Beymen 50’nci yaşında iddialı bir sergiye imza attı. Lüksün Anadolu’daki 500 yıllık tarihini 50 özel tasarım parçayla kutluyor. İddiasının altından kalkabilmiş mi tartışılır ama Tophane-i Amire’deki sergi yine de görülmeye değer.

Tıklım tıklım değil ama soğuk ve yağmura rağmen hiç de fena olmayan bir kalabalık var içeride. Haydi ben yazı yazmak için geldim peki ama bu insanlar kim? Belki yağmurdan sığındılar diyeceğim ama sergi mekanı Tophane-i Amire öyle düz ayak bir yer de değil. Kültür sanata ilgi konusundaki bu ölçüsüz karamsarlıktan bir an önce kurtulmalıyım.

Dice Kayek tasarımı

Türkiye’de lüks moda ve yaşam stilinin öncülerinden Beymen 50’inci yılını Golden Opulence (Altın Zenginlik) adlı sergiyle kutluyor. Mekan seçimi mükemmel. Fatih Sultan Mehmet döneminde yapılan, 1992’de Mimar Sinan Üniversitesi’ne devredilen Tophane-i Amire, genellikle sanatçıların eserlerini belli bir olgunluğa geldikten sonra gösterdikleri bir sergi mekanı, deyim yerindeyse oturaklı.

Serginin girişinde Gönül Paksoy’un koleksiyonundan parçalar sergileniyor

Girer girmez dikkati ilk çekenler; kulağı yumuşakça dolduran galaktik müzik, giysi ve aksesuarların sergilendiği kutular aynalı olduğu için etkisi kat kat artsa da gözü hiç rahatsız etmeyen pırıltı ve sergi alanının en sonunda yer almasına rağmen gözün hemen yakaladığı devasa dijital pano. Desenlerin kumaş gibi dalgalandığı bu eseri, sergiye konuk sanatçı olarak katılan Hakan Yılmaz Beymen için tasarlamış.

Konuk sanatçı Hakan Yılmaz’ın dijital işinde desenler kumaş gibi dalgalanarak serginin ruhunu havalandırıyor

Ücretsiz sergi kataloğunda ‘Beymen’in, lüksün bu topraklardaki 500 yıllık tarihine ışık tuttuğu’ ve ‘50’den fazla moda markasının Beymen’e özel çağdaş parçalar tasarladığı’ yazıyor. Her ikisi de iddialı. Gel gör ki marka bu iddianın altından tam olarak kalkamamış.

Ayna, cam, parlak yüzey… Temizlik görevlileri her daim şıkır şıkır bir görüntü için çalışıyor

Sergi beş bölümden oluşuyor: ‘Cabinet of Wonders’, ‘Precious Dreams’, ‘Bosphorus Gardens’, ‘Mineral Roundness’, Golden Opulence’. Her şey İngilizce ve Türkçe olarak yazıldığı halde bölüm adları İngilizce bırakılmış. Altındaki iki dilli metinler ise Osmanlı Sarayı denince akla hemen geliveren kavramların şıpın işi bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş izlenimi veriyor. İşte sergide 500 yıllık lükse dair tek gördüğüm bu. Bir de insan merak ediyor; neden 500 yıl? Sadece sergiyi gezerek bu soruya bir cevap bulunamıyor.

Balmain’den Olivier Rousteing’in özel tasarımı

Tasarımları sergilenen modaevleri ve tasarımcılar arasında ünlü isimler var. Alexander McQueen’in bu sene görevinden ayrılan baş tasarımcısı Sarah Burton, Stella MacCartney, Balmain’in kreatif direktörü Olivier Rousteing, Valentino’nun kreatif direktörü Pierpaolo Piccioli, Victoria Beckham, Dilek Hanif, Özgür Masur, Dice Kayek bunlardan bazıları. Ama çok sayıda parça da bu sergiye özel tasarlanmamış, modaevinin arşivinden çıkarılıp yollanmış. Hepsi özel olabilir ama yalnızca bazıları Beymen’e özel.

(Soldan sağa) Off White, Stella MacCartney ve Victoria Beckham’ın Beymen’e özel tasarımlar

Sergiyi gezen dört kişiyle sohbet ettim; üçü tasarımcı çıktı. Biri Osmanbey’de davet elbisesi, biri pijama, biri de takı yapıyor. Hepsi de sergiden çok etkilendiğini, ilham aldığını söyledi. Dördüncü bir erkekti ve eskiden lüks sektöründe çalıştığı için özellikle merak etmişti. Derinlikli bulmadığını söylese de şöyle devam etti: “Bu sergiden sonra en azından bir kısım insan üzerine giydiğiyle burada gördüğünün ne kadar farklı olduğunu sezecek. Sırf bu yüzden bile iyi bir iş.”

Dior (solda) ve Tory Burch arşivlerinden sergiye iki katkı

Giderken bir de hatıra defterini karıştırayım diyorum. Serginin özellikle gençleri nasıl etkilediğini en iyi orada görüyorum. Bilgi Üniversitesi’nden bir öğrenci “ Yıllar sonra bile hatırlayacağım unutulmaz bir deneyimdi” yazmış. Bir başkası “Sıradan bir gün için mükemmel bir deneyimdi” demiş. 10 yaşındaki Alya “Harika bir sergi” diyerek teşekkür etmiş. 5 yaşındaki Aslan ‘Bu sergide tasarlanan her şeyi çok beğendiğini’ velisi aracılığıyla aktarmış. Modacı olma hayalini yazan çok sayıda genç var. Hatta bakın, bazıları evrene ne tatlı mesaj yollamış.

Sergiden aklımda birine heyecanla anlatmak isteyeceğim bir hikaye kalmadı. Hatta her şeyin yerli yerine oturduğu bir bağlam bile kalmadı. Yine de iyi ki gördüm. Galiba beni asıl heyecanlandıran gençlerin heyecanıydı.

6 Kasım’da başlayan ‘Golden Opulence’ 15 Aralık’a kadar haftanın her günü saat 10.00 -19.00 arasında gezilebilir. Assouline ile hazırlanan, ‘Golden Opulence, 500 Years of Luxuriant Style’ kitabını Beymen’in sitesinden alabilirsiniz.