Yeni bir araştırmaya göre Prozac ilacının depresyonlu çocukların ve ergenlerin tedavisindeki etkisi 'plasebo'ya eş değer. Buna karşın yan etkileriyse fazla.

Tıp dünyası ile ilaç endüstrisinin belki de en fazla eleştirildiği konu ticari adı ‘Prozac’ olan, içindeki etken madde ise ‘fluoksetinin’ diye adlandırılan ilaç konsunda oldu.

Tıp dünyası, bu ilacın daha fazla satılması için “hastalık icat etmek”le suçlandı. Depresyon ciddi bir hastalık ama onun dereceleri var. Basit üzüntü, ayrılık acısı, can sıkıntısı gibi şeyler bile “depresyon” olarak tanımlandı ve doktorlar aralarından çocukların da olduğu milyarlarca kişiye bu ilacı yazdı.

İlaç hakkında kitaplar yazıldı, sayısız yayın yapıldı ama Prozac çocuklardaki depresyona karşı doktorlar tarafından yazılmaya devam etti.

Şimdi Britanyalı ve Avustralyalı bilim insanları, yaptıkları bir araştırmada Prozac’ın 10-19 yaş arası çocuklar üzerinde hiçbir tedavi etkisi olmadığını, yarattığı yegane etkinin tıpta “plasebo etkisi” olarak adlandırılan psikolojik etki olduğunu ortaya koydu. Buna karşılık ilacı kullanmanın yarattığı yan etkiler bir hayli fazla.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünya genelinde 10 ila 19 yaş arası her yedi çocuktan biri ruh sağlığı sorunları yaşıyor. Britanya’da, yaşça daha büyük gençlerin yaklaşık dörtte biri ve daha küçük çocukların beşte biri anksiyete, depresyon veya diğer ruh sağlığı sorunlarını yaşıyor.

Britanya’da Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmelliği Enstitüsü (Nice) kılavuzuna göre orta ve şiddetli depresyon yaşayan 18 yaşın altındaki kişilere terapiyle birlikte antidepresanlar reçete edilebiliyor.

Ancak Avusturya ve Britanya’daki akademisyenlerin yeni araştırması, Prozac markası altında satılan fluoksetinin, çocuklarda depresyon tedavisinde klinik olarak plasebo ilaçlardan daha iyi olmadığı ve bu nedenle artık onlara reçete edilmemesi gerektiği sonucuna vardı.

Plasebo, etkisi olmayan bir ilacı alan kişinin o ilacı içtikten sonra iyileşeceğine dair büyük bir inanç taşıması anlamına geliyor.

Araştırmacılar, 1997 ile 2024 yılları arasında yayınlanan Prozac’la ilgili 12 büyük araştırmanın meta analizini yaptılar ve fluoksetinin çocukların depresif semptomlarını klinik olarak anlamlı sayılmayacak kadar az iyileştirdiğini saptadılar.

Çalışma, fluoksetinin zararlı yan etkilerinin potansiyel risklerinin, potansiyel klinik faydalarından daha ağır basacağı sonucuna varıyor.

Antidepresan kullanan çocuklarda en sık görülen yan etkiler kilo alımı, uyku bozukluğu ve konsantrasyon sorunları. Ayrıca intihar düşüncelerini de artırabiliyor.

Kanıtlara rağmen görmezden gelindi

Araştırmacılar ayrıca ABD ve Kanada’daki klinik kılavuzları incelediler ve tıpkı Britanya’da olduğu gibi Prozac’ın klinik olarak plaseboyla eşdeğer olduğuna dair kanıtların görmezden gelindiğini tespit etti. Dahası bu kanıtlara rağmen çocuklara ve ergenlere bu ilacın kullanılması için önerilere devam edilmiş.

Adelaide Üniversitesi psikiyatri doçenti ve çalışmanın ortak yazarı Mark Horowitz şunları söyledi:

“Fluoksetin, faydaları açısından klinik olarak plaseboyla açıkça eşdeğerdir ama daha fazla yan etki ve riskle ilişkilidir. Yararları açısından plaseboyla hiçbir avantajı olmayan bir ilacı gençlere vermek için nasıl bir gerekçe gösterilebileceğini anlamak zor.

Kılavuzlar, plaseboyla eşdeğer tedavileri önermemelidir.

Britanya’daki ve dünyadaki kılavuzlar şu anda depresyonlu çocuklar için en iyi kanıtlarla uyumlu olmayan tedaviler önermekte. Bu, gençleri plaseboylakarşılaştırıldığında hiçbir faydası olmayan ilaçların risklerine maruz bırakmaktadır.”

Çocuklarda ve ergenlerde antidepresanların uzun vadeli etkileri yeterin anlaşılmadı ve yetişkinler üzerinde yapılan araştırmalar, risklerin uzun vadeli olabilen ve bazı durumlarda ilacın kesilmesinden sonra da devam edebilen ciddi yan etkileri içerdiğini göstermiştir.”

Royal College of Psychiatrists Academic Faculty başkanı Prof. Allan Young, bu çalışmanın ‘dikkatle’ yorumlanması gerektiğini söyledi: “Klinik kılavuzlar, ortalama etki büyüklüğünün ötesinde, güvenlik, uygulanabilirlik ve hasta tercihleri gibi birçok faktörü değerlendirir. Reçete edilen ilaçların tutarlı kanıtlar ve güvenlik verileri sunması önemli.”