Bingöl’ün Genç ilçesinde attan düşüp kalça kemiği kırılan Mahmut Han (65), Diyarbakır’daki özel hastanede ameliyat sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Aile, hastane ve doktora tazminat davası açtı.
Olay 28 Ekim 2024’te Genç ilçesi Büyükçağ köyünde meydana geldi. Attan düşen ve kalça kemiği kırılan Mahmut Han yakınları tarafından Bingöl Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Han ileri tetkik ve tedavi için Diyarbakır’daki Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi’ne, buradan da Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi.
Burada planlanan ameliyatın riskli olduğu belirtilince aile bir tanıdıklarının önerisiyle kentteki özel hastaneye başvurdu. İddiaya göre ameliyatın risksiz şekilde yapılabileceğinin söylenmesi üzerine taraflar 235 bin TL ücret karşılığında anlaştı. Han 4 Kasım 2024’te ameliyata alındı. Ancak ameliyat sırasında akciğere pıhtı gitmesi sonucu nefesinin tıkandığı ve kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdiği belirtildi. Ameliyat için alınan 235 bin TL’nin de ölümün ardından aileye iade edildiği belirtildi.
Han’ın ailesi avukatları aracılığıyla hastane ve doktor hakkında 2’nci Tüketici Mahkemesi’nde dava açtı. Davada Han’ın eşi Saliha Han adına ‘destekten yoksun kalma’ gerekçesiyle 150 bin TL maddi tazminat talep edildi.
Ailenin avukatı hastane ve doktor hakkında talep ettikleri soruşturma izninin bir an önce verilmesi gerektiğini ifade ederek “Gerek özel hastane gerek ilgili profesör doktor hiçbir problem olmayacağını, daha önce de benzer operasyonlar gerçekleştirmiş olduklarını ifade ediyorlar. Ve onların verdikleri güvenle ücreti karşılığında aile ameliyatı kabul ediyor. Yalnız neşter vurulur vurulmaz damardaki pıhtı akciğere sirayet ediyor. Nefeste tıkanma ve meydana geliyor. Biz bu kalp krizinin ve ölümün müsebbiplerinin ilgili hastane ve ilgili profesör doktor olduğu kanaatindeyiz. İlk etapta müteveffanın eşi Saliha Han adına davamız devam ediyor. ‘Taksirle ölüme sebebiyet verme’ ve ‘Muhtemel dolandırıcılık’ suçuna istinaden de hastane ve ilgili profesör doktor aleyhine ceza soruşturması başlatılması talebinde bulunduk. Bizim için asıl ehemmiyet arz eden bir an evvel soruşturma izninin çıkmasıdır. Çünkü soruşturma izni çıkmadığı zaman cezai olarak sürecin ilerlemesini sağlayamıyoruz. Onam belgesi kapsamında her şeyi hukuki bir zemine dayandırmışlardır. Lakin bu belgeler müstakil olarak imzalatılmamıştır. Dolayısıyla hastanenin müvekkillerin zaafını kullandığı, iradelerini sakatladığı kanaatindeyiz. Ameliyattan evvel peşin alınan para, akabinde ölüm meydana gelmesi sebebiyle müteveffanın ailesine iade edilmiştir. Bu durum da hayatın olağan akışına aykırıdır” dedi.
