Evde vakit geçirdiğimiz zamanlarda havluları tahmin ettiğimizden fazla kullanıyoruz. Ve elimizi her sildiğimizde havlularda türlü türlü mikroplar oluşuyor. Bu da tabii ki havluları belirli aralıklarla değiştirmemizi gerektiriyor. Peki bilim bize havluları kaç günde bir yenilememiz gerektiğini söylüyor?>Bugün bu haberi okuyuncaya kadar en az bir kere elinizi ya da yüzünüzü bir havluya silmişsinizdir.
Peki kullandığınız bu havlu ne kadar temizdi? Çoğumuz havluları birkaç günde bir değiştiriyoruz. Fakat 2020’de 100 kişiyle yapılan bir araştırmaya göre katılımcıların üçte biri havlusunu ayda bir yıkıyor. Birleşik Krallık’ta yapılan bir başka araştırmada ise katılımcıların yüzde üçü havlularını senede bir değiştirdiğini itiraf etti.
Her ne kadar havlular kolay kolay kirlilik emaresi göstermese de nemli havlu milyonlarca mikrobun üremesi için en ideal ortamlardan biri. Bu konuda yürütülen çalışmalar, havluların çok kolay bir şekilde hem cildimizdeki hem de bağırsaklarımızdaki bakterilerden kontamine olabildiğini gösteriyor.
Elimizi yıkadıktan ya da duş aldıktan sonra bile vücudumuzda hala birtakım bakteriler bulunuyor ve havluyla kurulandığımızda bu bakteriler havluya da bulaşıyor. Fakat mikropların havlulara başka yollardan da bulaşabilmesi mümkün. Havada bulunan mantarlar ve bakteriler, askıdayken bile havlulara bulaşabilen organizmalar. Hatta bazı bakteriler havluların yıkandığı sudan bile geçebiliyor. Japonya’da bazı evlerde duşta kullanılan su ertesi gün çamaşır yıkamada kullanılabiliyor. Fakat, Tokushima Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırmaya göre, duşta kullanılan suda çok sayıda bakteri yer alıyor ve bu bakteriler suyun çamaşır yıkarken kullanılması halinde çamaşırlara da geçebiliyor.
Bir de havlularını tuvalette kurutma alışkanlığı bulunanlara biraz mide bulandıracak bir verelim: Her sifonu çektiğinizde, havlularınızı ev halkının birtakım vücut atığıyla ve klozetinizden gelen bakterilerle biraz kirletiyorsunuz.
Ve zamanla bu mikroplar havluların üstünde kümelenmeye başlıyor ve hatta havlunun görüntüsünü bile değiştirebiliyor. Düzenli yıkansa bile, iki aylık kullanımdan sonra bir havlunun pamuk lifleri arasında bakteriler oluşmaya başlıyor ve bu da havlunun sönük görünmesine neden oluyor.
Bu bakterilerin miktarı ve türü, hane halkının çamaşır yıkama alışkanlığına göre değişiyor. Ancak burada asıl soru şu: Havlularımızın üzerinde yaşayan bakteriler bizi ne kadar endişelendirmeli?
Uzmanlar evde ishal ve kusma gibi şikayetleri bulunan kişilerin havlusunun ayrılmasını öneriyor.
Boston’da bulunan Simmons Üniversitesi Ev ve Toplum Hijyeni Merkezi’nin kurucularından Elizabeth Scott BBC’ye havlu yıkama meselesinin önemsiz göründüğünü ancak evin içinde mikropların yayılış şekline dair fikir verebildiğini söyledi.
Scott açıklamasında “Mikroplar, öylesine doğal bir şekilde gelip havluya yerleşmiyorlar. Havlunun üzerinde bize zarar verebilen her şey büyük ihtimalle zaten insandan geliyor” ifadesine yer verdi.
Cildimizde virüs ve mantarların yanı sıra bin kadar bakteri türü mevcut ancak bunların çoğu bize fayda sağlayan bakteriler. Bu bakteriler, bizi daha zararlı bakterilerin neden olabileceği enfeksiyonlardan koruyor, gün içinde maruz kaldığımız türlü kimyasalları parçalıyor ve bağışıklık sistemimizin güçlü olmasında önemli bir rol oynuyor.
Havlularımıza hem cildimizdeki bakteriler hem de içinde yaşadığımız çevrenin bakterileri konabiliyor. Bu bakteriler arasında, koli basili gibi insan bağırsağında yaşayan patojenlerden, ishal ve gıda zehirlenmesine neden olabilen salmonella bakterisi gibi türler de yer alıyor.
Bu bakterilerin bazılarıysa “fırsatçı bakteriler” olarak değerlendirilmekte. Yani kesik gibi daha fazla zarar verebilecekleri bir yere girmedikleri, belirli toksinleri üretme yeteneği geliştirmedikleri veya zayıf bağışıklık sistemine sahip kişileri enfekte etmeyi başaramadıkları sürece zararsızlar.
Cildimiz de enfeksiyonlara kadar doğal bir bariyer konumunda. Kısaca özetlemek gerekirse, cildimiz bir bakteri veya patojenle karşılaşıldığında ilk savunmayı yapan hat. Yani bir havludan vücudumuza bulaşan bakteriler bizi aslında çok korkutmamalı. Fakat, yıkanma ve havluyla kurulanma gibi işlemlerin de cilt bariyerini bozduğuna dair de deliller mevcut.
Burada aslında en büyük sorun sürekli ağzımıza, gözlerimize ve burnumuza değdirdiğimiz ellerimizi öncesinde zararlı mikroplarla kirletmiş olmamız. Bu da sürekli ellerimizi sildiğimiz havlulara biraz daha özen göstermemiz gerektiği anlamına geliyor. Ayrıca, mutfak havluları ve kurulama bezleri gibi elimizi, mutfak gereçlerimizi ve tezgahımızı kuruladığımız havlular ve bezlerin de gıdalardan bulaşabilen patojenlere ev sahipliği yapabildiğini de hatırlatalım.
Elizabeth Scott bu konuda “Salmonella, norovirüs ve koli basili gibi mide ve bağırsak enfeksiyonlarına neden olan patojenler havlulardan da bulaşabiliyor” dedi. Araştırmalar Covid-19 virüsünün de pamuk yüzeylerde 24 saate kadar yaşayabildiğini gösteriyor.
Maymun çiçeği gibi diğer virüs türlerinin de temas yoluyla bulaştığı düşünüldüğünde uzmanlarının bu virüsün bulaştığı kişilerle aynı havlu ve mendili kullanmama uyarısı yaptığını hatırlatmakta fayda var.
Bilimsel çalışmalar, siğil ve uçuk gibi sorunlara neden olan HPV virüsünün de havludan bulaşabildiğini ortaya koyuyor. Havlulardan enfeksiyonların bulaşması riski aslında hastanelerde ve diğer umumi tuvaletlerde kağıt havlu ve kurutucu kullanılmasının temel nedeni.
Bir havlu ne kadar uzun süre kullanılır ve ıslak kalırsa o kadar mikropların üremesine elverişli bir ortama dönüşüyor. Bu da havluların üzerinde zararlı mikropların üremesi ihtimalinin artması anlamına geliyor.
Öte yandan havlu üzerine daha çok kafa yormak, dünyanın son zamanlarda yüzleştiği “antibiyotiğe dirençli bakteri” probleminin de çözülmesine yardımcı olabilir. Elizabeth Scott ve ekibi, MRSA gibi antibiyotiğe dirençli bakterilerin, çeşitli yüzeylere temas yoluyla bulaşabildiği kanaatinde.
Cardiff Üniversitesi’nde farmasötik mikrobiyoloji araştırmaları yapan Jean-Yves Maillard, düzenli şekilde havlu değiştirmenin bakteriyel enfeksiyona yakalanma ihtimalini azaltabildiğine ve antibiyotik kullanımını düşürebildiğine işaret etti ve ekledi:
“Evdeki hijyen alabileceğimiz en iyi önlem ve önlem de aslında en iyi tedavi.”
O zaman kilit soruyu soralım: Havlularımızı ne sıklıkla değiştirmeliyiz? Scott havluları haftada bir yıkamayı öneriyor ama bu sabit bir kural değil tabii. Bu kuralın evde hasta biri olduğunda mantıklı gelmeyeceğine dikkat çeken Scott açıklamasına şöyle devam etti:
“Evde ishali ve kusması olan biri varsa havlular ayrılmalı ve bu kişilerin havluları her gün değiştirilmeli. Bu bizim ‘amaçlı hijyen’ dediğimiz şey. Yani ortaya çıktığı anda riske müdahale etmek.”
Havluların 40 ila 60 derece gibi bir sıcaklıkta ve diğer ev tekstili ürünlerinden daha uzun süre yıkanması gerektiğini belirten Scott deterjanların da havluların üstündeki bakteri ve virüslerin öldürülmesinde etkili olduğunu hatırlattı. Hindistan’da bu konuda yapılan bir araştırma yıkama sırasında dezenfektan özelliği de bulunan bir deterjan kullanmanın ve havluları güneşte kurutmanın bakteri ve mantar oluşumunun önüne geçen en iyi yol olduğunu ortaya koydu.
Scott evdeki hijyeni aşı olmaya benzeterek “Kendinizi korumak için atacağınız bütün küçük adımlar, etrafınızdakileri de koruyacaktır. Havlular görece küçük unsurlar ama çok ciddi riskler taşıyabiliyorlar ve bunlarla baş etmesi hayli kolay” dedi.
