CHP lideri Özgür Özel, partisinin bu haftaki grup toplantısının emekliler için yapıldığını duyurdu. Özel, “Birazdan emeklilerle ilgili çok kapsamlı, uzun, bütün meseleyi çözüm önerileriyle birlikte konuşacağımız bir grup toplantısını, adeta emeklilere özel bir grup toplantısını yapacağız. Ancak bir yandan Adalet ve Kalkınma Partisi de grup toplantıları yapıp grup toplantısında teknolojik imkanlardan yararlanıp ülkenin Cumhurbaşkanı sıfatıyla gelip de burada bir partinin genel başkanlığını yaparken CHP gibi bir partiye iftiralar hakaretler… Dönüp dolaşıp kendi yaptığıyla CHP’yi suçlayan bir dil var. Sayın Erdoğan’a söyledim. Haketmediğini duyarsan hakettiğini duyarsın…” dedi.
Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
“Birazdan emeklilerle ilgili çok kapsamlı, uzun, bütün meseleyi çözüm önerileriyle birlikte konuşacağımız bir grup toplantısını, adeta emeklilere özel bir grup toplantısını yapacağız. Ancak bir yandan Adalet ve Kalkınma Partisi de grup toplantıları yapıp grup toplantısında teknolojik imkanlardan yararlanıp ülkenin Cumhurbaşkanı sıfatıyla gelip de burada bir partinin genel başkanlığını yaparken CHP gibi bir partiye iftiralar hakaretler dönüp doluşup kendi yaptığını CHP’yi suçlayan bir dil var. Sayın Erdoğan’a söyledim. Hak etmediğini duyarsan hak ettiğini duyarsın…
“Türkiye’de yapılan darbedir”
Erdoğan’a yapıldığında yurt dışından destek istemek meşru, Ekrem İmamoğlu’na yapıldığında darbe dediğimizde, bizi dünyaya şikayet ediyor, diyorlar. Ben, Avrupa’daki kardeş partilerime, Türkiye’de yaşanan bir yargı darbesidir. Bunu ülkenizde doğru anlatın Erdoğan’ı demokrasiye davet edin dedim. Çin’in 8 milyon tirajlı gazetesine de anlattım. Türkiye’de yapılan darbedir ve buna teslim olmayacağız.
Geçmişte kimin Türkiye’yi şikayet ettiğini, Türkiye’yi mahkemelere verdiğini, tazminat taleplerinde bulunduğunu… Kimin? Ben mesela tutup da İngiliz’den, Amerikalıdan Türkiye’yi kınayan bir açıklama yap, bunu da gelelim burada gazetelere manşet yapalım falan demedim. Ben Avrupa’daki kardeş partilerime; “Türkiye’deki bir yargı darbesidir, ülkenizde bunu doğru anlatın. Erdoğan’ı güvenlik kaygılarıyla pazarlık edilecek birisi olarak değil, demokrasi zeminine davet edilmesi gereken bir siyasi muhatap olarak görün” dedim. Demeye de devam ediyorum. Dünyanın öbür ucunda 50 kişiye yayın yapan bir radyo varsa ona da anlatırım. Türkiye’de yapılanlar darbedir, bu darbeye teslim olmayacağız.
“Washington’ı kızdıran anti-Amerikanizmin faturasını CHP’ye kesti”
Şimdi gelelim, gelelim… Biraz önce de vardı ama tarih önünde Türk basınının amiral gemilerinden bir tanesi Milliyet. Tam manşet. 2005 yılının 6 Haziran günü. Erdoğan ABD’ye uçarken anti-Amerikancılığa karşı net tavır aldı. “Talihsizlik, Cumhuriyet Halk Partisi’nin ABD karşıtı olması.” Erdoğan Washington’ı kızdıran anti-Amerikanizmin faturasını CHP’ye kesti. “Bu ilk defa çıkmadı, talihsizlik ana muhalefetin de bu çizgide olmasıdır” dedi.
Erdoğan; işte bu, o günkü halini de bugünkü halini de gösteren… İşte bu, o günkü durumunu da bugünkü durumunu da gösteren, tarihin önünde ne olduğunu altın harflerle kazıdığın, senin için utanç, bizim için onur vesikasıdır. Bizim için onur vesikası.
“Bu ayıplı lafın altına tüm parti imza atar, başta da Erdoğan”
Ayrıca bir yandan da halen daha bekliyoruz. Geçen hafta Meclis’te AK Parti’nin Grup Başkanvekili, Adalet ve Kalkınma Partisi adına orada konuşan, söz söyleyen, bütün işlemlerde parti adına o oturumda, o birleşimdeki en yetkili kişi tuttu ve dedi ki; güya bizi eleştirecek, “Suriye’de Müslümanlar ölürken ses çıkarmayanlar, Alevi katliamı var diye şimdi konuşuyorlar” dedi.
Arkadaşlar, Grup Başkanvekilimiz bunu fark etti ve büyük bir siyasi olgunlukla dedi ki; “Bunu düzeltin. Çünkü ağızdan çıkan laf bazen olmadık bir yere gider, orada olur.” Döndü dedi ki; “Yanlış bir şey söylüyorsun, bunu düzelt” dedi. Hanımefendi düzeltmedi, direndi.
Şimdi bütün Türkiye’de bu konuda, Alevi canlarımızın canını yakan bu konuda Adalet ve Kalkınma Partisi uyarımıza rağmen “Hayır arkasındayım” diyor. Alevileri Müslüman’dan saymayan, Cumhuriyet Halk Partisi’ne iftira atacağım derken Suriye’deki Alevi katliamını meşrulaştıran, acayip, tutulacak hiçbir yanı olmayan bir şey. Ve dün Ömer Çelik çıkmış televizyon karşısına, parti adına bir düzeltme bekliyorsun, abuk sabuk laflar çeviriyor. Bir, bir buçuk aylık polemiklerden bir şey çıkarmaya çalışıyor. Bu hanımefendiyi halen daha görevde tutmaya devam ederseniz, o ayıplı lafın altına tüm parti imza atar, başta Erdoğan. Başta Erdoğan!
“Irak operasyonu için tezkere sözü veren Erdoğan’dır”
Ha bir de o hanımefendiye söyleyeyim; “Müslüman kanı akarken ses çıkarmamak” falan… Tövbeler olsun, böyle bir lafı söyleyene yazıklar olsun da… 1 Mart 2003. Erdoğan, o Amerikancı Erdoğan, “CHP’nin ABD karşıtıdır, talihsizliktir” diyen Erdoğan; iktidara gelmeden önce, iktidara gelmeden önce partisinin genel başkanıyken Amerika’ya gidip biat sözü veren Erdoğan… Karşılığında Irak operasyonu için tezkere sözü veren Erdoğan…
1 Mart’ta kapalı oturumda, Cumhuriyet Halk Partisi Irak operasyonu için Mersin Limanı’ndan Amerikan askerinin gelmesini, geçip Irak’a bizim sınırımız üzerinden kara operasyonu yapmasını engellemek için Cumhuriyet Halk Partisi 22. Dönem Grubu çırpındı. 99 AK Parti milletvekili o gün bizimle birlikte oy kullanarak o tezkerenin geçmesine; Amerikan postalının Mersin’den basıp güneye, Güneydoğu’yu kirletmesine, Irak’ta gidip 1,5 milyon Müslüman kanı akıtmasına, bu ayıba ortak olunmamasına bu Meclis’te o günkü 99 AK Parti milletvekili ve tüm Cumhuriyet Halk Partisi grubu oy kullandı, mani oldu.
“Amerikancılık sana kalsın!”
O 99’dan bir tanesini daha, bir tanesini siyaseten var etmedi, hepsini yok etti. Hepsini yok etti. Şimdi buradan 22. dönem yaşayan tüm milletvekillerimizi hürmetle, hayatta olmayanları rahmetle anıyorum ve diyoruz ki: Biz Amerika’nın her türlü emperyalist ve kirli oyununa karşı Türkiye’nin, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türk milletinin hakkını ve menfaatini sonuna kadar koruruz. Amerikancılık da sana kalsın!
Çünkü ben; anti-emperyalist mücadeleyle vatanı yedi farklı işgal ordusundan temizleyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partinin genel başkanıyım, sen BOP’un eş başkanısın! Bununla övünüyorsun.
“Sen Kasımpaşa’da müze aç; biz emekli evi açıyoruz”
Yalvardık siyasi ahlak yasası çıkaralım diye. Sayın Davutoğlu desteklediğinde bir il ve ilçe başkanımız bile kalmaz deyip en büyük itirafta bulundu. Şimdi bu fakir müze açacakmış Kasımpaşa’da. Sen müze açmaya devam et, biz Kasımpaşa’ya hizmet etmeye devam ediyoruz. Biz Kasımpaşa’da emekli evleri, lokalleri açıyoruz. Okullara su sebili koyuyoruz ki zenginin çocuğu kana kana su içerken fakirin çocuğu çeşmeye ağzını dayamasın diye… Erdoğan bir kelimeyi unuttu. Tarayın geriye doğru dedim, yok. Emekli… Unuttu emekliyi, asgari ücretliyi. Ama biz bu ülkenin yoksullarını onların inisiyatifine bırakmayacağız. Grubumuz Meclis’i terk etmeme kararı aldığında destekleyen ve bugün de kalkıp gelen emekliler var. Hepinizin karşısında saygı ve hürmetle eğiliyoruz. Sizin onur mücadeleniz hepimizin onurudur. Sizin için sonuna kadar mücadele edeceğiz. AKP, emeklinin düşmanı zengini dostudur. İlk geldiklerinde ettikleri laf ’emekliye milli gelirden pay vermeyeceğiz zira emekli milli geliri arttıran değil azaltandır’ dediler. Büyümeden pay vermemeyi sistematik olarak yaptılar.
Onlar geldiğinde en düşük emekli maaşı 1.5 asgari ücretti. Bugün beğenmediğimiz, itiraz ettiğimiz asgari ücret 28.000 lira. 1.5 asgari ücret 42.000 lira. Bu salondaki herkes biliyor ki, AK Parti gelmese, emekliye hiç ilişmese, hiç karışmasa, emeklinin düşmanı olmasa, emekli milli gelire katkı yapan değil azaltan unsurlardır ayıbının sahibi olmasa, bugün beğenmediğimiz asgari ücretin 1,5 katını alarak en az 42.000 lira alıyor olacaktık.
Bu ülke rahmetli Ecevit, rahmetli Mesut Yılmaz ve Sayın Devlet Bahçeli’nin beğenmedikleri, her fırsatta yerdikleri üçlü koalisyon döneminde son verdiği en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün 42.000 lira bugünkü asgari ücretli olması gereken tutar. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak her yönüyle bunları çalışıyoruz.
“Altın hesabı şaşmaz”
Ben söylüyorum, kızıyor. Diyor ki “Çıkmış Anadolu’yu geziyor, sarraf sarraf dolaşıyor, altın hesabı yapıyor.” Bırak o hesabı diyor. Şunun hesabını ver diyor. Niye bırakacağım o hesabı? Her hesap şaşar Anadolu’da, altın hesabı şaşmaz. Sen istediğin kadar anlat. İstediğin kadar anlat. Git Anadolu’ya, sor teyzeme hesabı, altın hesabıyla yapar.
“Emeklinin kaybı ayda 6 çeyrek”
O beğenmedikleri üçlü koalisyonun, o koalisyonun dönemindeki ekonomik krizden gelip de çözülmekte olan ekonomik krizin üstüne gelip de iktidar olup da dönüp dönüp oraya kötüledikleri o koalisyon son verdiği emekli maaşıyla, en düşük emekli maaşıyla 8 tane çeyrek altın satın alınabiliyordu. 8 çeyrek altın. Bugün verdikleri, teklif ettikleri emekli maaşı 2 çeyrek altın almıyor. 2 çeyrek altın almıyor. Yani emeklinin kaybı ayda 6 çeyrek altın. Şaka değil. Şaka değil. Bugün bir emekli ya, bir emekli gitse kuyumcudan bir çeyrek altın alsa, eve varırken baksa cebinde yok, aklı çıkar yol boyunca gider arar nerede düşürdüm ben bunu diye. Öyle değil mi? Ama bugün bir emekli değil, her emekli. Bir çeyrek altın değil, 6 çeyrek altın. Bir sefer değil, her ay kaybediyor. Bir şey kusura bakmasın emekliler ve bunu bilsin bütün Türkiye; bir şey nerede kaybedildiyse orada bulunur. Madem 6 çeyrek altını her ay için bir seçim sandığında kaybettik, ilk seçim sandığında gidip orada bulacağız!
Kaç milyon vatandaş emekli maaşını en düşük seviyede alıyor?
Sefaletin, sefaletin nasıl büyüdüğüne bir örnek daha vereyim. Daha Temmuz ayında, bu sene Temmuz ayında devletin resmi rakamıyla en düşük emekli maaşı alanların sayısı 3.7 milyondu. Şimdi 4.9 milyon. Yani 6 ayda 1.2 milyon kişi daha en düşük emekli maaşı alanlar hanesine eklendi. 5 milyon kişiye çıktı en düşük emekli maaşını alanlar.
Biz böyle bir sefalet üzerine hem asgari ücret hem de emekli maaşları için çalıştık, teklifimizi yaptık. Dedik ki asgari ücret 39 bin lira olmalıdır, emekli maaşı da bir asgari ücret olmalıdır. Asgari ücrette en düşük emekli maaşı da 39 bin lira olmalıdır. Çalıştık, kaynağı hazırladık. Teşvik paketini hazırladık. Dedik ki asgari ücrete zam verirken küçük esnafı, belli sektörleri korumalıyız. 10 bin lira, 5 bin lira, 4 bin liralık SGK prim desteklerini hazırladık, götürdük gösterdik. Dediler ki bunu yapamayız.
CHP’nin Genel Kurul’daki emekli nöbeti
Asgari ücret tarihte ilk kez açlık sınırının altında açıklandı. Açıklandığı gün açlık sınırı 30.000 liraydı, 28.000 lira açıklandı. Emekli maaşı da enflasyon farkıyla 18.938 lira açıklandı. İnanamadık, böyle bir şey olmaz dedik. Grup başkanvekillerimizle değerlendirdik. Dedim ne yapıyorlar? Bir şey yapmıyorlar. Ne görüşüyorlar? Trafik Kanunu görüşüyorlar. Müdahale etmeyecek misiniz? Dediler ki biz buradayız ama AK Parti birazdan kapatır gider. Konuştuk, grubumuz hep birlikte, oy birliğiyle, büyük bir azimle emekliler için mücadeleye, dikkatleri Meclis’e çekmeye ve emekliler için Meclis’te nöbet tutmaya karar verdi. 6 gündür gece gündüz oradalar.”
