92'si tutuklu, beşi müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı davanın 19. duruşmasında İSTTELKOM AŞ Genel Müdürü tutuklu sanık Melih Geçek'in çapraz sorgusu yapıldı.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki salonda yapılan duruşma dün savunması alınan Geçek’e yöneltilen bazı sorularla başladı.

Tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu bu sırada söz alarak duruşmada diyalog kurulmasının şeffaflığı büyüttüğünü ve sorular sorulmasının mahkemeye de faydası olduğunu düşündüğünü söyledi.

Bu iddianame içinde hakikati aramanın bir yanıyla çok kolay, bir yanıyla çok zor olduğunu belirten İmamoğlu şunları kaydetti:

“İddianame içinde olan biteni sizlerin açıklamalarından sonra daha iyi idrak ediyoruz. İddia makamının bir kurgu üzerinden senaryo yazıp sonra o senaryoyu yerleştirmek için insanları köşe başlarına oturtmak gibi bir yol ve yöntemle arayış içinde olması bugün hicap duyulacak bir duruşmayla, mahkemeyle, İBB davasıyla ya da İmamoğlu davasıyla bizi buluşturdu. Ama ben yine de hem sayın başkan ve heyetin hem de burada bizi izleyen herkesin huzurunda bazı konularda karşılıklı teyitleşmeyi önemli buluyorum.”

İmamoğlu, Geçek’e “Bu kadar yakın, siyasi bir yoldaşlık geçmişimiz olmasına rağmen bir telkinim, zorlamam, baskım, ‘Melih Geçek olacak.’ diye bir şey duydunuz mu veya böyle bir şey hissettiniz mi?” sorusunu yöneltti.

Geçek bu soruyu “Başkanım asla duymadım. Hatta sizin bir sözünüz var 2019 başında. Burada söylemekten de çekinmiyorum. ‘Kimse bana, ben ne olacağım diye gelmesin’ dediniz. Biz de o yüzden sizi bu konuda hiç rahatsız etmedik. Sizinle de bu süreçteki tek temasımız göreve başlamadan bir gün önce fotoğraf çektirdiğimiz, ‘Hayırlı olsun’ dediğiniz beş dakikalık görüşmeydi, o kadar” diye cevapladı.

İmamoğlu “özel vasıflı üye” kavramının ne ifade ettiğini bir tek iddia makamının bildiğini dile getirerek “Biz bilmiyoruz. Bizim dünyamızda özel vasıflı üye yok, 86 milyon insanın eşitliği var. Bizim ruhumuzda 16 milyon insanın eşitliği var. 100 bin kişilik İBB kadrosunun eşitliği var. Hiç kimseyi birbirinden ayırmadığımızın işareti olması açısından ifade ediyorum” diye konuştu.

Geçek, İmamoğlu’nun “Gayrimeşru, hukuka uygun olmayan, direkt ya da dolaylı bir talimatım size geldi mi?” sorusuna ise “Asla olmadı” yanıtını verdi.

Soruşturma kapsamında düzenlenen bir operasyonda bulunan cep telefonunu 25 seneden uzun süredir kullandığını belirten İmamoğlu’nun “Cep telefonunun incelenmesi bir yılı aşkın bir süre sürer mi? Hala tek bir kelimenin bile mahkeme başkanının ve mahkeme heyetinin önüne gelmemesini nasıl yorumlayabilirsin” sorusu üzerine Geçek “Başkanım ben ekleri inceledim. Açıkçası bu telefonla ilgili bir inceleme kaydı tutanağı bulamadım, göremedim ya da çok fazla ek var” dedi.

Ardından İmamoğlu “Bakınız sayın başkan, sayın heyet, cep telefonum yüzünden bir insanın karakteriyle oynanmıştır. Yalan ifadeler kurgulanmıştır. Bu ifade yüzünden o insanın şahsiyeti, geçmişi, geleceği zarara uğramıştır. Bunu yöntem olarak belirleyen iddia makamını bir kez daha kınıyorum. Gerçekten bu yanlış bir durumdur, yanlış bir bakıştır ve benim cep telefonumun hala bu şekilde gündemde kalmasını sonlandırmanız gerektiğini düşünüyorum. Ben size bu konuda bir yük atfetmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu: Hüseyin Gün’ü bir toplantıdan dolayı tanıdığını söyledin. Onun dışında bir münasebetin, bir tanışıklığın benimle ilgili bir diyaloğuyla alakalı bir duyumun… Olsa uyarırdın ama duyumun oldu mu? Bu kişiyle bir cep telefonuyla konuşman oldu mu? Bir diyaloğun, bir mesajlaşman, bir yerde karşılaşman oldu mu? Kaldı ki yanlış hatırlamıyorsam o toplantı 2019 seçimlerinden sonra bir toplantı… Casusluk davasından da yargılandığı için oradan da biliyorum. Bunun dışında bir münasebetin oldu mu?

Geçek: Olmadı başkanım. Zaten dediğim gibi biz notunu da vermiştik. Bir daha da… Adam kendi tadını almış… Belki de toplantıda kartvizitini bile vermedim, hatırlamıyorum zaten savunmasında belirtmiş zaten. Ama kendisi de diyor hani Hüseyin Gün de diyor…

‘Buradan suç isnadı çıkartmaya çalışan zihniyet kötü bir zihniyettir’

İmamoğlu: Buradan suç isnadı çıkartmaya çalışan zihniyet kötü bir zihniyettir. Bunun altını çizmek istiyorum tekrar. Hiçbirimizin tanımadığı Hüseyin Gün’ü bu şablonda benim altıma bir örgüt yöneticisi koyup buradan suç örgütü çıkartmak da bir kere daha bu iddianamenin çöp değil, çöpün içinde çürümüş bir çöp olduğunun da beyanıdır.

Necati Özkan: Hem casusluk davası hem de Eylem 13’te aynı konular olduğu için birebir orada benim dikkatimi çekmeyen, bakmadığım Hüseyin Gün ile ilgili bir detay anlattı bana Melih Bey. Hüseyin Gün ve annesi arasında geçen bir bahçe konusu. Bunu biraz açar mısınız?

Geçek: Aslında bu ekte bu sohbet varken Hüseyin Gün nasıl bir örgüt üyesi ve bir yönetici de nasıl böyle bir örgüt de var denilebiliyor, anlamak mümkün değil.

Okumamış olabilirsiniz, çok 250 sayfa iddianamesi var. Zaman buldum okudum…. Şöyle diyor: Necati Bey Fatih Altaylı’ya çıkmış. Annesi yazıyor; “Neco Fatih Altaylı’ya çıktı. Benim bahçe işimi konuştun mu?” diyor. Sarıyer’de anladığım kadarıyla bir bahçesi var, bahçesiyle de ilgili bir sorunu var, onu çözmek istiyor.

Diyor ki Hüseyin Gün de, “Yok” diyor, “Daha diyor içeri bir gireyim” diyor. “Altın vuruş yapacağız” diyor. Hem programı satıcağım hem de “Senin bahçe işini çözeceğim” diyor. Bu adam pazarlamacı, çantacı, kadına da “Senin bahçe işini çözeceğim” diyor. Ve bu adam bizim yöneticimiz! Bütün seçim kampanyasını yönetmiş, bize de yönetici olmuş. Bir de beraber casusluk yapıcaz. Fıkra gibi! Ben yazmadım bunları, kendi yazışmaları.

‘Hüseyin Gün’ konusu nedir?

24 Ekim’de İstanbul başsavcılığı İmamoğlu, TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ve İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan  hakkında ‘casusluk’ soruşturması açılmıştı.

Başsavcılık 4 Temmuz’da ‘casusluk’ suçlamasıyla tutuklanan Hüseyin Gün’e ait dijital materyallerin incelendiğini bildirmiş, Gün’ün dijital materyallerinde sivil kişilerin ya da şirketlerin temin etmesinin mümkün olmayacağı askeri mühimmat ve silahlara ait fotoğraflara rastlandığı öne sürülmüştü.

Yanardağ sabah gözaltına alınmış, aynı günün akşamı TELE1’e Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nca (TMSF) kayyım atanmıştı. Dün (25 Ekim) de Yanardağ’ın gözaltı süresi 24 saat uzatılmıştı.

Hüseyin Gün etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebiyle verdiği ifadesinde ‘Piiq’ isimli bir firması olduğunu, bu şirkette eskiden ABD İstihbarat Servisi’nde çalışan Aaron isimli bir ortakla çalıştığını ve ‘İmamoğlu’nun seçim kampanyasına destek’ olduğunu iddia etmişti.

İddianameden

İddianamede yer alan ‘örgüt şeması’nda, İmamoğlu’nun ‘örgüt elebaşı’, tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş’le Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ve firari sanık Murat Gülibrahimoğlu’nun da ‘örgüt yöneticisi’ öne sürülüyor.

Şemada 10 kişinin İmamoğlu’na doğrudan bağlı olduğu ileri sürülüyor. ‘Örgüt üyeleri’nden 77’sinin Keleş’e, 35’inin Ongun’a, sekizinin Yıldız’a, yedisinin Gün’e, altısının Gülibrahimoğlu’na ve altısının da Soytekin’e bağlı olduğu gösteriliyor.

Geçek’in çapraz sorgusunun tamamlanmasının ardından avukatının beyanı alındı.