CHP Genel Başkanı Özgür Özel kendisi için ortaya atılan “daire aldı” ve yurt dışında mal varlığı olduğu iddialarına sert çıktı. Özel, Uşak belediye başkanı için de "gereken yapılacak" dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Afyonkarahisar’daki toplantıda kendisi hakkında ortaya atılan “daire” ve yurt dışı mal varlığı iddialarına sert çıktı. Özel, iftira atanlara dava açacağını açıkladı.

Genel Başkanı Özgür Özel, Afyonkarahisar İl Belediye Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada hakkındaki iddialara yanıt verdi.

Özel yıkım kararı olan bir yeri alıp kazandığı iddiasına çok sert cevap verdi. Özel bunlarla ilgili tek tek dava açacağını, kazandığı parayla da Afyon sucuğu alıp garibanlara dağıtacağını söyledi. Özel daire iddialarıyla ilgili şöyle konuştu:

‘Özgür Özel yıkım kararı olan bir yeri aldı, para kazandı’ dediler. 18 katlı olduğu çıktı. ‘Aldı, çok para kazandı’ dediler. 18 daire içinde en pahalıya alanın biz olduğumuz ortaya çıktı.

Bir sürü yalan ürettiler. Bugün partiden de fevkalade ahlaksız işler yüzünden gönderilmiş biri çıkmış, ‘Ben biliyorum’ diyor, partiden atılalı yıllar olmuş, ‘Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu Amerika’da 3 milyon dolarlık daire aldı’ diyor.

Değil Amerika’da, dünyanın herhangi bir yerinde, Türkiye dışında bir tırnak makasım varsa bir centim varsa işte orada elinizde, Dışişleri Bakanlığı sizde. Amerika’nın kuralı, kanunu şeffaflığı ortada. İspatlamayan namertti

Ama bunu ispatlayamayan o sabahın köründe iftira atana da yan tarafındaki irili ufaklı paçavralara da söylüyorum. Aynı geçmiş sefer olduğu gibi hepsine dava açacağım, bütün bu davaları kazanacağım. Bu davaların parasıyla garip gurebbaya Afyon sucuğu dağıtacağım. Alnınızı karışlayacağım, hodri meydan. Hodri meydan.”

Özel konuşmasında CHP’li belediyelere yönelik operasyonları, gözaltıları, tutuklamaları ve iktidarın tutumunu hedef aldı. Hem son operasyonlara hem de yargı süreçlerine ilişkin sert değerlendirmeler yaptı.

Özel iktidarın seçim kaybettiğinde “milli irade” söyleminden uzaklaştığını savunarak CHP örgütünün sahadaki gücüne dikkat çekti. Bu süreçte partiye karşı “yargı kolları” üzerinden bir taarruz yürütüldüğünü söyledi.

Özkan Yalım’a atıfla CHP’nin yakışanı yapacağını Özel şöyle anlattı:

“Bir kişinin demokrat olduğuna seçimi kazandığı gece ne yaptığıyla değil, seçimi kaybettiği gece ne yaptığıyla, seçimi kaybettikten sonra ne yaptığına bakılır.

Bu ülkeyi kazandığı seçimlerde, ‘Milli irade, milli irade’ diyen ama kaybettiğinde o iradeyi milli değil kirli gören, kendine verilen oyları, ‘Milli irade baş tacı’ deyip verilmediğinde baş aşağı etmeye çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız. O yüzden bir yıldır Cumhuriyet Halk Partili belediyeler ve Cumhuriyet Halk Partisi, AK Parti’nin yargı kolları eliyle, öyle ya kadın kollarını yeniyoruz biz. Bizim kadın kollarımız, AK Parti Kadın Kolları’nın gösterdiğinin üç katı, dört katı performansla sahada. Gençlik kollarımız, AK Gençlikle mukayese kabul edilmeyecek bir dinamizmle sahada. Yerel seçimlerde gördünüz sonrasında da. Örgütümüz dimdik ayakta. AK Parti’nin örgütünü gören yok sokakta. Salon partisi olmuşlar. Yazın serinlettikleri, kışın ısıttıkları salonlarda atadıklarına kendilerini alkışlatarak siyaset örmeye çalışanlara karşı sokakta, fabrikada, işçi servisinde, köyde siyaseti ören, siyaseti yapması gerektiği yerde yapan, halkın içinde yapan dinamik bir örgütü yenemeyecekleri için hiçbir partide olmayan yargı kollarını kurdular ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı taarruza geçtiler. İşte öyle bir sürecin sonundayız. Öyle bir sürecin içindeyiz. Devamındayız, sonundayız. O yüzden bu salonda olması gereken iki arkadaşımız operasyonlarla şu anda gözaltındalar, tutuklu haldeler. Özellikle ve özellikle şunu söylemek istiyorum. Geçtiğimiz günlerde operasyonların bir tanesinde hiçbirimizi memnun etmeyecek görüntüler oldu. Hiçbirimizi memnun etmeyecek bir nokta geldi. Orada da özeleştirimizi yaptık. Gerekli görevlendirmelerimizi yaptık. Yasaklı görüşme süresi bittikten sonra ilgili hukukçu arkadaşlarımızla görüştüler, MYK’nın verdiği yetki ile de raporlarını hazırladılar. Önümüzdeki günlerde Cumhuriyet Halk Partisi onu bugün sizler de değerlendireceksiniz, aldığı karar doğrultusunda kendisinden bekleneni, kendisine yakışır bir şekilde hayata geçirecek.”

Özel son günlerde ortaya çıkan bazı görüntülerin kabul edilemez olduğunu söyledi. Ancak kişisel hata üzerinden partinin tamamına dönük itibarsızlaştırma yürütüldüğünü savundu. CHP’nin belediyecilik anlayışını AK Partiyle kıyasladı.

Özel şöyle dedi:

“Ancak herkes şunu bilsin ki birincisi haysiyet cellatlığı ile kimse iktidara tutunamaz. Olmadık görüntüleri devlet eliyle polisin yaptığı operasyonda hukukun dışına çıktığı iddia edilirse kendisini korumak için kendisine emanet polis kamerasından, paparazzi kamerası çıkarıp onu yandaş basına yollayıp, onun üzerinden siyaset yapanlara, o olay olmadan üç hafta önce Sakarya’da ortaya çıkan ve üç hafta AK Parti’de kimsenin ağzını açmadığı, kulağını tıkadığı, duymadığı belediye başkanının rezaletine ancak bizim günlük reaksiyonumuzdan sonra istifa ettirdikleri, yine konuşulan bir başka belediye başkanı rezaletinin bu süreçte ancak AK Parti tarafından değerlendirildiğini görelim. Biz esas olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin hizmeti, biraz önce anlatıldığı gibi şeffaf, hesap verebilir, halkın içinde ve halkla memnuniyet yaratan icraatlarının ön planda olduğu, konuşulduğu bir süreçte bir kişisel hata üzerinden bir haysiyet cellatlığını partiye mal ettirmek gibi bir niyetimiz asla yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Adalet ve Kalkınma Partisi ile karşılaştırılmaya kalktığında, etik kurallara bağlılığı, hesap verebilir belediyeciliği, dürüst, çalışkan, haramdan korkan, israftan kaçan, milletin parasını kendi parasından daha değerli gören, gözü gibi sakınan belediyecilik anlayışının zekâtı bile Adalet ve Kalkınma Partisi’nde yoktur.”

Özel konuşmasında Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin AKP’li eski başkanı Melih Gökçek’i hatırlattı.

Geçmiş dönemde yaşananların ortada olduğunu savunan Özel CHP’li belediye başkanlarının ise “temiz ve şeffaf belediyeciliğin kitabını yazdığını” söyledi.

Özel’in bu bölümdeki sözleri şöyle oldu:

“Adalet ve Kalkınma Partisi’nin üç kurucusu, o ilk toplantılarında yan yana olan üç kişiden ikisi Melih Gökçek hakkında ne düşünüyor görüyorsunuz. İstanbul’u, Ankara’yı parsel parsel satanlar, FETÖ’ye ne istediyse verenler, kendi partisi tarafından ‘Ya istifa et ya biz gereğini yaparız’ diye uzaklaştıranlar, bilhassa Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ‘Eğer istifa etmezsen gereğini yapacağız’ diyor. Ben Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak Genel Başkan olarak ne yapabilirim bir belediye başkanına? Çok, çok partiden atabilirim. Peki, ‘İstifa etmezsen biz gereğini yaparız’ diye tehdit edildiğinde iki ihtimal var. Ya yolsuzluk ya FETÖ’cülük. O Melih Gökçek o günden beri gidip hem de belediyeden ele geçirdiği daha zorla geri almaya çalıştıkları konutta oturarak, belediyenin makam arabasını yıllarca vermeyerek, belki dünya siyaset tarihinin en büyük yerel yönetim yolsuzlukları, iddiaları ile karşı karşıya ama kendi partisi için de söylenen ‘Bu Melih Gökçek yargılanmayacak.’ Ama her birisi Türkiye’de belediyeciliğin, temiz, şeffaf belediyeciliğin kitabını yazan arkadaşlarımız bu ithamlarla karşı karşıya kalacak. Buna Anadolu’da bir tane cevap var. Hadi be oradan.”

Özel yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin açıkladığı soruşturma rakamlarına da değindi. AK Parti belediyelerinde daha fazla soruşturma izni verildiğini bakanın kendisinin açıkladığını hatırlattı. Buna rağmen gözaltı, tutuklama ve sabah baskınlarının CHP’li belediyelerde yaşandığını söyledi.

Özel şunları kaydetti:

“Yeni içişleri Bakanı geldi bir açıklama yaptı, minnettarım kendisine. Diyor ki ‘Efendim AK Parti ile CHP arasında ayrım yapıldığı doğru değil.’ ‘Biz’ diyor ‘Bugüne kadar İçişleri Bakanlığı olarak’ diyor tabii, ‘591 AK Partili belediyeye soruşturma izni vermişiz, CHP’de bu rakam 321. MHP’de de 102.’ Sayın Bakana teşekkür ederim. MHP’nin 150’ye yakın belediyesinden 102’sinde soruşturmaya değer bir şey görmüşler. AK Parti’nin hemen bütün belediyelerinde görmüşler. Bunu kim görüyor? Müfettişler, İçişleri Bakanlığı’nın müfettişleri ya da Sayıştay denetçilerinin talepleri. Peki Cumhuriyet Halk Partisi’nde bu rakam AK Parti’nin çok gerisinde. Peki sayın bakan, ben de zaten bunu söylüyorum. Hiç kimse, bu salondaki arkadaşlarım da Sayıştay denetimden muaf değil, müfettiş denetiminden muaf değil, soru sorulur, cevap alınır ayrı konu. Madem CHP’den çok fazla AK Parti belediyesinde iddialar var ve soruşturma izni var, Hangi AK Partili Belediye Başkanını iki kolunda iki polisle, jandarmayla gördük? Hangi AK Partili belediye başkanının sabah 6’da kapısına dayandınız? Hangisini dört gün gözaltında tuttunuz? Hangisini tutukladınız? İşte çifte standart buradadır. Cumhuriyet Halk Partisi’ne yapılan iş, tamamen iktidar yürüyüşünü engellemek için haysiyet cellatlığıdır. Milletin gözünün önünde film çekmek, milleti gördüğüne, yaşadığına değil televizyonda gördüğüne inandırmaktır. Bu yapılan iş, devlet gücüyle, kamu gücüyle millet iradesini sakatlamak için şarlatanlık yapmaktır. Başka hiçbir şey değildir. Tamamını reddediyoruz.”

CHP lideri tutuklu belediye başkanları için açık yargılama çağrısı da yaptı. Duruşmaların TRT’den ve isteyen bütün kanallardan canlı yayınlanmasını istedi. İddianamelerde medyada öne sürülen suçlamaların yer almadığını savundu.

Özel şöyle konuştu:

“Var gücümüzle bir kez daha söylüyoruz Ekrem başkanımız, tutuklu belediye başkanlarımız… Tamamının duruşmalarının televizyondan, TRT’den bir kanaldan ve isteyen tüm kanallardan canlı yayınlanmasını istiyoruz. Yargılamalarda somut iddialara, somut bir yanıt veremeyip, kendi haklılığımızı ispat edemezsek başımız gözümüz üstünde, her türlü cezaya razıyız biz. Ama bir yıl önce bu işler başladığında Erdoğan diyordu ki ‘Görün bakalım 1 aya kalmaz insanın içinde çıkamayacaklar. Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar.’ O söylediği iddianame 9, 10 ay sonra geldi. O kadar emindik ki kendimizden, ‘Asla bir sonuç çıkmayacak, o iddianameyi yargılanmak değil yargılamak üzere istiyoruz’ dedik. O iddianame çıktı ve buradan bir kez daha Afyon’daki CHP’li ya da bize son seçimde oy vermiş değil vermemiş herkese söylüyorum. Başta TRT’de ve AK Parti’ye yakın yayın yapan bütün kanallarda ve ortada duran kanallarda ama onlara sevk edilen haberlerle izlediğiniz yayınlarda, bir yıldır izlediğiniz hangi CHP’yi zorda bırakacak iddia, gerçekten iddianamede var. Hiçbir tanesi yok. Her birine ‘Yalan atıyorlar’ dedik. ‘Hadi bakalım kanıtlasınlar’ dedik. ‘Görüntü var’ dediler, montaj çıktı, stok çıktı, o çıktı, bu çıktı. En son iddianamede soruyoruz. Yahu gazeteci arkadaş, sen ‘bin 200 tane cep telefonu’ demiştin hani? ‘Vallahi beni de kandırmışlar. Ben öyle duymuştum.’ Öbür birine soruyorsun, ‘Hani parkenin altından milyon euroların videosu vardı? Arama sırasında çıktı.’ İddianamede yazısı bile yok. Hani videosu olacaktı? Görüntüsü olacaktı? ‘Vallahi ben de kandırıldım, öyle duymuştum’ diyor. Bir başkasına diyorsun ki ‘Kardeşim sen bu kadar somut bir şey iddia etmiştin.’ ‘Vallahi siyasette biraz yalan vardır’ diyor. Böyle bir sürecin sonunda aylardır konuşulan, üstünde tepinilen her şey boş ve yalan çıktı. Bir tane gizli tanık vazgeçti, gitti. Onun söyledikleriyle tutuklanmıştı arkadaşlar. Altında başka bir gizli tanığın imzası çıktı. Yazım hatasına kadar aynı. ‘Biz sadece tanık beyanı ile tutuklama yapmadık’ diyen kişi Adalet Bakanlığı makamına çıktı. Ama daha dün serbest kalan 18 kişinin hiçbirisinde bir kanıt olmadığı ortaya çıktı. Daha da içerde bulunan tüm arkadaşlarımız için önlerine konulabilecek somut, kanıtlı yolsuzluk haksızlık hiçbir şey çıkmadı. Çıka çıka şu çıktı, AK Parti’nin geçmiş dönemlerde inşaat yapanlardan imar isteyenlerden, ihale alanlardan, herkesin bildiği, Türkiye’nin gözünün içine bakarak söylüyorum, bilhassa AK Partili iş adamlarının gözünün içine bakarak söylüyorum. O iş adamlarının ödediği paylar var ya paylar… Ya da haydi eğri oturup doğru konuşalım. ‘Havuz medyası’ yazıyor ya havuz medyası… Havuz medyası ne demek? Bir havuz demek. Havuzu kim oluşturmuş? Bilmiyor muyuz dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım devletten, kamudan ihale alan şirketlerden bir havuz oluşturup oraya onlardan kesintiler yapıp, bağışlar alıp, oluşturduğu havuzla TMSF’nin elindeki gazete ve televizyonları alıp da bugünkü o havuz medyasını oluşturmadı mı? Nereden geliyor bu ‘havuz’ adı? Vakti zamanında Binali Bey’i övüyordunuz kapalı toplantılarda. ‘Sayın Bakan’a teşekkür ediyoruz. Medyadaki önemli eksiklerimizi giderdi. Artık bizi anlatacak, savunacak kanalları aldı getirdi.’ Şimdi bize o haysiyet cellatlığı yapan kanalların hepsi havuzla oluşmadı mı? Ortaya çıkan bir şey varsa havuza alınan ya da herkesin bildiği gibi AK Parti’deki o meşhur yüzde 10’luk, 20’lik paylar… Birileri tarafından ‘Ben ne yapayım?’ dendiyse, ‘Oraya bir tane kreş yap’ denmiş, denmişse bu denmiş. ‘Bu kadar yoksulluk varken erzak dağıt’ denmiş. ‘Ramazan’da alışveriş kartı ver de dağıtılsın’ demiş. Bunlardan yolsuzluk çıkmaz. Tayyip Erdoğan dört bakanının evlatlarının ve kendilerinin odalarında, ayakkabı kutularında dolar çıktığında önce ‘Onları FETÖ’cüler koydu’ deyip ‘Sonra bizim paramızdı, faiziyle geri istiyoruz’ dendiğinde televizyonlara çıkıp ‘Belediyenin, kamunun cebinden çıkan bir şey var mı? Yok. O zaman yolsuzluk olmaz’ diyordu o paralar için. Bir yıldır öyle bir para arıyorlar, 1 kuruş yok. ‘Kasa nerede?’ diye soruyorlar, kendilerinden biliyorlar. Bizde kasa – masa yok. ‘Paralar nerede?’ diyorlar, bir para varsa yoksulun kursağında geçmiş, sosyal yardım olmuş, kreş – yurt olmuş, açılışında da adı anılmış, söylenmiş. Şimdi buradan Cumhuriyet Halk Partisi‘ne yolsuzluk, AK Parti’ye de temiz bir geçmiş varmış gibi yapanlar Allahlarından korksunlar. Melih Gökçek yargılanmadan, geçmişte millete ‘illallah’ dedirten AK Parti belediyeciliği yargılanmadan bırakın yargılanmayı Cumhuriyet Halk Partisi’ne soru dahi sorulamaz.”

Özel konuşmasının son bölümünde son günlerde kendisine yönelik iddiaları da hedef aldı. Hakkında ortaya atılan mal varlığı ve yurt dışı daire iddialarını reddetti. Özel, bu iddiaları ispatlayamayanlara dava açacağını söyledi:

“Biz ‘Yok ya, buna da inanan mı olur’ deyip susarsak birçok yerde daha sonra konuşuluyor. Daha bu sabah, o havuzdan oluşan, bulunan kanallardan, gazetelerden biri… Tabii temel derdi şu; geçen hafta büyük bir haysiyetsizlik yaptılar. Ne yaptılar? O meselenin içindeki herkesin eşi, çocuğu, annesi ya da o meseledeki herkesin annesi – babası olduğunu, önünde yaşanacak koca bir hayat olduğunu düşünmeden ne genci sakınarak, ne aileyi sakınarak yaptıkları işi ‘gazetecilik’ diye o rezaleti ortaya koydular ya. Biz de buna tepki gösterdik ya. Eğer hukuk devletiysen İçişleri Bakanlığı bir soruşturma açacak ya. ‘Nasıl oluyor da oluyor, sabah çekilen görüntü sabahın köründe Sabah’ın eline geçiyor?’ diye soruyoruz ya. İşte onlar şimdi her hafta yeni bir haysiyet cellatlığı; ‘Direnişi kırmak için Özgür Özel’e saldırmalıyız.’ Neye ellerini atsa patlıyorlar. Muhittin Böcek’in meselesinde; ‘Efendim Manisa’ya geldiler, Özgür Özel de oradaydı.’ İçişleri Bakanlığı kayıtları, parti kayıtları yalanlıyor. Muhittin Böcek‘in yanındaki herkes gidip rahmetli Ferdi’nin çağrısıyla geldiğini, konumun Ferdi’nin attığını, ‘Bize projelerini anlat abi’ dediğini, 3,5 saat hangi projeleri yaptığını sunumunu vererek anlatıyor falan… Küçücük öğrenci evini ‘Özgür Özel yıkım kararı olan bir yeri aldı, para kazandı’ dediler. 18 katlı bir daire olduğu çıktı. ‘Aldı, çok para kazandı’ dediler. 18 daire içinde en pahalıya alanın biz olduğumuz ortaya çıktı.

Bir sürü yalan ürettiler. Bugün partiden de fevkalade ahlaksız işler yüzünden gönderilmiş birini çıkarmış ve ‘Ben biliyorum’ diyor, partiden atılalı yıllar olmuş, ‘Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu Amerika’da 3 milyon dolarlık daire aldı’ diyor. Bak Sabah, sabahın köründe sana söylüyorum, Sabah. Amerika’da değil daire, bir tırnak makasım varsa, değil Amerika’da, dünyanın herhangi bir yerinde, Türkiye dışında bir tırnak makasım varsa, bir centim varsa işte orada elinizde, Dışişleri Bakanlığı sizde. Trump yanınızda, Amerika’nın kuralı, kanunu şeffaflığı ortada. İspatlamayan namerttir, bir tırnak makasım varsa Türkiye dışında ve bir tırnak makasım varsa yıllardır verdiğim, 15 senedir tam gününde mal beyanı veririm. Numan Bey’in elinde, devletin elinde. Orada yazan mütevazi mal beyanı ki kızımın hesabındaki 500 sterline kadar yazmışımdır. Kızımın, eşimin ve benim her şeyimi yazmışımdır. Şu kadarcık mal ve yanında 1 metrekare fazla toprak, 1 kuruş fazla para varsa Özgür Özel daha burada durmaz. Ama bunu ispatlayamayan o sabahın köründe iftira atana da yan tarafındaki irili ufaklı paçavralara da söylüyorum. Aynı geçmiş sefer olduğu gibi hepsine dava açacağım, bütün bu davaları kazanacağım. Bu davaların parasıyla garip gurebbaya Afyon sucuğu dağıtacağım. Alnınızı karışlayacağım, hodri meydan. Hodri meydan. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı, nerede durduğunu, ne yaptığını bilir. Çünkü kendisine emanet edilenin Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün koltuğu olduğunu bilir. O koltuğa yakışmayacak, bırak böyle koca koca işler, zerre kadar lekenin hesabını veremeyecek olan namussuzdur, şerefsizdir.”