Sivil toplum ve insan hakları aktivisti Osman Kavala, ikinci başvurusunda da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden önceki ihlal kararlarıyla aynı doğrultuda bir karar beklediğini söyledi.
Gezi davasında ‘hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçlamasıyla ağırlaştırılmış Kavala, AİHM’in ihlal kararına rağmen 3 bin 68 gündür hapiste tutuluyor.
Kavala’nın yeni başvurusu üzerine dün AİHM Büyük Daire yine toplandı. Hükümet temsilcilerinin de katıldığı duruşmada taraflara 15 gün ek süre verildi. Hem Kavala hem hükümet bu süre içinde ek görüşlerini sunabilecek. Kararın da yaklaşık üç ay içinde açıklanması bekleniyor.
Avukatı aracılığıyla açıklama yapan Kavala önceki ihlal kararlarıyla aynı doğrultuda bir karar beklediğini söyledi:
“Önceki gün, 25 Mart’ta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ikinci başvurumla ilgili düzenlediği duruşmada avukatlarım ve hükümet temsilcileri görüşlerini sözlü olarak aktardılar. Mahkeme kararını bir süre sonra açıklayacak.
AİHM 2019 yılında tutuklanmamla ilgili aldığı kararda suç işlediğimi gösteren delil olmadan tutuklanmış olmamın bir hak ihlali olduğuna, serbest bırakılmam gerektiğine hükmetmişti.
2022 yılındaki kararında ise Türkiye’nin ilk kararın gereklerini yerine getirmemiş olduğu tespitini yapmış, herhangi bir değişiklik olmadan, suç işlediğime işaret etmeyen aynı deliller kullanılarak farklı bir suçlamayla tutukluluğumun devam ettirilmesini ‘hukukun etrafında dolanmak’ olarak nitelemişti.
Aynı doğrultuda olacağına inandığım AİHM’in yeni kararı verilen hükmü ve hükmün onanması süreçlerini de kapsayacak.
‘Doğru deliller olmadan özgür yaşama hakkı kısıtlanamaz’
AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulması, son Meclis Komisyonu raporunda da güçlü biçimde vurgulandığı gibi anayasal zorunluluk.
Ancak daha önemlisi, bu kararlarda ifade bulan temel hukuk ilkesinin tam anlamıyla benimsenmesi ve buna mutlak şekilde riayet edilmesi.
Suç işlendiğini gösteren güvenilir nitelikte doğru deliller olmadan özgür yaşama hakkı kısıtlanamaz.”
Yargıtay, 28 Eylül 2023’te Kavala’ya verilen cezayı onamıştı.
Kavala ikinci başvurusunda adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, mahkemenin bağımsız ve tarafsız davranmadığını, savunma haklarının kısıtlandığını ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, cezanın kanunilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğunu kaydetmişti.
