Bağımsız sinema denince akla ilk gelen kurumlardan biri, New York’taki ünlü Angelika Film Center. Buranın kurucusu Angelika Saleh geçen ay hayata veda etti. Geride müthiş bir göçmenlik ve başarı hikayesi bıraktı.

Alman bir opera şefinin kızı olan ve Pan Am’da hostes olarak çalışmak için evden ayrılan Angelika Saleh, Amerika Birleşik Devletleri’nde Iraklı bir Yahudi ile evlendi, Madison Avenue’nun önde gelen isimlerinden biri oldu ve New York şehrinin en kalıcı bağımsız sinemalarından birine adını verdi. Geçen ay, 12 Şubat’ta Manhattan’ın Yukarı Batı Yakası’ndaki evinde 90 yaşında hayatını kaybetti.

Kızı Eva Saleh’in söylediğine göre ölüm nedeni Alzheimer hastalığından kaynaklanan komplikasyonlardı.

The New York Times’da yayınlanan ‘Ardından’ yazısına göre, New Yorkluların hepsi Nathan’s sosisli sandviçlerini bilir, ancak Nathan’s Famous’ın kurucusu, Polonya doğumlu Nathan Handwerker’in adını bilen çok az kişi vardır. Artık unutulmuş göçmenler, Gracie Mansion (İskoçya’dan Archibald Gracie) ve Bronx (İsveç’ten Jonas Bronck) gibi yerlerin isimlerinde de yer alıyor.

Angelika Film Center iki açıdan aynı kategoriye giriyor. Birincisi, New Yorkluların adının tarihini nadiren düşündükleri kadar tanıdık bir yerel yaşam kurumu bu sinema. İkincisi, bu tarih, tıpkı birçok şehir sakini gibi, okyanus ötesinde doğmuş biriyle başladı.

Pazar günü Manhattan’daki Houston Caddesi’nde bulunan orijinal Angelika Sinemasına yapılan bir telefon görüşmesine, çalışan Lea Valls cevap verdi. Angelika Saleh’i daha önce hiç duymadığını söyledi.

“Angelika hakkında bir sürü ilginç bilgi biliyorum, ama gerçek bir kişinin adını taşıdığını hiç bilmiyordum,” dedi Lea Valls.

Angelika Saleh

Angelika Saleh ve New York’ta birkaç binanın sahibi ve işletmecisi olan kocası Joseph Saleh, film sektörüne yapımcı olarak başladılar.

Joseph Saleh, Merchant-Ivory yapımı “Savages” (1972) filminin yönetici yapımcısıydı ve Angelika Saleh de Seattle’daki evsiz gençler hakkında bir belgesel olan ve En İyi Belgesel dalında Akademi Ödülü’ne aday gösterilen “Streetwise” (1984) filminin yönetici yapımcısıydı.

Saleh çifti liberal siyasi görüşleri, yüksek kültüre olan ilgileri ve göçmen geçmişlerini paylaşıyordu; Joseph Saleh, Bağdatlı Yahudilerin çocuğu olarak İran’da doğmuştu. İkisi de üzerinde çalıştıkları bağımsız filmlerin dağıtımının ne kadar zor olduğunu fark etmişti. Bu da Eylül 1989’da Angelika’nın doğmasına yol açtı.

Joseph Saleh o dönemde Newsday’e verdiği demeçte, “Planımız, daha olgun, daha eğitimli insanların özel ilgi alanlarına giren yerli ve yabancı filmleri izlemeye gelip daha sonra kafede yemek yiyip Fellini hakkında konuşabilecekleri bir ortam yaratmak” demişti.

Çift, 7.000 metrekarelik lobinin bir bölümünü kaplayan bu kafede birlikte çalıştı. Joseph Saleh baklava tarifini (gül suyu ve şekerli su, bal yok) verdi ve Angelika Saleh de avize takarak dekorasyonu üstlendi.

Alamo Drafthouse gibi yeni sinema zincirleri, filmlerin yanında kaliteli yemek sunmaya özen gösteriyor. 2001 yılında San Francisco Chronicle, Angelika’yı bunu yapan ilk büyük sinema salonu olarak tanımladı.

Bodrum katında Saleh’ler altı sinema salonu inşa etti. Bu, binanın -1890’larda McKim, Mead & White tarafından tasarlanan Cable Building- New York’un kısa ömürlü kablolu tramvay ağının merkezinde olması nedeniyle mümkündü. Bodrum kat, onarımlar sırasında tavandan asılı duran devasa araçların bakım alanıydı. Koltukları ve perdeleri yerleştirmeden önce, Saleh ailesi yüzyıllık kirişleri, kabloları ve dişlileri temizlemek zorunda kaldı.

Angelika’nın imzası, koltuklarının gürültülü metrodan dolayı sallanması oldu; bu ses genellikle filmlerin sesinin üzerinde duyulabiliyordu. Bazı izleyiciler bunu “bir tür bomba sığınağında olmak gibi, cazibesi eksik” olarak nitelendirirken, diğerleri bunun “deneyimi daha ham ve kentsel hale getirdiğini” söyledi.

Bayan Saleh, Angelika’nın programlamasına odaklandı ve bu da bağımsız filmler üzerinde kalıcı bir etki yarattı.

2 Ağustos 1991’de, New Jersey’den bir market tezgahtarı, 21. doğum gününü tiyatroda ilk bağımsız filmi olan Richard Linklater’ın “Slacker”ını izleyerek geçirdi.

“Gerçekten çok şaşırmıştım, ‘Vay canına, bu film mi sayılıyor? Gerçekten hiçbir şey olmuyor,’ diye düşünmüştüm,” diye anlattı genç film yapımcısı Kevin Smith daha sonra PBS’e.

Şöyle devam etti: “‘Bunu yapabilirim. Yani, eğer bu film sayılıyorsa, beni de sayın,’ dedim.”

Kevin Smith’in ilk filmi “Clerks”, onu 1993’te bir festivalde gösterildiği Angelika’ya geri getirdi. Kariyeri hemen başladı.

Angelika ayrıca Whit Stillman’ın “Metropolitan” (1990) ve Larry Clark’ın “Kids” (1995) filmlerinin de erken gösterimlerini sundu. Stillman, Cable Binası’nda bir ofis kiraladı ve bir sonraki filmi “Barcelona”nın (1994) birkaç sahnesini orada çekti.

Angelika ve Joseph Saleh, 1996’da

Angelika Maria Ohl, 18 Ağustos 1935’te Münih’te doğdu. Babası Ernst, şehrin Gärtnerplatztheater’ında orkestra şefliği yapmış ve II. Dünya Savaşı’nın bir kısmını bando takımında çalarak geçirmişti. Annesi Erika (Wildegans) Ohl, savaş sırasında bombalamalardan korunmaları için üç çocuğunu Avusturya Alpleri’ndeki Salzburg dışındaki kırsal bir köye taşımıştı.

Savaştan sonra Angelika Münih’e döndü. Genç bir kadınken, mavi bir üniforma giyip merdivenlerden indiği bir rüya görmüştü. Kısa süre sonra babası, Pan American World Airways’in hostes arayan bir ilanını fark etti. Başvurdu ve yüzlerce kişi arasından işe alınan 30 kişiden biri oldu. 1957’de New York’a taşındı.

Çok geçmeden bir partide Joseph Saleh ile tanıştı ve birlikte randevuya çıktılar. O gece Saleh ona Yahudi olmadığı için onunla evlenemeyeceğini söyledi. Angelika ise evlilik konusunun bu kadar çabuk gündeme gelmesine şaşırdı.

Altı ay sonra Joesph, Angelika’yı aradı ve sürekli onu düşündüğünü söyledi. Angelika Yahudiliğe geçtikten sonra 1959’da evlendiler. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce inşa edilmiş zarif bir apartman binası olan 1261 Madison Avenue’deki, Fars halılarıyla kaplı görkemli bir evde yaşadılar.

Kızları Eva’nın dediğine göre, aralarındaki bağ tutkulu ama fırtınalıydı. Angelika başarılı oldu, ancak ilişki bozuldu.

1996’da, boşanırken, sinemayı yaklaşık 12 milyon dolara Reading Company’ye (şimdiki adıyla Reading International) sattılar. Şirketin web sitesinde, Kaliforniya, Teksas, Virginia, Washington, D.C. ve New York’ta sekiz Angelika’ya sahip oldukları ve işlettikleri belirtiliyor; New York’ta şu anda üç sinema bulunuyor. Ayrıca iki Avustralya Angelika’sı da var.

Kızı Eva’ya ek olarak, Angelika Saleh’in bir diğer kızı Jessica Saleh Hunt ve bir torunu var. Jpseph Saleh 2007’de vefat etti.

Angelika Saleh, ünlü bir bağımsız sinemanın adını taşıdığını yabancılara söylemekten pek hoşlanmazdı. Ancak kızı, bir restorana rezervasyon yaptırmak için aradığında her zaman masayı “Angelika” adına ayırttığını söyledi.