Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddetin, kinin, nefretin diline teslim olmayacak, bölgemizde sevginin, barışın, kardeşliğin evrensel dilini yüceltmeye devam edeceğiz. İsrail'in savaşının bedelini tüm dünya ödüyor. Savaş, Netanyahu'nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.

Geçmiş Ramazan Bayramı’nı tebrik eden Erdoğan, Nevruz Günü’nün bu yıl Ramazan Bayramı’nın ikinci günü denk geldiğini anımsatarak, şöyle konuştu:

“Nevruz, Anadolu’dan Kafkaslar’a, Orta Asya’dan Orta Doğu’ya pek çok yerde kardeş halklar tarafından asırlardır bayram havasında kutlanıyor. Daha önceki yıllarda Nevruz’un ruhuna hiç yakışmayan tatsız hadiseler yaşanmakla birlikte, Terörsüz Türkiye sürecimizin de etkisiyle son iki yıldır bu olayların ciddi şekilde azaldığını görüyoruz. Diyarbakır ve İstanbul’da olduğu gibi Nevruz’u bahane ederek milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili de gerekeni yapıyoruz. Nevruz’un temsil ettiği değerlere gölge düşüren hiçbir provokasyona izin vermeyiz. Bugünlerde stratejik önemi daha iyi anlaşılan Terörsüz Türkiye sürecimizi baltalamayı amaçlayan bu tarz tahrikler bizden gereken cevabı alacaktır. Türkiye’yi girdiği bu hayırlı yoldan döndürmeye ne provokatörlerin ne de onların özellikle ipini ellerinde tutan ağababalarının gücü yetmeyecektir. Önümüze çıkan çeşitli engellere rağmen 17 aydır büyük bir sağduyu ile yürüttüğümüz süreci inşallah menziline ulaştıracağız. Yolumuz yokuş olabilir ama ülkemizin önü açıktır, ufku açıktır, Allah’ın izniyle yarınları aydınlıktır.”

“Terörsüz Türkiye sürecimiz nasıl yarım asırlık kanlı bir oyunu bozuyorsa, Terörsüz Bölge idealimiz de Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasına nifak duvarları örmek isteyenlerin planlarına set çekmektedir” diyen Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti:

“Bunu önce Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelerde gördük; son olarak bunu İran’a yönelik kotarılmak istenen kirli planda gördük. Sadece bu iki bölgesel gelişmeye bakmak bile bizim 1,5 sene önce ortaya koyduğumuz vizyonun isabetini ve stratejik değerini anlamak için kafidir. Birlik ve beraberliğimiz güçlendikçe, kardeşliğimiz pekiştikçe, silah ve şiddetin devri kapandıkça, bunu özellikle söylüyorum, kazananı hep söylediğimiz gibi ülkemiz olacak, milletimiz olacak, bölgemizdeki kardeş halklar olacaktır. Bundan hiçbir vatandaşımızın şüphesi olmasın. Bakınız biz bu coğrafyada bin yıldır beraber yaşıyoruz. Bölgenin kadim sakinleri olarak hüznümüz de sevincimiz de hep bir oldu. Bugün de kalbimiz birlikte atıyor, gözyaşlarımız birlikte akıyor. Şiddetin, kinin, nefretin diline teslim olmayacak; bölgemizde sevginin, barışın, kardeşliğin evrensel dilini yüceltmeye inşallah devam edeceğiz.”

Erdoğan, “Maalesef savaşların gölgesinde geçirdiğimiz Nevruz’un başta milletimiz olmak üzere, bölge halklarına barış, huzur, bereket getirmesini diliyorum. Milletimizin Nevruz Bayramı’nı bir kez daha tebrik ediyor, bu anlamlı günün aramızdaki muhabbet bağlarını güçlendirmesini temenni ediyorum” ifadesini kullandı.

Küresel sistemin, 2008 krizinden bu yana sancılı ve sarsıntılı olduğu kadar köklü bir değişim ve dönüşüm geçirdiğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Söz konusu değişim, dört ana eksende aktörler arasındaki rekabeti ciddi manada kızıştırmaktadır. Uluslararası sistem temelde şu soruların cevabını aramaktadır: Teknolojiye kim yön verecek? Veriyi ve yapay zekayı kim yönetecek? Üretim, tedarik ve tüketim zincirlerini kim domine edecek? Enerji kaynaklarını ve ticaret yollarını kim kontrol edecek? Çok kutupluluğa doğru evrilen dünya düzeninde yeni kutup başları kimler ve hangi ülkeler olacak? Evet, can yakıcı sonuçlarıyla bir süredir yüzleştiğimiz meselelerin özü ve özeti bu sorulara verilecek cevaplarda mahfuzdur. Dünyanın bu yeni çatışma ve savaş konjonktürüne Türkiye olarak, iktidar olarak hamdolsun çok iyi hazırlandık. Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendirecek adımlar attık. Hem kaynak çeşitlendirmesine hem de kendi yeraltı kaynaklarımızı devreye alacak projeleri hayata geçirdik.”

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tekrar ediyorum, ülkemizi bu ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız. Savaşın bölge ülkeleri arasında bir yıpratma savaşına dönüşmesini asla istemiyoruz. Şurası bir gerçek ki savaş sadece şehirlerde ve üretim tesislerinde değil, zihinlerde ve gönüllerde açtığı tahribatla derin izler bırakmaktadır. Özellikle Körfez’deki ülkelere yönelik misillemelerin böyle bir riski vardır. Bunlar karşılıklı öfkeyi büyütecek, nefreti körükleyecek, kardeşler arasına yeni nifak tohumlarının ekilmesine zemin hazırlayacaktır. Buna fırsat verilmemelidir.”

Savaş uzadıkça başka komplikasyonların da ortaya çıktığına işaret eden Erdoğan, “Bilhassa dünya enerji ticaretinin yüzde 20’sinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel ekonomiyi ciddi bir türbülansa sokmuştur. 28 Şubat’tan bu yana Brent petrolün varil fiyatı yüzde 40 artmıştır.” diye konuştu.

Bunun üzerine bazı ülkelerin, yakıt tüketimini düşürmek amacıyla depolara litre kısıtlaması getirmekten okulların tatil edilmesine kadar bir dizi tedbiri devreye aldığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Günden güne kabaran ekonomik fatura karşısında savaşın bir an önce sona erdirilmesine yönelik çağrılar hız kazanmıştır. Son 25 gün bize şunu göstermiştir, savaş, İsrail’in savaşı olmakla birlikte bedelini tüm dünya ödüyor. Savaş, Netanyahu’nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor. Netanyahu’nun başında olduğu katliam şebekesi, bölge barışı adına, insanlık adına artık derhal durdurulmalı, her ülke bu konuda cesur ve ön alıcı bir tutum sergilemelidir. İsrail’in uzlaşmaz, maksimalist, radikal tavrının diplomatik çözüm yollarını kundaklamasına müsaade edilmemelidir. Dünya barışı ve istikrarına önem veren hiçbir ülke, bundan böyle İsrail’in haksız yere bölgemizde yaktığı ateşe odun taşımamalıdır. Türkiye tüm gücüyle, tüm imkanlarıyla, uhdesinde bulunan tüm araçlarla barışın, adaletin, istikrarın tesisi için çalışmaya devam edecektir.”

İran’daki savaşın piyasalarda sebep olduğu dalgalanmaları yakından takip ettiklerini belirten Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Petrol fiyatlarını aniden yükselten bu küresel şokun hiç kuşkusuz Türkiye ekonomisine de yansımaları olmaktadır. Tüm dünyayı olumsuz etkileyen bu süreçten vatandaşlarımızı korumak için Eşel Mobil gibi farklı tedbirleri devreye alıyoruz. Şu gerçeği bugün bir kez daha tüm samimiyetimle ifade etmek isterim, bu tür beklenmedik şoklar karşısında Türkiye ekonomisinin direnç eşiği şu an tarihinin en yüksek seviyesindedir. Bundan hiç kimsenin tereddüdü olmasın. Milletim şu hususu da lütfen aklından çıkarmasın, Türkiye’nin bugünkü seviyelerine gelmesinin temelinde siyasette istikrar ve güven ortamının kökleşmesi vardır. Siyasette güveni ve istikrarı koruduğumuz sürece Allah’ın izniyle her türlü engeli aşar, her türlü sıkıntının üstesinden kolayca geliriz. Ancak burada bir zafiyet oluşursa bu sefer hep beraber zorluk çekeriz. Biz asırlara sari tarihinde feleğin çemberinden geçmiş, akrebin kıskacında yoğrulmuş bir milletiz.”