İmamoğlu davası daha başlayamadan davaya gölge düştü. Sanıkların hangi sırayla savunma yapacaklarına ilişkin liste sanık avukatlarından önce YeniŞafak gazetesinde yayınlanınca duruşmada olaylar çıktı. Hakim, İmamoğlu'na "Sen" diye hitab edince büyük tepki gördü.

İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve 400 kişinin yargılanacağı davaya daha ilk günden gölge düştü. Duruşmanın başlamasından saatler önce mahkeme heyetinin sanıkların savunmalarını hangi sırayla alacağına dair bir liste YeniŞafak gazetesinde yayınlandı. O sırada sanıklar da, avukatları da listeden habersizdi.

Normal uygulama sanıkların iddianamede yazılı sırayla savunma yapması ama savunma avukatlarının da haberdar edilmesiyle zaman zaman sıralamanın değiştiği oluyor. İmamoğlu davasında ise mahkeme heyeti sırayı değiştirmiş ama avukatlara haber vermemişti. Duruşma açılır açılmaz avukatlar bu konuda itirazlarını sıralamaya başladı. İtiraz edenler arasında davanın bir numaralı sanığı Ekrem İmamoğlu da vardı.

İmamoğlu söz almak isteyince Ağır ceza heyeti başkanıyla arasında sözlü bir tartışma oldu. Tartışmanın başında yargıcın İmamoğlu’na “Sen” diye hitap etmesi salondan tepki görünce mahkeme başkanı bu kez salonu boşaltmak, duruşmayı seyircisiz yapmak istedi.

‘Senli benli diyalog’

Mahkemede bir avukat duruşmada hangi sıralamayla savunmaların alacağı bilgisinin kendilerinden önce bir basın organında yer aldığını belirtip buna itiraz etti.

Ekrem İmamoğlu’nun da bu konuda söz almak istemesiyle İmamoğlu ve mahkeme başkanı arasında şu diyalog oldu:

Mahkeme Başkanı: Sorumlu oldukları eylemlere göre gruplandırma yaptık kendi içinde. Sanık Ekrem İmamoğlu’yla ilgili ‘örgüt kuruculuğu’ ve diğer yöneticilerimiz de aynı şekilde. Biz tüm eylemlerden 220/5 hükmü gereği sorumlu olduklarından dolayı onların en son savunmalarını alma yönünde planlama yaptık ve bu şekilde ilerleyeceğiz.

(İmamoğlu’nun söz almak istemesi üzerine) Mahkeme Başkanı: Salondan çıkarmak zorunda kalırız.

İmamoğlu: Söz almak istiyorum.

Mahkeme Başkanı: Tamam ‘söz almak istiyorum’ dedin, ben de söz vermedim şu an.

İmamoğlu: Söz almak istiyorum.

Mahkeme Başkanı: Hayır. Devam edemezsin.

İmamoğlu: Sayın Hâkim, söz almak istiyorum.

Mahkeme Başkanı: Keselim şeyi. Mikrofonu kesin.

İmamoğlu: Sayın Hâkim, söz almak istiyorum. (Alkışlar…) Müsaade edin. Size nasıl bir…

Mahkeme Başkanı: Ekrem Bey, lütfen yerinize geçin. Ekrem Bey lütfen yerinize geçin. Bu şekilde olmaz. Bakın buranın bir düzeni var. Siz burada, söz hakkı vermeden kalkıp gelip kürsüye durup bu şekilde konuşamazsınız.

İmamoğlu: Hâkim Bey, hüküm kurulurken burada mağdur edilen insanların ne şekilde bir savunma yapacağı konusunda fikrini almakla yükümlüsünüz Sayın Hâkim.

Mahkeme Başkanı: Sanık Ekrem İmamoğlu, kendisine söz hakkı verilmesine… Bu şekil, bu sistem yargılamaya devam edemeyiz. Lütfen yerinize geçin.

İmamoğlu: İsterseniz siz, bu süreci çok daha naif, çok daha insanların hakkına hukukuna saygı gösteren bir şekilde devam ettirirsiniz…

Mahkeme Başkanı: Biz de o şekilde devam edeceğiz zaten. Bunları daha yargılamaya başlamadan bakın…

İmamoğlu: Ne avukatları dinlediniz…

Mahkeme Başkanı: Talepleri alacağım. Daha talepleri alma aşamasına geçmedim.

İmamoğlu: Hâkim Bey, Hâkim Bey… Avukatlarımızın…

Mahkeme Başkanı: Sanık Ekrem İmamoğlu, lütfen yerinize geçin. Ekrem Bey yerinize geçin. Sanık Ekrem İmamoğlu, kendisine söz hakkı verilmemesine rağmen, kendisine söz hakkı verilmemesine rağmen kürsüye gelerek…

İmamoğlu: Şimdi son cümlemi söylüyorum…

Mahkeme Başkanı: Kendisi defaatle uyarılmasına rağmen…

İmamoğlu: Ekranın arkasına gizlenmeyin…

Mahkeme Başkanı: Ekranın arkasına gizlendiğim yok. Mikrofon, mikrofon gelmiyor, o nedenle buradayım. Bizim gizlendiğimiz bir durum yok Ekrem Bey.

İmamoğlu: Lütfen iyi idrak edelim…

Mahkeme Başkanı: Defaatle uyarılmasına rağmen, konuşmaya devam etti. Kendisine yerine geçilmesi söylenmesine rağmen…

İmamoğlu: İnsanların kendini savunma düzenine dair, burada üç bin yıla yakın yargılama yapılırken, hakkımızı hukukumuzun ne şekilde ifade edileceğini dinleyerek karar verilmesini talep ediyoruz. Saygılı davranın. Yüce Türk yargısına ve Türk milletine saygılı davranın. Olur mu böyle şey. Ben yine söz alacağım…

Mahkeme Başkanı: Sanık Ekrem İmamoğlu, yerinize geçin. Şu an yaptığınız heyete saygısızlık. Yerinize geçin. Komutanım, komutanım beklemeyelim. İzleyici bölümünü boşaltalım. İzleyici bölümü boşaltıldıktan sonra sayın avukatım söz hakkı vereceğim. Geleceğim, dinleyeceğim. Salonu boşaltalım. İzleyici bölümü boşaldıktan sonra söz hakkı vereceğim. Israrla bu şekilde bakın, bu şekilde yargılama yapılmaz.

İmamoğlu: (Bağırarak) Sen yargılamaya gelmedin buraya. Öyle kaçarak çıkamazsın. Kaçarak çıkamazsın. Sen yargılamaya gelmedin.

Bu diyaloğun ardından mahkeme başkanı salonun boşaltılmasını istedi ve duruşmaya daha başlamadan ara verdi. Ancak duruşmaya verilen ara sırasında CHP’li milletvekilleri mahkeme heyetiyle görüştü, bundan sonra CHP’lilerin ve ailelerin salonda kalmasına izin verildi.

 Özgür Özel duruşmada neler yaşandığını anlattı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel İBB davasının ilk duruşmasınn başlangıcında neler yaşandığını anlattı. Mahkeme başkanına tepki gösteren Özel “Bir suçluluğun telaşı, aldığı talimatları uygulama, aklınca Ekrem Başkan’la senli benli konuşarak itibarsızlaştırma. Buna ne avukatlar izin verir, ne aileler izin verir! Salonu germeye çalışan bir hakim var” dedi.

“Bugün başladı. Bu kadar önemli bir duruşma” diyen Özel yaşananları şöyle anlattı:

“Normalde tamamen tutuksuz yargılanmanın olması gereken bir noktada 1 yıldır içeride tuttukları insanlar ve avukat söz istiyor, avukata söz vermiyor.  Sayın Ekrem İmamoğlu söz istiyor ve söz vermiyor. 2 bin 430 yıl ceza istiyor, Ekrem İmamoğlu’na dönüp ‘Sanık Ekrem’ diye sesleniyor, buna salon ses verince bu sefer dönüp ‘Ekrem Bey, siz’ demeye başlıyor. İlk başta onlarca kez senli benli ve güya itibarsızlaştırmaya yönelik birtakım davranışlar. Sonra bir avukat güç bela sesini duyurdu ve dedi ki ‘Şu an verdiğiniz liste var, haftalardır kaleminize bu sıralamayı soruyoruz, buna cevap verin. Dün bunu Yeni Şafak yayınladı’ dedi. ‘Avukatlara verilmeyeni yandaş bir gazeteye nasıl sızdırıyorsunuz’ dedi. Buradan sonra kimyası bozuldu hakimin, ‘Salonu boşaltın’ dedi.

Emirle, talimatla iktidarın gazetesine iktidarın hakimlerinin haber sızdırdığı bir şeyde suçüstü yakalandı. Salonun psikolojik olarak kontrolünü kaybetti. Ve demek ki aklında baştan beri olan bir şey; ‘Salonu boşaltın’ dedi. Milletvekilleri ve aileler olarak salonu boşaltmıyoruz. Çıkmayacağız. Ağzından çıkan son söz ‘Salonu boşaltın’ olduğu için biz buradan çıkarsak aileleri de, bu doğru bir şey olmaz.

Bunun dışında usulüne göre ara verse zaten herkes çıkacak, dışarıda basın mensupları bekliyor, aileler bekliyor. Bir suçluluğun telaşı, aldığı talimatları uygulama, aklınca Ekrem Başkan’la senli benli konuşarak itibarsızlaştırma. Buna ne avukatlar izin verir, ne aileler izin verir! Salonu germeye çalışan bir hakim var, sükunetini korumaya çalışan aileler var.

15,5 milyon kişinin cumhurbaşkanı adayı olarak göstermiş birisini içeri koymaları, 35 yıllık diplomayı iptal edip Türkiye’de serbest bir seçimden korktuklarını dünyaya ilan etmeleri yetmezmiş gibi; bir yargılamayı bile yapamadıklarını, yargılamayı bizzat hakimin provoke ettiğini bütün salon görüyor. Bu salon niye boşalsın, bir senedir insanlar bugünü bekliyorlar.”

Öğleden sonra redd-i hakim fırtınası

CHP’lilerle mahkeme heyetinin görüşmesinin ardından karar verildiği üzere duruşmanın öğleden sonraki bölümü yarım saat gecikmeyle saat 14.00’te başladı. Verilen aranın ardından tutuklu sanıklar yeniden salona alınmaya başlandı.

İmamoğlu bir kez daha salona getirildi. İmamoğlu’nun salona girmesiyle izleyiciler “Seninle gurur duyuyoruz” diye bağırdı. İmamoğlu seyircilere doğru Yavuz Oğhan’ın ‘Millete Emanet’ kitabını havaya kaldırdı.

Bu arada Aziz İhsan Aktaş jandarma eşliğinde mahkeme salonuna geldi. Aktaş, dosyada tutuksuz yargılanmasına rağmen tutuklu sanıkların bulunduğu yere özel korumasıyla oturtuldu.

Duruşmaya avukatların taleplerinin dinlenmesiyle başladı. İmamoğlu’nun avukatlarından Hasan Fehmi Demir söz aldı. Silivri’de duruşmanın yapılmasını eleştiren Demir heyete “Çağlayan’dan 100 kilometre uzaktayız. Makam araçlarını bırakın bizimle birlikte ana kapıdan çıkın. Ne yaşadığımızı görün” dedi.

Demir, Ergenekon ve Balyoz davalarına da atıfta bulundu. “2008’de burada yargılamalara başlandı. Bugün tarihten ders almayarak daha büyük salonlar inşa etme peşindeler” dedi.

Demir, İmamoğlu’nun siyasi hayatına da vurgu yaparak 2024 yerel seçimlerinde İmamoğlu’nun 4 milyon 432 bin oyla seçildiğini ve son olarak yapılan parti içi seçimde de 15 milyondan fazla oy aldığını ifade etti.

Ekrem İmamoğlu ve Mehmet Pehlivan’ın avukatları Hasan Fehmi Demir ve Fikret İlkiz, mahkeme heyetinin tarafsızlığını yitirdiği gerekçesiyle reddi hâkim talebinde bulundu.

Uluslararası Af Örgütü’nden açıklama: ‘Türkiye bu büyük adaletsizliğe son vermeli’

Uluslararası Af Örgütü Avrupa Bölgesel Direktör Yardımcısı Dinushika Dissanayake, davanın ilk duruşmasından önce yaptığı açıklamada dava kapsamında hazırlanan iddianamenin binlerce sayfayı bulduğuna ve bu durumun sanıklar ile avukatlarının etkin savunma yapmasını zorlaştırdığına işaret etti.

Dissanayake’in açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Neredeyse bir yıldır tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu, yaklaşık 4 bin sayfalık iddianamede yer verilen ve mahkûm edilirse en az 2 bin 300 yıl gibi akıl dışı bir hapis cezası alacağı 142 suçtan oluşan absürt bir dizi suçlamayla sanık kürsüsüne çıkacak. Neredeyse tamamen gizli tanık ifadelerine dayanan bu siyasi güdümlü dava, uluslararası adil yargılama ve hukukun üstünlüğü ilkeleri açısından ciddi sorunlarla doludur. Sanıkların ve avukatlarının etkin savunma yapmalarının hemen hemen olanaksız hale getirildiği bu toplu davada yüz binlerce sayfalık kanıt sunuldu. Bu dava, hükümetin siyasi muhaliflerini sindirmeye ve ülke çapında eleştirel görüşleri susturmaya yönelik bir girişimin tüm izlerini taşımaktadır.

Dissanayake, sözlerinin devamında şu vurguları yaptı:

“Bu toplu yargılama, Türkiye’de bağımsızlığı artık neredeyse tamamen ortadan kaldırılmış adalet sisteminin kaygı verici bir şekilde araçsallaştırılmasının en uç örneğidir. Türkiye yetkilileri bu büyük adaletsizliğe son vermeli, hukukun üstünlüğüne bağlı kalmalı ve ülkedeki herkesin insan haklarını korumalıdır.”

Avrupa Demokratlar Partisi’nden de tepki var

Avrupa Demokratlar Partisi de (European Democrats) sosyal medya hesabından İBB davasına ilişkin bir paylaşım yapıldı.

Partinin resmi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda İmamoğlu’nun “gerçek suçunun” kamuoyu yoklamalarında önde görünmesi olduğu savunuldu ve şu ifadelere yer verildi:

’’Bugün İstanbul’da, aralarında kentin belediye başkanı ve Türk muhalefetinin önde gelen isimlerinden Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 402 sanığın yargılandığı davanın duruşması başlıyor. 3 bin 900 sayfalık iddianame, avukatlar ve gazeteciler üzerindeki ağır kısıtlamalar ve gösteri yasağıyla birlikte değerlendirildiğinde, İmamoğlu’nun asıl ‘suçunun’ anketlerde önde gitmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı demokratik bir alternatif oluşturması olduğu görülüyor. Adalet siyasi bir silaha dönüştüğünde, demokrasinin kendisi de ortadan kaldırılmaya başlanır.’’