Türkiye, son 17 aydır İstanbul merkezli savcılık soruşturmaları, tutuklamalar ve bunlarla beraber gelen çok sert siyasi tartışmalarla sarsılıyor.
Bütün bu sarsıntının arkasında, 8 Ekim 2024’te Adalet Bakan Yardımcılığı görevinden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevine atanan Akın Gürlek’in adı vardı.
Gürlek, İstanbul’a atanır atanmaz farkını gösterdi. Göreve gelmesinden sadece 20 gün sonra Türkiye’nin ve İstanbul’un en büyük ilçesi Esenyurt’un CHP’li Belediye Başkanı Ahmet Özer’i “kent uzlaşısı” diye bilinen siyasi iş birliğinden hareketle “PKK üyesi olmak” suçlamasıyla gözaltına aldığı bir operasyonu başlattı. Bu soruşturma ve daha sonra açılan dava kapsamında uzun süre tutuklu kalan Özer bugün serbest ama daha birkaç hafta önce hakkında çok tartışmalı bir mahkumiyet kararı verildi. Karara MHP lideri Devlet Bahçeli en sert itiraz eden isim oldu.
Siyasi tartışmaları belirleyen savcı
Akın Gürlek’in soruşturmaları, özellikle de CHP’li belediyelere karşı soruşturmaları Esenyurt’la sınırlı kalmadı. Ocak 2025 olduğunda Beşiktaş Belediyesine yönelik soruşturma ve tutuklama dalgası başladı.
Ve elbette doruk noktası 19 Martta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bir şafak baskınıyla gözaltına alınması, Türkiye’de ekonominin ve siyasetin altüst olmasıydı. Bugün Türkiye hala o günün sarsıntısını yaşamaya devam ediyor.
Tarihin en yüksek profilli savcısı
Akın Gürlek’in CHP’li belediyelerle ilgili operasyonları, Cumhuriyet tarihinde nadir görülen biçimde bir savcının adının siyasi polemiklerin içinde doğrudan kullanılmasına da neden oldu. Bu sebeple Akın Gürlek kendisi aleyhindeki açıklamaları için Ekrem İmamoğlu’na da, CHP lideri Özgür Özel’e de davalar açtı, hakkında eleştirel konuşan çok sayıda gazeteci ve yorumcuyu gözaltına aldı, haklarında davalar açtı.
Geçmişte ilgili kişiler dışında kimse İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının adını bile bilmezdi. Akın Gürlek ise kimi iddianameleri tamamladıktan sonra odasında basın toplantısı bile yaptı.
Sadece CHP değil
Akın Gürlek’in “yüksek profilli” soruşturmaları sadece CHP ile ilgili de değildi. Örneğin Türkiye’nin dizi sektörünün önde gelen oyuncu temsilcilerinden olan Ayşe Barım önce “Fuhuşa aracılık etmek” suçlamasıyla gözaltına alındı, ardından 2013 yılındaki Gezi olaylarının organizatörlerinden biri olmak suçlamasıyla tutuklanıp cezaevine atıldı. Ayşe Barım için açılan davada karar duruşmasının bugün yapılması bekleniyor. Savcılar son anda Barım’a yönelik suçlamayı daha da ağırlaştırdı, iddianamede 30 yıla kadar hapisle yargılanan Barım’a savcı şimdi “Hükümeti devirmeye teşebbüs”ten ağırlaştırılmış müebbet hapis istiyor.
Akın Gürlek’in yönettiği İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı son aylarda “ünlülere yönelik uyuşturucu ve fuhuş” soruşturması yürütüyor. Bu soruşturmada hepsi de yüksek profilli çok sayıda isim uyuşturucu kullandıkları gerekçesiyle tutuklu.
Siyasetin gündemini belirleyen savcı
Gürlek, İstanbul’da görev yaptığı son 17 ayda haber ve tartışma gündemini, siyasetin gündemini belirleyen başlıca isim oldu ve şimdi görevinde terfi ederek İstanbul’dan ayrılıyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan bir karara göre Gürlek, Adalet Bakanı olarak atandı. Mevcut bakan Yılmaz Tunç’un “Görevden affını istediği” söylendi.
Mustafa Çiftçi yeni İçişleri Bakanı
Ali Yerlikaya da gitti
Erdoğan’ın sürpriz kabine değişikliğinde ikinci isim ise İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya oldu. İstanbul Valiliğinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ikinci döneminde İçişleri Bakanlığına getirilen Yerlikaya da meğer “görevden affını” istemiş. Onun yerine de Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi atandı. Çiftçi’nin siyasi kimliğiyle ilgili şimdilik bilinen yegane şey, onun aynı zamanda hafız olması, zamanında hafızlık yarışmalarında başarı göstermiş olması.
Bir devir mi kapandı?
Bu iki değişiklik ama özellikle Akın Gürlek’in İstanbul’dan uzaklaştırılması, kimi Ankara yorumcularına göre “Bir devrin kapanıp yenisinin açılması” anlamına geliyor.
Gürlek, İstanbul’da görev yaparken Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çok yakın çalışmış, sık sık ona yürümekte olan soruşturmalar konusunda ayrıntılı bilgi sunmuştu. Geçmişte hiçbir İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının olmadığı kadar aktifti. Örneğin, Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının bir an önce iptal edilmesi için İstanbul Üniversitesi rektörlüğüne oldukça sert bir yazı yazmış, yazı üzerine üniversite yönetim kurulu alel acele toplanarak İmamoğlu’nun diplomasını iptal etmişti.
Yargı reformunu Gürlek mi yapacak?
Gürlek’in Adalet Bakanı olarak nasıl bir profil çizeceği bilinmiyor; ancak İstanbul’da olduğu gibi doğrudan insanların hayatlarına etki eden bir görev değil Adalet Bakanlığı. Ayrıca bakan olarak ilgilenmesi gereken konular da son derece geniş. Bunlar arasında yapılmayı bekleyen yeni adalet reformları ve eğer bir ilerleme sağlanırsa AB’ye uyum için çıkarılması gereken yasalar da var. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın göreve atama sırasında kendisine nasıl bir ajanda emrettiği bilinmiyor.
Hem polis hem adliye
Ancak ilginç olan, genellikle kabinesinde değişiklik yapmak konusunda hassas davranan ve ekibinde değişikliği bir zaaf gibi gören Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Adalet Bakanı’nın yanısıra İçişleri Bakanını da değiştirmiş olması. Yani Türkiye’nin son yıllarda en çok tartıştığı iki alanda, adliye ve polis teşkilatı alanlarında aynı anda değişiklik, Erdoğan’ın bu alanlarda bundan böyle daha farklı davranmak istediğine dair bir işaret olarak görüldü. Bu farkın daha fazla özgürlük ve hukuk devleti yönünde mi lacağı, yoksa tersine muslukların daha da mı kısılacağını ise zaman gösterecek, çünkü herhangi bir resmi açıklama veya gerekçelendirme henüz ilan edilmedi.
Gürlek’in yerine yakın ekibi mi gelecek?
Akın Gürlek’in yerine kimin İstanbul’a Cumhuriyet Başsavcısı olarak atanacağı henüz bilinmiyor. Kulislerde geçen üç isim var. Bunlardan birincisi halen İstanbul’da Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan Fatih Dönmez. Dönmez daha önce Akın Gürlek’in Başsavcı Vekiliydi, oradan bu göreve Gürlek’in isteğiyle gelmişti, ona yakın bir isim. Kulislerde adı geçen bir başka kişi mevcut başsavcı vekili Can Tuncay. Ve son olarak Bakırköy Başsavcısı Barış Duman.
Tabii bütün bu isimler, İstanbul’da mevcut savcılık uygulamalarında bir devamlılık öngörüsü üzerinden ortaya atılıyor. Ama başka bir şehirden tamamen başka bir isim de İstanbul’a atanabilir ve atanan yeni isim savcılık görevini Gürlek’in üslubuyla yapmayabilir.
