414 ismin yargılandığı İBB davasının 21. oturumunda savunma yapan KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt "Haftada bir denetime geliyorlardı. Şirketin verdiği kiralık aracı bile sordular ama buldukları tek şey benden önceki dönemlere ilişkin oldu"dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da sanığı olduğu İBB Davasının 21’inci duruşmasına savunmalarla devam edildi.

Pazartesi günü yapılan oturumda İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Danışmanı Necati Özkan savunma yapmış,  duruşmaya Ekrem İmamoğlu ile mahkeme başkanının arasında geçen diyalog damga vurmuştu. İmamoğlu kendisine “Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz” diyen savcıyı hatırlatarak “Tehdit edildim; bir işlem yapacak mısınız?” diye sormuş; mahkeme başkanı ise “Alacağımız bir tedbir yok” yanıtını vermişti. Bunun ardından İmamoğlu “Tedbiri ben alacağım” demişti. 

Salı günkü duruşmada savunma yapan ve 27, 28 ve 30.eylemlere ilişkin suçlanan KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt’un savunmasından öne çıkanlar şöyle:

“TOKİ’de çalışırken İstanbul’daki bazı önemli projelerle birlikte Kanal İstanbul’un ilk planlarını yıllar önce gören 4-5 kişiden biriydim. İlk hali 377 milyon metrekareydi. Buna karşın ne ben ne ailem ordan tek bir emlak almadık. Buna meslek yaşamımda özellikle dikkat ettim.

Ekspertiz fiyatının altına gayrimenkul sattığı iddiasıyla yargılanan biri olarak, 9 kere müzayede ile gayrimenkul satmış biriyim. Bunun tarihte örneği yok.

Biz göreve geldiğimizde ihaleye bile giremeyen KİPTAŞ, şu an Türkiye’nin en büyük 11. inşaat şirketi. Bunu kamudan ihale bile alamadan yaptık.

Şu anda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yürüttüğü Yarısı Bizden kampanyası, KİPTAŞ olarak uyguladığımız İstanbul Yenileniyor kampanyasının birebir aynısı. Tek fark onlar kamu bankalarından kredi kullanabiliyor, KİPTAŞ kullanamıyor.”

Kurt suçlandığı eylemlere geçmeden önce KİPTAŞ’a yapılan denetimlere ilişkin de konuştu:

“Ben TOKİ’de çalıştığımda TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar’dı. Sonra bakan oldu, denetimler onun döneminde başladı. Sayın Cumhurbaşkanı o zaman Başbakandı; biz direkt Başbakanlığa bağlıyız. Yani benim imzamın ardından 2-3 imza ve TOKİ Başkanı’ndan sonra Başbakan imzalıyor. İnanılmaz operasyonel bir gücümüz var, yetkimiz var. Ama İstanbul’da KİPTAŞ kadar yetkili değildik. Gaziosmanpaşa’da Avrupa Konutları benim TOKİ’de yaptığım ilk imar uygulaması işiydi. Hazineden binbir güçlükle devraldım; arka planını anlatsam ‘devlet içinde devlet’ olduğunu anlarsınız.

Geldiğimden beri Sayıştay ile akraba olduk. Haftada bir denetime geliyorlardı. Şirketin verdiği kiralık aracı bile sordular ama buldukları tek şey benden önceki dönemlere ilişkin oldu. Bunlar bir yana, Ekrem İmamoğlu’nun denetim mekanizması hepsinden daha katı.”

İddianameye yönelik de eleştirilerde bulunan Kurt ayrıca şöyle konuştu:

“İddianamedeki konuların hiçbiri bana kollukta ve savcılıkta sorulmadı. Kollukta 11 saat ifade verdim, bunlar sorulsaydı anında çürütürdüm ve beni tutuklayamazlardı.İddianamede usul hataları da var, ben memur değilim ama irtikap suçuyla suçlanıyorum ki irtikap diye bir eylem zaten yok.

Gözaltına alındığımdan beri maaşım yatmıyor çünkü sigortalı personelim İş Kanunu’na göre; sigortam yatmıyor. Yani ciddi şekilde mağdur edildim. Hakkımda bir tek olumsuz MASAK raporu yok Sayın Başkan. Ama ben tutuklanmadan 20 gün önce tüm mal varlıklarıma el kondu. Ben bir holding yöneticisi değilim; iki hesabım var: Biri maaş hesabım, biri de birikim hesabım. 20 yıldır belki aynı hesapları kullanıyorum. Sadece bankadan hesap dökümü isteseniz hiçbir şey olmadığını görürsünüz ki zaten MASAK bir şey bulamamış; yok çünkü. Ama kanuna aykırı bir şekilde mallarım şu anda, hesaplarım bloke. Kanun ne diyor; varsa bir şey 3 ay içerisinde devam edersin, en fazla 2 ay uzatırsın; bir yıl oldu. Ve ben kendi kendine yetebilen bir insanken dostlarıma muhtaç hale getirildim; yaşam hakkım elimden alındı tutukluluk süresince.”

KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt savunmasını yaparken Heyet Başkanıyla etkin pişmanlıkçı Ertan Yıldız hakkında bir diyalog gelişti:  

Ali Kurt: “Başkanım Ertan Yıldız’la hiç tanıştınız mı karşılaştınız mı?”

Heyet Başkanı: “İkinci celsede dinleyeceğiz”

Ali Kurt: “Zorla getirme kararı vermeniz lazım kaçar o”

Bu sözler üzerine salonda gülüşmeler oldu.

Ali Kurt: “Ertan Yıldız ‘KİPTAŞ ile Ekrem başkan özel ilgileniyordu ben hiç ilgilenmedim’ diyor. Kardeşim sen yıllardır KİPTAŞ’ın yönetim kurulu başkanısın. İnsan imza yetkisi olan kurumda ne olup bittiğini bilmez mi? İlk verdiği ifadede beni suçlamıyor bile. Ertan Yıldız çok rahat yalan söyleyebilen biri. Onu ciddiye alırsanız bu iddianamenin içinden çıkamazsınız.

Bana Ertan Yıldız’ın ve Adem Soytekin’in ismini vermem söylendi, verseydim bugün burda olmazdım ama vermedim. Adem Soytekin’le bir sorunum yok. Allah herkese böyle etkin pişmanlıkçı nasip etsin çünkü iddiaları çok abartılı.”

Salonu güldüren çıkış

Daha önce savunma yapan Esma Bayrak’a soru yönelten avukatlardan biri uzunca bir betimlemeden sonra “suç örgütü mü var cumhurbaşkanı adayı mı” diye sordu. 

Esma Bayrak “örgüt yok” diye yanıt verdi.

Bunun üzerine heyet başkanı “sorunun başını hatırlıyor musunuz? sadece son kısmı sorsanız olmaz mıydı” dedi.

Bu tepki üzerine salondakiler gülmeye başladı.

Ongun, Bayrak’a sorulmayanları sordu

Bayrak’ın savunmasının ardından Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, mahkemede Bayrak’a yönelttiği sorularla özellikle Eylem 13 kapsamındaki bazı iddiaların mahkeme tarafından yeterince sorulmadığını savundu.

Söz konusu eylem kapsamında, bir haftadır dinlenen sanıkların ortak çizgide olduğunu vurgulayan Ongun, “14 tutuklu sanık da ‘burada suç yok’ dedi ve beyanları birbirini tamamladı” ifadelerini kullandı.

Soruşturma sürecinde ve iddianamede yer alan bazı ağır suçlamaların duruşmada sorulmadığının altını çizen Ongun, “Tıpkı Cambridge Analytica olayı gibi seçmen davranışlarını manipüle ettiğimiz iddia ediliyor ama mahkemede ‘nedir bu Cambridge Analytica?’ diye hiçbir soru sorulmadı” diyen Ongun, aynı şekilde belediye iştirakleri üzerinden kurduğum öne sürülen sistemlere dair de kendisine veya diğer sanıklara hiç soru yöneltilmediğini söyledi.

Soruşturma sürecinde medyada geniş biçimde yer alan ve iddianamede de bulunan ses kaydı çözümlemesine de değinen Ongun, “Konuşmaların %94’ünü yapan kişi X isimli kişi. Burada konuşmaların çoğu, CHP’li bir arkadaşımız tarafından yapılıyor. Savcılık burada ilk kez CHP’li bir isme pozitif ayrıcalık yapmış. Benden daha çok konuşanlar burada değil ama ben buradayım” diye konuştu.

Ongun’un Bayrak’a yönelttiği son soru ise ses kaydının dava konusu uygulamalarla bağlantısı üzerine oldu. Bayrak, “Ses kaydında İstanbul Senin’den hiç bahsedilmiyor. Konu tamamen reklamcılık teknolojisi” diyerek doğrudan ilişkiyi reddetti. Söz konusu sistemin Adform olduğunu belirten Bayrak, “İstanbul Senin uygulamasında bulunmamaktadır ama kullanımı yasaldır” dedi.

Dijital reklamcı Esma Bayrak, Eylem 13 (Kişisel Verileri Başkasına Verme, Yayma veya Ele Geçirme iddiası), Eylem 30 (Kamu Kurum Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık iddiası) ve Eylem 68 (İhaleve Fesat Karıştırma, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık iddiası) kapsamında hakkındaki suçlamalara ilişkin savunma yaptı. 

Bayrak 13 numaralı eyleme, etkin pişman Erol Naim Özgüner’in ifadesi üzerine dahil edildiğini aktardı:

“‘İstanbul Hanem’ uygulamasını hiç duymamıştım. İddianamede öğrendim. ‘İstanbul Senin’ uygulamasının hiçbir teknik aşamasında da yer almadım. Geçtiğimiz hafta da bu eylemle suçlanan bütün sanıklar ve avukatlarından dinledik. Burada GTM kodunun sadece web sitelerinde çalıştığının ve ‘İstanbul Senin’ uygulamasında yer almadığı konusunun netleştiğini düşünüyorum.”

Bayrak, GTM sisteminin nasıl çalıştığına ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“Başkanım, bu kodlar web sitesinin ön yüzüne eklenir, arka taraftaki veri tabanına erişmesi imkansızdır. Bu sistemi kurduğumuzda raporlama araçlarında demografik yapıyla ilgili veriler görürsünüz. Herhangi bir yerden veri çekebildiği için değil, kendi algoritmalarıyla elde ettikleri veriyi sunuyor. Google, Meta, TikTok, Twitter; hiç fark etmez, reklam aracı olsun, raporlama aracı olsun, bunlar aslında birbirlerinin rakibidir. Bunlar kendi algoritmalarıyla elde ettikleri verileri kimseye vermezler, ki zaten var oluş amaçlarına terstir. Bunlar aslında günahını bile vermezler.

Bu yüzden zaten ‘İstanbul Senin’ uygulamasında Google Etiket Yöneticisi (GTM) yok. Ancak o gördüğünüz maillerdeki Google Etiket Yöneticisi’ne neyi entegre ederseniz edin, zaten kişisel veriye erişemez; teknik olarak bu mümkün değildir. Üstelik teknik olarak böyle bir veriyi indirebileceğiniz bir araç da yoktur.

Böyle bir iş sürecini de açıkçası Ağır Ceza Mahkemesinde bir gün anlatacağım hiç aklıma gelmezdi. Bunu doğal olarak maille yaparım ve de ilgilileri de CC’ye eklerim. Başkanım, Erol Bey’in bu arada hani mailler, gönderdiği mailler de bu çerçevede attık ve hiçbirinin ‘İstanbul Senin’ ile ilgisi yok.”

Eylem 68 kapsamında ise ajansının sadece bir ihaleye dahil edilmesi nedeniyle suçlandığını söyleyen Bayrak, savunmasına şu sözlerle devam etti:

“Bir ihale ama sadece bir ihale aldığım için eklenmişim. Üstelik katılanlardan hiçbiriyle de daha önce bir iş yapmamışım. Ben bu ihaleye katıldığım hiçbir firmayla bir çözüm ortaklığına da gitmemişim, iki tanesiyle hiç yarışmamışım bile. Yani iddianamede sadece bir ihale kazanabildiğim görmezden gelinip, biri kalkmış ‘ajans şunu yönetiyor’, biri başkasından duymuş ‘aslında bunun’ diyor. Yani bildiğiniz dedikodu, iftira. ‘Şirket şunun, şirket şunu yönetiyor’ gibi birbirleriyle çelişen ithamları atanların, beni tanımadıkları ya da sektörden bilmediklerini düşünüyorum.

İBB’de yönetim değiştikten sonra ilk defa İBB’ye iş yapan bütün ajansları ‘kesin birinin bir şeyidir’ mantığıyla bir torbaya doldurmuşlar. Ama öyle değil. Mevcut İBB yönetimiyle öyle bir ilişkim olmadığına ilişkin size çok basit bir örnek vereceğim: Bundan iki yıl önce ben Kariyer İBB Zirvesi’nin reklamlarını yayına aldım ve hâlâ ödememi alamadım. Ki Kariyer İBB Zirvesi’nin reklamlarını yayına aldığımı, buradaki yöneticiler bile bilmiyordur. Bunu yine bir ajansa ajans hizmeti olarak verdim ki hiçbir tanımaz ve ben hâlâ ödememi alamadım. Savcılığın iddia ettiği gibi bir ilişkim olsa ya ben bu ödemeyi alamaz mıydım?”

Son olarak Eylem 30’da kendisine yöneltilen iddialara yanıt veren Bayrak, “Eylem 30’a kız kardeşimin KİPTAŞ’tan ev almasıyla dahil edilmişim. Eylemdeki şikayetçinin ifadesiyle okuyorum, ‘2021 itibarıyla satış vaadi sözleşmesiyle vatandaşlardan para toplamaya başladılar.’ İşte o vatandaşlardan biri de benim kız kardeşim. Ben zaten lansman aşamasında bu projeden reklamcı olarak haberdardım. Linkini gönderdim, ‘Klasiktir kardeşim, hani toprak bölge sonrasında değerlenir, KİPTAŞ yapıyor sağlam olur’ diyerek ben kardeşime önerdim. Kardeşim de tamamen kendi parasıyla aldı. 

Yine aynı eylemde etkin pişmanlık ifadesi veren Adem Soytekin’in beyanlarında bu daireler kimlere satılmış? ‘CHP üyeleri’ demiş, değilim. ‘CHP’li belediye çalışanları’ demiş, değilim. ‘KİPTAŞ çalışanları’ demiş, değilim. ‘Siyasi manada özgül ağırlığı olan ve etkin kişiler’ demiş, değilim. Yani CHP üyesi bile olmayan benim CHP’de özgül ağırlığım olabilir mi? Ve dairelerin kurultay sürecinde etkili olan isimlere verildiğini söylemiş. Yani benim CHP’de karşılığı olmayan biri olarak 2021’de kız kardeşimin ev almasıyla 2023’teki kurultayı nasıl etkilemiş olabilirim?

‘Örgüt üyeliği’ gibi ağır bir suçla, sadece ve sadece iki kişinin soyut beyanıyla dosyaya eklenmişim. Esasında savcılığın, iddia sahibine ‘Elinizde bunu gösteren bir delil var mı?’ diye sorması gerekirdi; ancak şimdi benden aksini ispat etmem bekleniyor.”