ABD’nin New York şehrinde yaşayan 31 yaşındaki sosyolog Caitlin Begg eskiden günün büyük bir kısmını telefon başında geçiriyordu.

Begg o sabah fark etmeden başka bir davranış sergiledi. Eline bir kitap aldı ve zamanla bu küçük eylem, ekran başında geçirdiği süreyi azaltmada kilit bir alışkanlık oldu. Begg “O sabah beynimin farklı hissettiğini fark ettim Ve o andan itibaren sabahları başka bir şeyle meşgul olmayı tercih ettim” diyor.

Eskiden kendisine “telefon beyni” diyen Caitlin Begg, beyninin sürekli yoğun ve karmaşık hissettiğini, aynı anda milyonlarca şey yapması gerektiğini düşündüğünü söylüyor.

“Sürekli kontrol etmeniz ve iletişim kurmanız gerekiyormuş gibi hissediyorsunuz. Zamanla bu durum ruh sağlığımı bozdu” diyor. Ancak sabahları farklı bir rutine geçmesiyle, kendisini daha “mevcut” ve odaklanmış hissetmeye başladı.

Begg’in en önemli kuralı, telefonunu yatak odasında bulundurmamak. Stüdyo dairelerde yaşayanlara önerisi, telefonu odanın diğer ucuna veya banyoya bırakmak. Ona göre, güne telefon yerine başka bir davranışla başlamak, beynin farklı çalışmasını sağlıyor ve ekran bağımlılığını azaltıyor.

Caitlin Begg, ekran süresini azaltmak isteyenlere günlük alışkanlıklarını planlamayı öneriyor. “Günlük ekran sürenize bakın. Diyelim ki günde iki saat TikTok’ta geçiriyorsunuz; bu iki saatte yapabileceğiniz bir aktivite bulun. Arkadaşınızla yürüyüşe çıkmak veya kısa bir spor rutini yapmak bile fark yaratır” diyor.

Begg, TikTok videosunda anlattığı “Analoga Geçiş” yaklaşımını, doğrudan ve aracısız deneyimlere katılmak olarak tanımlıyor. Bunlar basit ama etkili eylemler: dişleri fırçalamak, yüzü yıkamak, duş almak, kahvaltı yapmak ve tüm bunları telefonunuza bakmadan yapmak. Pencereden dışarı bakmak veya kısa egzersizler yapmak da buna dahil.

“Okumayı sevmiyor olsanız bile, bir dakika pencereden dışarı bakabilirsiniz ya da telefonunuza bakmadan önce duş alıp dişlerinizi fırçalayabilirsiniz” diyerek uygulamanın kolaylığını vurguluyor.

Ekran süresini azaltma yolculuğunda Caitlin Begg, sosyal medyadan da uzak durdu. Üç yıl boyunca TikTok kullanmadı ve sekiz ay boyunca halka açık yerlerde kulaklık takmayı bıraktı. Bunun yerine insanların teknolojiyle olan ilişkisini gözlemledi.

Metro yolculukları sırasında akıllı telefonlardan gelen sesleri takip etti. “1 Ocak 2025’ten beri kaydettiğim tüm metro yolculuklarının yüzde 70’inde telefon gürültüsü vardı” diyor. Begg, insanların teknolojiyi gerçeklikten kaçmak için kullandığını ve bunun da teknolojiden uzaklaşmayı zorlaştırdığını belirtiyor.

Office of Communications (OFCOM) yani İngiltere’nin iletişim ve medya düzenleyicisi raporuna göre, İngiltere’de yetişkinler ortalama günde 4,5 saat internet kullanıyor ve bu sürenin büyük kısmı akıllı telefonlarda geçiyor. Ayda ortalama 41 uygulama kullanılıyor; WhatsApp, Facebook ve Google Maps en çok tercih edilenler arasında.

Aynı rapora göre 2020–2022 arasında çocukların ekran başında geçirdiği süre yüzde 52 arttı. Gençlerin neredeyse dörtte biri, bunu davranışsal bağımlılıkla tutarlı şekilde kullanıyor. Ekran süresinin öğrenmeyi aksattığı, hafıza ve dikkat düzeyini düşürdüğü, uyku kalitesini bozduğu ve stresi artırdığı biliniyor. Bu nedenle İngiltere’de bazı okullarda cep telefonu yasaklarının sıkılaştırılması çağrısı yapılıyor.

Araştırmalar ekran süresini azaltmanın çocuklar kadar yetişkinler için de faydalı olduğunu gösteriyor. BMC Medicine dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre, ekran süresini azaltmak depresyon belirtilerini düşürüyor, uyku kalitesini artırıyor ve stresi azaltıyor.

 Caitlin Begg’in hikayesi, küçük bir sabah rutiniyle dijital bağımlılığı azaltmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Telefonunu yatağın dışında bırakıp yerine başka bir odaklanmış aktivite seçmek, hem zihinsel hem de fiziksel sağlığı olumlu etkiliyor. Begg, “Güne bir kitapla başlamak, benim için hiç geri dönüş olmadı. Sadece sabahları değil, tüm günü daha farkında ve verimli geçiriyorsunuz” diyor.