niye gelmiyorsunuz diye sorduğumda ‘Tekrar patlayabilir. Kimseyi indiremiyoruz’ yanıtını aldım” diye konuştu.

Polat, madende torpilin, kayırmanın çok yoğun olduğuna vurgu yaptı ve “Aydın adındaki şefime gidip bu durumu söylediğimde bana ‘Torpillilere dokunursam koltuğumdan olurum’ yanıtını verdi” dedi.

 

43 madencinin öldüğü madenin eski yöneticisi: Tecrübe ve liyakat sıkıntısı vardır