DEM Parti, bu hafta TBMM grup toplantısını, Suriye’de devam eden çatışmalara dikkat çekmek için Suriye sınırındaki Nusaybin’de yaptı.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, sınır hattına çok yakın konumdaki Sınır Parkı’nda yapılacak grup toplantısı için ilçeye geldi.
Eş genel başkanlar öncülüğünde Suriye’de yaşananlar için protesto yürüyüşü düzenlendi. Demiryolu Kavşağından başlayan ve Sınır Parkı’nda sona eren yürüyüşün ardından grup toplantısı başladı.
Yürüyüşün ardından Hatimoğulları, konuşmaya başladı. Hatimoğulları’nın konuşmasında öne çıkan satır başları şöyle:
“Şu an Nusaybin’deyiz, zeminin sıfır noktasındayız. Birkaç adım ötemizde, Rojava’da, Kürt kardeşlerimiz şiddetli bir savaş tehlikesi altındadır. Rojava’da şiddetli bir savaş ve çatışma devam ediyor. 10 Mart mutabakatıyla ilgili hâlâ görüşmeler sürerken; Suriye’de geçici Şam yönetimi ile SDG arasında, özyönetim arasında görüşmeler devam ederken, birdenbire masa devirildi, savaş ve çatışmanın önü açıldı.
Halep’te öncelikle Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde Kürt halkına yönelik amansız bir katliam başlatıldı. Bu katliamı başlatan herkesi kınıyoruz. Savaşa hayır, barış hemen şimdi diyoruz.
Önce Fırat’ın batısında, şimdi de Fırat’ın doğusunda, yani Rojava topraklarında bir işgal hareketi başlatılmış durumda. Bunu kabul etmek mümkün değil.
Türkiye’de yandaş medya, havuz medya, AKP-MHP iktidarının sözcüleri Suriye’deki gelişmeler hakkında Türkiye ve dünya kamuoyunu yalan yanlış bilgilerle doldurmaya çalışıyor. Ne diyorlar? Rojava’daki yönetim, 10 Mart mutabakatına uymadı.
Bu tamamen yalandır. 10 Mart mutabakatına uymayan geçici Şam yönetiminin kendisidir. Ve bugün orada sizin halkınız başta olmak üzere katliama maruz kalan herkesin sorumluluğu Şam yönetimindedir, IŞİD’dedir ve onları destekleyen uluslararası güçlerdedir.”
Tülay Hatimoğulları’nın ardından konuşan Tuncer Bakırhan ise şunları söyledi:
“Sanırım grubunu Meclis çatısı altında yapmayıp çeşitli kentlerde yapan parti biziz. Bugünleri yaratanları kınıyoruz. Kuzey Doğu Suriye’de bir örgüt, onun uzantıları, onu destekleyen uluslarası güçler var. Rojava’da Kürtler tek, dünya bir olmuş. Kürtlerin statüsüz, kimliksiz yaşaması için bir oluyorlar. Kazanımlarınızdan vazgeçin diyorlar, Kürt gençleri Kobani’de kendi anadiliyle eğitim görmesin diyorlar. Kürtler teslim olsun istiyorlar. Biz oradaki soydaşlarımızın onursuz bir yaşamını istiyor muyuz?
Rejim Halep’te pusu kurdu. Alçakça. Kürtler anlaşmaya uyarak geri çekilmesine rağmen toplarla tüfeklerle Kürtleri sürmeye çalışmıştır. 10 Mart mutabakatına uymayan Şara’dır. Kürt düşmanlarını unutursak kalbimiz kurusun. İktidar medyası algı oluşturyor. Kürtlerin dilini tehdit olarak göstermek istiyor. Asıl tehdit olan Şara iktidarıdır.
Bunu Türkiye kamuoyu çok iyi bilmelidir. Utanmadan Kürt-Türk kader birliği yaptı diyorlar. Sınırın ötesinde düşmanlık yaptığın düşmanlık yaptığın nasıl bir kader birliği yapmışsın. Bir tarafta barış elini uzatacaksın, bir tarafta Rojava’da yaşayan halkımızın katledilmesine çanak tutacaksın. Bu riyakarlıktır, sahtekarlıktır.”
