30 milyon dolar dile kolay çok büyük bir para. Peki insan 30 milyon dolarını 100 dolarlık desteler halinde çantalara doldurup sonra da bu çantaları bir değil iki arabanın bagajına koyar mı? Hadi diyelim bir yerden bir yere taşımak için koydu, bu arabaları bir site otoparkına içinde paralarla park eder, başına da güvenlikçi bile koymaz mı? Üstelik bu kadar para hiç dokunulmadan 3 ay o otoparkta o araçların bagajında durur mu?
Paraların sahibi olduğunu söyleyen Bilal Durmaz isimli kişi tam da böyle yapmış. Bu kadar parayı bankaya koymak, daha güvenli bir kasada tutmak yerine çantalara doldurmuş ve biri Audi A6, diğeri Ford Pick-up olmak üzere iki aracın bagajına yerleştirmiş, sonra da bu arabaları oturduğu ve “güvenli” olduğunu düşündüğü sitenin kapalı garajına park etmiş.
Söylediğine göre “Bu paralar lazım değilmiş.” O yüzden bu kadar büyük bir servet, neredeyse hiç dokunulmadan tam 3 ay boyunca o garajda durmuş.
Döviz bürosu nakit parayı hiç dokunmadan tutar mı?
Oysa Bilal Durmaz’ın işi döviz ticareti, yani para ticareti. Bu ticaret paradan para kazanma yoluyla yapıldığı için her bir kuruş nakit çok değerli. 30 milyon dolar nakit paranın üç ay boyunca garajda tutulması çok da akla yakın değil.
O yüzden savcılık ve polis, bir yandan bu parayı çalan soyguncuları ararken bir yandan da paranın kaynağına, paranın neden dokunulmadan öylece durduğuna, en önemlisi bunca büyük bir nakit varlığın neden sistem dışında tutulduğuna da bakıyor.
Bu konuda bir ipucu, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın geçen yılın ortalarından beri sürdürdüğü ve Laleli piyasasını alt üst eden kara para soruşturmasıyla bağlantılı olabilir. Çünkü Bilal Durmaz’ın kendisiyle aynı işi yapan, yani döviz bürosu işleten babası Atilla Durmaz o soruşturmada tutuklu. Baba Atilla Durmaz’ın iş yerlerinde ve depo veya ofis olarak kullandığı söylenen başka yerlerde yapılan aramalarda o zamanlar polis 47 milyon doları aşkın nakit paraya rastlamış, bu paralar adli emanete alınmıştı.
Libya’dan gelen para
Laleli piyasasını sarsan savcılık soruşturması, Libya’dan Türkiye’ye bölük pörçük biçimde ama fazlasıyla örgütlü olarak transfer edilen 20 milyar dolar değerinde Libya Riyali ile ilgili. Bu para, iddiaya göre kredi kartları ve bankaların debit kartları kullanılarak, bazen POS cihazlarından ardı ardına onbinlerce işlem yapılarak sanki kullanıcısı Türkiye’de alış veriş yapıyormuş gibi aktarıldı, kartını kullandıran kişi yaptığı sahte alışverişin karşılığı parayı İstanbul’da dolar olarak elden aldı. Bu alışverişe aracılık eden şirketler ve döviz büroları da ödedikleri bu paradan ciddi komisyon kesti.
Buradaki kazanç, Libya’daki resmi dolar kuru ile karaborsa dolar kuru arasındaki farktan kaynaklanıyor. Debit kartlarını veya kredi kartlarını Türkiye’de kullandıran kişiler, dolar bazında Türkiye’deki, aracılara yüksek komisyon ödeseler bile ellerine geçen nakit doları Libya’da karaborsada Riyal’e çevirerek yine de çok yüksek kazançlar elde ediyorlar.
Polisin o zaman bulamadığı para mı?
Libya hükümetinin Birleşmiş Milletler, OECD ve ABD üzerinden yaptığı resmi şikayette ülkenin 20 milyar dolarının bu yolla yurt dışına (sistem dışına) çıktığı öne sürülüyordu. Bu şikayet üzerine Türkiye konuyu soruşturmaya başladı. Bu ticaret, kaçınılmaz biçimde çok miktarda nakit dolar gerektiriyordu. O nakit dolar da döviz büroları üzerinden temin edilebiliyordu.
Savcılık, Şenlikköy’de çalınan 30 milyar doların işte bu Laleli operasyonu sırasında polis tarafından bulunamayan nakit varlıklardan biri olmasından şüpheleniyor.
Ama gelin soygunu anlatalım. Çünkü çalınan 30 milyon dolar, polisin bütün çabasına rağmen henüz bulunabilmiş değil.
Gözaltında 11 kişi
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekiplerince 11 Şubat’ta Florya’daki Şenlikköy Mahallesi Ekşi Nar Sokağı’nda bulunan sitenin otoparkında park halindeki 2 araçtan yüklü miktarda para çalındığı yönündeki ihbar üzerine başlatılan soruşturma sürüyor.
Bu kapsamda, Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık ve Yankesicilik Büro Amirliği ekipleri 4 zanlıyı daha gözaltına aldı.
Böylece gözaltına alınan şüpheli sayısı 11’e yükselirken, zanlıların emniyetteki işlemleri sürüyor.
7 zanlı yakalanmıştı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 11 Şubat’ta Şenlikköy Mahallesi Ekşi Nar Sokağı’nda bulunan sitenin otoparkında park halindeki 2 araçtan yüklü miktarda para çalındığı ihbarı üzerine çalışma başlatmıştı.
“Mağdur” sıfatıyla ifadesine başvurulan Bilal Durmaz, Tahtakale’deki döviz bürosunu kapattığı için 30 milyon dolarını üç aydır, yaşadığı sitenin otoparkındaki 2 araçta muhafaza ettiğini söylemişti.
Otoparkın güvenlik kamerası görüntülerinde, otomobille gelen şüphelilerin park halindeki araçtan kendi araçlarına paketler taşıdıkları belirlenmişti.
Çevredeki güvenlik kamerası görüntülerinden zanlıların geliş ve gidiş güzergahını inceleyen ekipler, hırsızlık eylemini gerçekleştirdikleri ve olayla bağlantısı oldukları değerlendirilen bazı şüphelileri tespit etmişti.
Polisin İstanbul, Antalya ve Kocaeli’de yaptığı eş zamanlı operasyonlarda 7 zanlı yakalanmıştı.
Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda ise 1 milyon 670 bin 500 , 13 bin 200 lira, 860 uyuşturucu hap, 2 ruhsatsız tabanca ve 1 kuru sıkı tabanca ele geçirilmişti.
Polis, mağdura bu kadar parayı neden arabada tuttuğunu sordu
Öte yandan, polis merkezinde “mağdur” olarak ifade veren Bilal Durmaz’a, 30 milyon dolar gibi bir parayı neden güvenli sayılamayacak bir yerde muhafaza ettiği ve bankaya yatırmadığı sorulmuştu.
Durmaz, “Yaptığım iş gereği parayı bankaya yatırıp geri çekmek benim için zahmetli oluyor, ondan dolayı parayı araçta taşıyordum. Bu paralar bana 3 aydır hiç lazım olmadığından olduğu yerde duruyordu. Benim şirketimin 2025 yılında sermayesi 40 milyon liradır. Ciroyu avukatım dosyaya sunacaktır.” diye cevap vermişti.
Mağdur Bilal Durmaz, iki avukatı eşliğinde verdiği ifadesinde ayrıca, Tahtakale Mahallesi Tahtakale Ticaret Merkezi’nde bulunan Mestur döviz bürosuna eski adresi olan Laleli’den yaklaşık 3 ay önce taşındığını söylemişti.
Mestur Döviz Altın Sınırlı Yetkili Müessese Anonim Şirketi ünvanıyla faaliyet gösterdiğini ve şirketin tek sahibi olduğunu belirten Durmaz, “Ben döviz bürosunun ne kadar ciro yaptığını net hatırlamıyorum. Yaklaşık 3 yıldır aynı işi yapmaktayım. Yeni adrese taşınmam ile döviz bürosunda bulunan 30 milyon ABD doları nakit parayı ikamete getirdim (dolarların tamamı 100 USD banknot şeklindeydi). Son 3 aydır parayı nakit olarak 34 EOS 86 plakalı Ford Ranger ve 34 BJK 747 plakalı Audi A 6 marka araçlarda bulundururum, paralar yarı yarıya şeklinde bulunuyordu.” demişti.
Mağdurun babası “kara para aklama” iddiasıyla tutuklanmış
Öte yandan mağdur Bilal Durmaz’ın, “kara para aklama” faaliyetlerinde bulunduğu iddiasıyla tutuklanan Taç Döviz isimli firmanın sahibi Atilla Durmaz’ın oğlu olduğu ortaya çıkmıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Laleli’deki bu firma ve yetkililerine yönelik “terörizmin finansmanının önlenmesi”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “tefecilik”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” ve “6493 Sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’un 28. maddesine muhalefet” suçlarından soruşturma başlatılmıştı.
Soruşturma kapsamında, MASAK ve BDDK raporları ile gizli tanık ifadeleri, hesap hareketleri, kamera kayıtları ve diğer delillere göre 60 şüphelinin başta Libya olmak üzere bazı ülkelerle yapılan para alışverişlerini çeşitli ödeme sistemleri aracılığıyla şirketleri üzerinden tekellerine aldığı tespit edilmişti.
Yasa dışı yollarla temin ettikleri yabancı banka kartlarını pos cihazlarında hayali işlemler karşılığında kullanan şüphelilerin, 47 milyar liradan fazla işlem hacmi neticesinde alınan komisyonlardan toplam 1 milyar 300 milyon liradan fazla suç geliri elde ettikleri belirlenmiş, söz konusu paraların şirketlere aktarılması noktasında fatura düzenleme, yasal defterlere kayıt gibi yollarla ticari bir faaliyet kapsamında elde edildiği izlenimi verilmeye çalışıldığı ve suç gelirlerinin çeşitli yöntemlerle aklandığı belirlenmişti.
Soruşturma kapsamında gözaltı kararı verilen 60 şüphelinin yakalanmasına yönelik 14 Ekim 2025’te operasyon düzenlenmiş, 48 şüpheli gözaltına alınmıştı. Emniyetteki işlemlerinin ardından 17 Ekim’de İstanbul Adliyesi’ne sevk edilen şüphelilerden 33’ü tutuklanmış, 15’i hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştı.
Savcılığın talebi doğrultusunda sulh ceza hakimliği, 255 taşınmaz, 60 araç, 24 şirket ortaklık payı ve şüphelilerin banka hesapları ile kripto varlıklarına el konulması kararı da vermişti.
“İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” iddianamesine de girdi
“İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü”ne yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede de Taç (Durmaz Gold) isimli firma sahibi şüphelilerin 2018 yılından itibaren uluslararası para transfer sistemleri aracılığıyla “kara para aklama” faaliyetlerinde bulunduğu ve birçok farklı suç grubunun paralarını emanetçi olarak sakladığının tespit edildiği belirtilmişti.
İddianamede, operasyonda, firmanın faaliyet gösterdiği iş hanının eksi birinci katında bulunan, herhangi bir tabelası olmayan firmayla bağlantılı dükkanda yapılan arama neticesinde, kasalarda toplam 46 milyon 24 bin 895 lira, 47 milyon 814 bin 700 dolar, 52 milyon 118 bin 30 avro, 40 külçe ve 150 kilogram gümüş ele geçirildiği anımsatılmıştı.
Ele geçirilenlerin, şirketin beyanlı ticari kayıtlarıyla hiçbir şekilde örtüşmediği kaydedilen iddianamede, ayrıca MASAK kayıtlarında Taç Döviz’in son üç yılda bildirdiği toplam işlem hacminin tespit edilen nakit varlıkların yüzde 5’ine dahi ulaşmadığı kaydedilmişti.
‘Müşteri emaneti’ dediler
İddianamede, Taç Döviz yetkilisi Mehmet Ş.D’nin beyanında, paraların “müşteri emaneti” olduğunu, şirketin “değerli maden saklama hizmeti” verdiğini söylese de ne bu emanetlerin kimlere ait olduğuna ilişkin tutanak, ne altınların mülkiyetini belgeleyen fatura veya dekont sunmadığı bildirilmişti.
İddianamede, bu kapsamda Ekrem İmamoğlu tarafından kurulan çıkar amaçlı suç örgütünün para transferlerinde kullandığı şüpheliler ile Taç Döviz yetkilileri arasında irtibat araştırması yapıldığı ifade edilerek şu tespitlere yer verilmişti:
“Taç Döviz’in örgütün emanetçisi olduğu, örgütün CHP Kurultay sürecinde de söz konusu döviz bürosundan temin ettiği paraları dağıttığı anlaşılmıştır. Soruşturma kapsamında ele geçirilen ve şirket yetkililerince sahiplenilmeyen paraların Ekrem İmamoğlu tarafından kurulan çıkar amaçlı suç örgütüne ait olduğu anlaşılmıştır. Örgütün suç gelirleriyle elde ettiği gayrimenkulleri örgüt yöneticileri Murat Gülibrahimoğlu ve Adem Soytekin’in şirketlerinde bulundururken, bir kısım suç gelirlerini de ihtiyaç halinde hızlı kullanabilmek amacıyla emanetçi olarak adlandırılan döviz bürosunda bulundurduğu tespit edilmiştir. Soruşturma dosyasının bütününden görüleceği ve özellikle örgüt üyesi Necati Özkan’ın telefonundan çıkan Aralık 2024 tarihli olduğu değerlendirilen bilgi notunda, örgütün Cumhuriyet Başsavcılığımızca yapılacak operasyona hazırlık yaptıkları tespit edilmiştir. Bu kapsamda örgüt uygulamış olduğu gizlilik kurallarını genişletmiş, emanetçi olarak kullandığı döviz büroları ile irtibat kurmamış nakit ihtiyaçlarını motorlu kuryeler aracılığıyla sağlamıştır.”
