Türkiye neredeyse geçen hafta boyunca Aynı Yağmur Altında dizisinin ikinci bölümünde yer alan bir sofra tartışması sahnesini konuştu. Daha dizinin tanıtımının yayımlanmasıyla başlayan sahne, sosyal medyada pek çok kullanıcıya göre “Türkiye gerçekleriyle ilgisi olmayan kaba bir propaganda sahnesi”ydi ve aslında kanunlarda yazılı “Halkın bir bölümünü diğeri aleyhine kin ve düşmanlığa teşvik” suçu işleniyordu bu sahnede.
Dizi, muhafazakar bir ailenin çocuğuyla seküler bir ailenin çocuğu arasındaki aşkı anlatıyor. Çocuklar aşlık olsalar da aileler ve kültürler arasında çatışma var. Bu çatışmanın altını çizmek isteyen senaristler, seküler ailenin evinde verilen bir akşam yemeğinde o ailenin muhafazakar dünürlerine akşam yemeği olarak domuz eti ikram ettiğini diziye yazmışlar ve tartışılan sahne de bu.
Başrollerinde Hülya Avşar, Fikret Kuşkan, Mine Çayıroğlu, Deniz Uğur ve Levent Ülgen gibi isimlerin yer aldığı dizide, Mine Çayıroğlu’nun hayat verdiği Tülin karakterinin, muhafazakar Müslüman bir aileye domuz eti ikram ettiği sahneye gelen tepkilerin ardından dizinin yapım şirketi açıklama yaptı.
Açıklamada “Tartışmalar azmimizi kırmamış, bilakis, birbirimizin hassasiyetlerine sahip çıkarak aynı yağmurun altında yürüme inancımızı kamçılamıştır” denildi.
Açıklamanın tamamı şöyle:
“Aynı Yağmur Altında dizimizin sosyal medyada manipüle edilen sofra sahnesi, inanç veya yaşam tarzı çatışması değil, kibir ile nezaket arasındaki kadim savaşın modern bir tasviridir.
Bağlamından kopartılmamış haliyle söz konusu sahne tasarımı, iddia edilenin tam aksine kutuplaştırıcı değil, toplumsal mutabakatın ve ortak ahlakın önemini gösteriyor. Kurulan o sofra da bir ayrıştırma alanı değil; aksine, en keskin fikir ayrılıklarının bile evrensel değerler karşısında nasıl silinebileceğinin göstergesidir. Sahnenin gücü de nobranlığa / nezaketsizliğe verilen tepkinin ‘karşı taraftan’ ziyade, bizzat o kaba tutumu sergileyen karakterin ailesinden gelmesindedir.
Karakterlerimizin sergilediği bu erdemli duruş kutuplaşmanın panzehrinin, kendi içimizdeki yanlışa ‘dur’ diyebilme cesareti olduğunu imler. Bu durum, ahlakın ve saygının hiçbir ideolojik kalıba sığmayacak kadar büyük, hiçbir kimliğe hapsedilemeyecek kadar evrensel bir tutum olduğunun da kanıtıdır. Baba Yapım olarak insanı insan yapan değerlerin, suni gündemlerden çok daha köklü ve sarsılmaz olduğuna inanıyoruz.
Dizimizin bağlamından kopartılarak manipüle edilen bir sahnesi üzerinden yürütülen tartışmalar azmimizi kırmamış, bilakis, birbirimizin hassasiyetlerine sahip çıkarak aynı yağmurun altında yürüme inancımızı kamçılamıştır. Biliyor ve inanıyoruz ki rüzgâr ne yandan eserse essin, aynı yağmurun altında ıslananların sığınacağı tek liman, birbirlerine duydukları sarsılmaz saygıdır.”
