Nusaybin sınırındaki Türk bayrağının indirilmesi provokasyonu Ak Parti, MHP ve İyi Parti genel başkanları tarafından öfkeli bir dille kınandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Nusaybin-Kamışlı sınır hattında Türk bayrağının indirilerek ayaklar altında çiğnendiği iddialarına dair yaptığı açıklamada “Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız.”  dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında Nusaybin-Kamışlı sınır hattında Türk bayrağının indirilerek ayaklar altında çiğnendiği iddialarına ilişkin de konuştu:

“Provokasyonlara başvurmak intihar anlamına gelir”

Son haftalardaki başarılı operasyonlarından dolayı Suriye hükûmetini, Suriye ordusunu ve kardeş Suriye halkını gönülden tebrik ediyorum. Dün varılan ateşkes anlaşmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum. Temennimiz daha fazla kan akmadan bu meselenin kalıcı biçimde çözülmesi, Suriye’nin kuzeyindeki belli alanlara sıkışmış terör örgütünün silah bırakması, tasfiye olması, daha fazla çatışmaya mahal verilmemesi. Terör örgütünün sıkıştığı bölgelerde varlığını devam ettirebilmesi zaten mümkün değildir. Bu aşamadan sonra provokasyonlara başvurmanın intihar anlamına geleceği açıktır. Terör örgütünün zorla silah altına aldığı çocuk yaştaki militanlarıyla baskı ve şiddet uygulayarak sahaya sürdüğü sivil insanlarla dün Nusaybin Kamışlı sınırında yaptığı gibi şanlı bayrağımıza alçakça saldırmak suretiyle buradan bir netice alma imkanı kalmamıştır. 

Varılan anlaşmaya riayet ederek silahları bırakmak ve meseleyi sühunetle çözmek yegane çıkış yoludur. Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız. 

Suriye’deki operasyonlar bahane edilerek tamamen yalan ve çarpıtma üzerine kurulu bir propagandayla tüm Kürtlerin kışkırtılmaya çalışıldığını görüyoruz. Özellikle Türkiye’deki Kürt kardeşlerimin bu oyunlara gelmemesi gerektiğini, yapılan çağrıların ve tahriklerin gerçek niyetini görerek sağduyuyla davranmaları gerektiğini tekrar hatırlatıyorum. Terör örgütü ayrıdır, benim Kürt kardeşlerim ayrıdır. Kimse ister burada ister orada olsun, benim Kürt kardeşimin iradesini ipotek altına alamaz, Kürtlerin tek temsilcisiymiş gibi konuşamaz. Kürt kardeşlerimiz bu tahriklere gelmesinler, sağduyuyu asla elden bırakmasınlar.

Terörsüz Türkiye projemizle kardeşliği, muhabbeti, kucaklaşmayı, güvenliği, huzuru daha da artıracak bir gayeyle hassas bir süreç içindeyiz. Geride bıraktığımız 15 ayda çok önemli adımlar attık. Çeşitli sabotaj teşebbüslerine rağmen direnç testlerini başarıyla geçerek süreci buraya kadar getirdik. 

Terörün, şiddetin, silahın devreden çıkmasıyla birlikte her mesele siyaset zemininde konuşulacak, masada konuşulacak ve çözüme kavuşturulacak.”

 Bahçeli: Provokasyonların en ağırı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Nusaybin-Kamışlı sınır hattında Türk bayrağının indirilerek ayaklar altında çiğnendiği iddialarına tepki göstererek olaydan DEM Parti’nin birinci derecede sorumlu olduğunu söyledi.  

Bahçeli, konuya ilişkin olarak yaptığı yazılı açıklamada DEM Parti’ye de tepki göstererek şunları söyledi: 

Mardin’in Nusaybin ilçesinde geçişe kapalı sınır kapısını zorlaya zorlaya açmaya ve buradan da geçmeye kalkışan bölücü örgüt yandaşlarının Türk bayrağına yönelik mütecaviz saldırısı bugüne kadar yaşanan provokasyonların en ağırı olarak karşımızdadır.

Grup toplantısını Nusaybin’de yapan DEM Parti’nin ve bu kapsamda konuşma yapan eş başkanların Türk bayrağının indirilmesinden birinci derecede sorumlu oldukları açıktır. Özellikle DEM Eş Başkanı Tuncer Bakırhan’ın dikkat, ciddiyet, fehamet, nezaket, mehabet, mensubiyet, mesuliyet, kemaliyet, akli ve vicdani duyarlılık taşımayan gafil konuşmasının mahut tahrik ortamının tansiyonunu iyice arttığı bir gerçektir.

Gelişmeler milletimiz ve ülkemiz adına kaygı vericidir. Terörsüz Türkiye’nin aşama aşama gerçekleştiği şu günlerde dil, üslup ve zihniyet sorununun yoğunlaşması maalesef gerilimi canlı tutmakta, ümitleri sekteye uğratmaktadır. DEM Parti bir karar vermek durumundadır: PKK’nın kurucu önderinin yanında mı yoksa karşısında mıdır? Terörün yedeğinde mi duracak, yoksa terörsüz bir geleceğe hizmet mi edecektir?

Silah ve şiddetin yanında mı yer alacak, yoksa siyaset ve demokrasinin erdemine bağlı mı kalacaktır?

Kürt kardeşlerimizi asılsız, mesnetsiz ve yalan iddialarla kışkırtarak milli birlik ve bütünlüğümüze zarar vermeye devam mı edecek, yoksa milletimizin tamamını kucaklayan Türkiye partisi olmanın onur ve şerefiyle mi müşerref olacaktır?

Suriye Cumhuriyeti devletinin iç istikrar mücadelesini, siyasi ve toprak bütünlüğünü muhafaza kararlılığını ırkçı ve faşizan bir anlayışla karalamak tek kelimeyle şuursuzluk ve art niyetliliktir.

DEM Parti Kürt kardeşlerimizi ajite etmekten, Siyonizm’in değirmenine su taşımaktan, küllenen ateşi maşa gibi karıştırmaktan derhal vazgeçmelidir.

Nusaybin-Kamışlı sınır hattında Siyonist-emperyalist kumpas devreye girmiş ve al bayrağımız şerefsizce indirilmiştir. Bunun geri planında kapalı devre çalışan bir istihbarat operasyonun varlığından hiç kimse kuşku duymamalıdır. Türk bayrağı bağımsızlığımızın timsali, şehitlerimizin örtüsü, milli birlik ve beraberliğimizin simgesidir. Bayrağımıza musallat olmakla kalmayıp akıl hocalığı yapan, plan ve tatbik safhasında faal halde bulunan kim ya da kimler varsa en ağır şekilde cezalandırılmalı, istihbarat servisleriyle bağlantıları da araştırılıp açıklanmalıdır. Meselenin şakaya gelir yanı, hafife alınacak tarafı yoktur.

Değerlerimizi tartışmaya açmak için hava koklayanlara amansız bir mücadele ruhuyla direniş gösterileceği bilinmeli”

Türk bayrağı Türk milletidir, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik nişanesidir. Herkes aklını başına almalıdır. Sabır ve sinirleri tahrip etmenin sonu hiç kimseye bir şey kazandırmayacak, bilakis ve bilahare uzatılan el kalkan yumrukla yer değiştirebilecektir. Terörsüz Türkiye’den taviz vermeden, provokasyonlara son derece dikkat ve uyanıklık göstererek barış ve huzur yolculuğu devam etmelidir.

Ancak “Terörsüz Türkiye” bahanesine sığınarak da milli onur ve namusumuzla oynamaya heves edenlerle, milli ve manevi değerlerimizi tartışmaya açmak için hava koklayanlara amansız bir mücadele ruhuyla direniş gösterileceği herkesçe bilinmelidir.

Ay yıldızlı al bayrağımıza uzanan pis elleri, iğrenç emelleri, ilkel ve ilkesiz terörist sevicileri varlığımın tüm yönleriyle kınıyor ve lanetliyorum. SDG/YPG terör örgütüdür, Kürt kardeşlerimizi temsil edemeyecektir. Son tahlilde Fırat’ın doğusu, tıpkı batısı gibi terörden ve kanlı hesaplardan tamamıyla arındırılmalıdır. O gün işte bugündür.”

Müsavat Dervişoğlu’ndan tepki 

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM’de partisinin grup toplantısında ‘Bu orta oyununda yine aynı yere geldik, tam da tahmin ettiğimiz gibi tam da ikaz ve ihtar ettiğimiz gibi. Tıpkı birinci ihanet sürecinde olduğu gibi yine bayrağımıza el uzatıldı. O gün Diyarbakır’da kolordumuzun nizamiyesindeki bayrağımızı indirenler bu kez de Nusaybin’de aynı ihanete cüret ettiler. Bu durumdan daha vahimi ise o bayrağı indirenlere karşı ne yapıldığıdır.

Türkiye’de devlet refleksi bu kadar mı körelmiştir? Bayrak indirene edilecek muamele nasıl unutulmuştur? Bu cüretkarlık nereye kadar gidecek, bu mevzi nereye kadar çekilecektir” dedi.