“Şekeri uyuşturucuyla eş tutuyorum. Şeker hem bağımlılık yapıyor hem de sağlığı bozuyor. Çocuklar yedikçe yemek istiyor.”
Bunu söyleyen beslenme ve metabolik sonuçlarıyla ilgilenen iç hastalıkları uzmanı Dr. Ayça Kaya.
Çocuk obezitesi zengin ya da yoksul bütün ülkelerin giderek büyüyen sorunu. Tarihte ilk kez beş ile 19 yaş arası çocuklar ve ergenlerde obezite yaygınlığı yüzde 9.5 oranıyla zayıflığı (düşük kilo) geçti. Türkiye çocuklar ve genç ergenlerde (beş ile 14 yaş arası) aşırı kilo ve obeziteli sayısıyla ilk on ülke arasında. Çocukluk çağı obezitesi beş ile altı yaş arasında ve ergenlik döneminde artıyor.
Çocuk yaşlarda yetişkin hatta ileri yaş hastalıkları baş gösteriyor. Obeziteli çocukların üçte biri, ergenlerinse yüzde 80’i bu sorunu erişkin yaşa taşıyor.
Bunun başlıca sorumluları üretimde kullandıkları malzeme ve agresif pazarlama stratejileriyle doğrudan çocukları hedefleyen gıda endüstrisi, çocuklarını bunlardan okullarında dahi koruyamayan, politikalarıyla insanları yoksullaştıran ve sağlıksız besinlere ‘mecbur‘ bırakan devlet, ailelerin yanlış alışkanlıkları.
Yedikçe yediriyor
Kabul etmek gerekiyor ki aşırı işlenmiş gıda ve içecek endüstrisi, çocukların beslenme ortamları üzerinde ‘orantısız‘ bir etkiye sahip. Devlet düzenlemelerinin zayıf veya hiç olmadığı ortamları seven sektör durmaksızın kâr peşinde koşuyor.
Devlet üzerine düşeni yapmayınca harekete geçmek, çocukları korumak ailelere kalıyor.
“Evladınızı seviyor ve ona iyilik yapmak istiyorsanız evdeki abur cubur çekmecesini boşaltın” diyen Doktor Kaya şöyle devam ediyor:
“Reçel, bal, çikolata, hazır meyve suları, kahvaltılık gevrekler, dondurmalar, kekler, gazlı içecekler, bisküviler… Neredeyse her paketli gıda ve üründe şeker var.
Bir de yendiğinde vücutta şekere dönüşen yiyecekler var. Beyaz un, pirinç, makarna, unlu çorbalar, patates, börek, erişte gibi.
Beyaz şeker veya vücutta şekere çabuk dönüşen bu yiyecekler yendiğinde insülin salınıyor. İnsülin şekeri hücreye taşıyor. Ancak ortamdan hemen çekilemediği için daha çok acıkmaya neden oluyor. Sonra bir bakıyorsunuz çocuğunuz çok iştahlı, yedikçe yiyesi geliyor.
Çocuğunuzla her markete gittiğinizde raf ömrü uzun olan abur cuburları almayın. Çocuğunuzu şekerli yiyecekler, çikolatalar, hazır meyve suları, dondurmalar veya gazlı içeceklerle ödüllendirmeyin.”
Sınavlara şekerle sokmayın
Kaya ailelere şu 10 öneride bulunuyor:
1. Kan şekerini çok hızlı yükselten, beyaz şeker ihtiva eden yiyecekleri hayatından çıkarın. Krem çikolatalar ve paketli çikolatalar, akide şekerleri, lokumlar, hazır meyve suları, bisküvileri mümkün olduğu kadar evinize sokmayın.
2. Çocuğunuzu sigaradan korur gibi bu yiyeceklerden koruyun. Çünkü bu yiyecekler kan şekerini çok hızlı yükseltir. Çok hızlı yükselen kan şekeri akabinde çok hızlı düşer ve beynin kullandığı şeker de dalgalanmalar meydana getirerek düşünme sistemi üzerinde olumsuz etki oluşturur. O nedenle özellikle sınav günlerinde geleneksel verdiğimiz şekerlemeleri artık hayatınızdan çıkarın.
3. Çocuklar hızlı büyüme döneminde oldukları için en çok ihtiyaç duydukları mikro elementlerden biri demir. Demir vücutta oksijeni taşıyan ve hücrelerin kanlanmasını sağlayan en önemli mineral. Çocuğunuzun beyin kanlanmasının daha iyi olmasını istiyorsanız demirden yana zengin yiyecekler olan kırmızı et, yumurta, kurubaklagiller, pekmez, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar, ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler ve kuru meyveleri sofranızda bulundurun. Yılda en az bir kez çocuk doktorunuzla görüşerek demir açısından kan testlerini yaptırın.
4. Birçok bilimsel araştırmada omega-3 oranı yüksek yiyeceklerin sık tüketilmesinin çocuğun anlık dikkatini artırdığı ispatlandı. Omega-3 oranı yüksek yiyecekler hem anlık dikkati artırıyor hem de çocukta hiperaktivitenin daha az olmasını sağlıyor. O nedenle sofralarınızda haftada üç gün balık bulundurun. Çocuğunuzu okula gönderirken iki bütün ceviz yedirmeyi ihmal etmeyin. Semizotu gibi sebzeleri daha sık kullanmanız da son derece faydalıdır.
5. Çocuklarınızın daha güçlü bir bünyeye sahip olabilmeleri için probiyotik oranı yüksek yiyecekleri tüketmeleri konusunda hassas davranın. Bağırsaktaki iyi bakteri sayısını artırmak için yemeklerin yanında şalgam suyu, turşu, tarhana, yoğurt gibi probiyotik özelliği olan yiyecek ve içecekleri eklemeyi unutmayın.
Elle yenen yemeklerden uzak tutun
6. Çocukları ‘finger-foods‘ dediğimiz elle yenen yiyeceklerden uzak tutun. Daha çok çatal bıçak kullanması konusunda eğitin. Çatal bıçakla yenen yemekleri tercih etmesini sağlayın.
7. Her açlığın aslında açlık olmayabileceğini anlatın. Bir şeyler yemek istediğinde önce su içmeyi denemesini tavsiye edin. Özellikle yemek esnasında bir bardak su içmesine özen gösterin. Yemekle beraber su içmek çocuğun doygunluk hissinin daha çabuk oluşmasını sağlar.
8. Akşam yemeğinden sonra çocuğunuza bir şey yedirmeyin. Uyumaya giderken en az üç saat bir şey yemediğinden emin olun. Bir şeyler yiyip doğrudan uyumaya gitmek hem büyüme hormon salgısını azaltır hem de yenen yiyecek yakılmayacağı için şişmanlamaya neden olur.
9. Etli yemeklerinize hiç yağ koymayın. Çünkü etin içindeki yağ vücudun doymuş yağ ihtiyacını karşılamak için yeterlidir. Dışarıda yemek seçerken kıymayla yapılan yemekler yerine parça etle yapılanları tercih etmeye özen gösterin.
10. Çocuğa her yemekte çatal bıçak kullanmayı öğretin. Çatal bıçakla yiyecekler hep daha yavaş yenir. Yavaş yemek, az yemeyi beraberinde getirir. Çünkü doygunluk hissinin oluşmasını sağlar.
