DW Türkçe Ankara muhabiri Alican Uludağ “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “yanıltıcı bilgiyi yayma” suçlamalarıyla gözaltına alınmıştı. Almanya'nın Uludağ'ın serbest bırakılması çağrısının hemen ardından Uludağ tutuklandı.

Gazeteci Alican Uludağ’ın gözaltına alınıp tutuklanması 15 temmuz darbesinin ardından patlak veren ve Ankara’yı zor durumda bırakan “Deniz Yücel krizi”ne benzer bir krize dönüşmek üzere.

Gazeteci ve yazar Deniz Yücel 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra Şubat 2017’de nedeniyle tutuklanmış, Alman hükümetinin çok sert tepkilerinin ardından doğan krizin sonucu olarak tam bir yıl sonra, iddianamesi hazırlanıp apar topar yargılanarak serbest bırakılmış ve aynı gün kendisini almak için gelip bekletilen uçakla Almanya’ya dönmüştü.

Bu son olayda da DW muhabiri gazeteci Alican Uludağ’ın gözaltına alınmasına Alman bakan Weirmer ve Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Sanchez Amor tepki göstermişti. Uludağ buna rağmen tutuklandı.

Olaylar nasıl gelişti?

DW Türkçe’nin Ankara muhabiri Alican Uludağ sosyal medya paylaşımları nedeniyle dün akşam saatlerinde gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada Uludağ’ın “Cumhurbaşkanına Alenen Hakaret” ve “Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma” suçlamalarıyla Ankara’da gözaltına alındığı belirtildi.

DW Türkçe muhabiri olan Uludağ’ın gözaltı gerekçesinin İstanbul Atatürk Havalimanı saldırısını planlayan IŞİD mensuplarının tahliye edildiğine ilişkin 2024’teki haberi ve X’teki paylaşımları olduğu duyurulmuştu.

İstanbul’a getirilen gazeteci bugün Çağlayan Adliyesi’nde savcılığa ifade verdi.

Savcılık ifadenin ardından Uludağ’ı tutuklama talebiyle mahkemeye sevk etti.

Talep ‘cumhurbaşkanına alenen hakaret’ suçlamasıyla yapıldı.

Mahkeme talebi kabul ederek Uludağ’ı tutukladı.

Uludağ’ın IŞİD haberi

Uludağ, 18 Aralık 2024 tarihinde NOW TV’de yayınlanan haberinde Yargıtay’ın Atatürk Havalimanı’nda 45 kişinin ölümüne sebep olup 46 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 2604 yıl hapis cezası alan altı sanık hakkında tahliyeye hükmettiğini yazmıştı.

İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, 2018’de saldırıyı planlamakla suçlanan altı sanığa ‘anayasal düzeni ihlal’ ve ‘tasarlayarak öldürme’ suçlarından müebbet hapis cezası vermiş, bir sanığıysa ‘örgüt üyeliği’ suçundan 12 yıl hapis cezasına çarptırmıştı

Haberin ardından İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi bir açıklama yaparak tahliye kararını doğrularken tahliyelerin terör faillerini kapsamadığını savunmuştu.

Alman bakanın Uludağ tepkisi: Ankara’ya sert çağrı

Almanya Kültür Bakanı Wolfram Weimer, gazeteci Alican Uludağ’ın gözaltına alınmasına tepki göstererek Ankara’ya “hemen serbest bırakın” çağrısı yaptı. AB Türkiye Raportörü Sanchez Amor da gözaltına tepki göstermişti.

Almanya’nın Kültürden Sorumlu Devlet Bakanı Wolfram Weimer, DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ’ın gazetecilik faaliyetleri ve sosyal medya paylaşımlarından dolayı gözaltına alınması için Ankara’ya çağrı yaparak Alican Uludağ’ın derhal serbest bırakılmasını istemişti.

DW Türkçe’de yer alan haberde Başkent Berlin’de açıklama yapan Bakan Weimer, Alican Uludağ’ın gözaltına alınmasını “kabul edilemez” olarak değerlendirdi.

“Çağrım açık: Alican Uludağ derhal serbest bırakılmalıdır. Gazetecilik suç değildir” diyen Weimer yöneltilen suçlamaların “dayanaksız” olduğunu söylemişti.

Bağımsız siyasetçi Weimer “Deutsche Welle ve çalışanları Türkiye’de özgürce çalışabilmeli ve bağımsız haber yapabilmelidir” diye konuştu.

Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, Alican Uludağ’ın gözaltına alınmasına ilişkin sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı.

Sánchez Amor “Kendisine Cumhurbaşkanına hakaret ve yanlış bilgi yayma suçlamaları yöneltiliyor. Bu, Türkiye’deki demokratik standartların gerçekliğidir. Moral bozucu” ifadelerini kullandı.

“Demokratik bir toplum için özgür basın şarttır”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu da (TGC) gazeteci Uludağ’ın gözaltına alınmasıyla ilgili açıklama yaptı.

TGC tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun vazgeçilmez temelidir. Bu özgürlük yalnızca gazetecilerin değil, bu ülkede yaşayan herkesin doğru, tarafsız ve eksiksiz bilgiye ulaşma hakkının güvencesidir. Basın özgürlüğünün zayıflatıldığı bir ortamda toplumun gerçekleri öğrenmesi mümkün değildir.

Ülkemizde ise gazetecilerin sürekli gözaltı ve soruşturma tehdidiyle karşı karşıya bırakılması, yalnızca meslektaşlarımızı değil, halkın alma hakkını hedef alan bir baskı ve sindirme politikasıdır.

Son olarak gazeteci Alican Uludağ Cumhurbaşkanına hakaret ve halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma iddialarıyla Ankara’daki evinde gözaltına alınmıştır. Meslektaşımızın çağrılması halinde ifade vermeye gidebileceği açıktır.

Gazetecilerin haberleri, yazıları ve eleştirel görüşleri nedeniyle özgürlüklerinden mahrum bırakılması kabul edilemez.

Meslektaşımızın bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyor, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğüne yönelik tüm baskılara karşı olduğumuzu bir kez daha kamuoyuna duyuruyoruz.”