TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Meclis'te kurulan komisyonun ortak raporunu “son derece olumlu ve yapıcı” diye niteledi. Yasal düzenlemeler için “Ramazan sonrasını” işaret etti.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Meclis’te kurulan süreç komisyonun ortak raporunu “son derece olumlu ve yapıcı” diye niteledi. Yasal düzenlemeler için “Ramazan sonrasını” işaret eden Kurtulmuş, AİHM ve AYM kararlarının eksiksiz uygulanmasına dair bölüm için “Türkiye, AİHM kararlarını en yüksek uygulayan ülkelerden biri” dedi. Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacını olduğunu söyleyen Kurtulmuş “Yani Türkiye siyasetinin aslında üzerinde konuşmadan ittifak ettiği hususlardan birisi de 12 Eylül darbe anayasasının artık Türkiye için geçerli olmadığı, yeterli olmadığıdır” ifadelerini kullandı.21.02.2026 13:05Giriş: 21.02.2026 13:05Güncelleme: 21.02.2026 13:44Kaynak:

TBMM Başkanı İstanbul’daki Filizi Köşk’te medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle iftarda bir araya geldi. Meclis komisyonunun hazırladığı ortak raporun tamamlandığını belirterek bundan sonraki aşamanın yasal düzenlemeler olduğunu söyledi.

Kurtulmuş komisyonun 5 Ağustos’tan bu yana 21 toplantı yaptığını hatırlatarak “Son derece olumlu, son derece zor olmakla birlikte yapıcı bir süreci geride bıraktık” dedi.

“Bu rapor tabi ki her şey değil… Bundan sonra yapılacaklar konusunda bir mihenk taşıdır, bir çerçevedir” diyen Kurtulmuş raporun özellikle yasal düzenlemeler başlığında “tavsiye niteliğinde” olduğuna dikkat çekti.

Kurtulmuş’un açıklamalarında öne çıkanlar şöyle:

“Bu komisyonun çalışması tavsiye niteliğindedir. Özellikle 6 ve 7. bölümde ortaya konulan teklifler tamamıyla tavsiye niteliğindedir ve bundan sonra buna imza atmış olan siyasi partiler bir araya gelerek, özellikle yasal düzenlemeler konusunda neler yapılabileceğini oturup müzakere edecekler, konuşacaklar ve sonuçta yine ümit ederim ki bütün partilerin altına imza atacağı düzenlemeler gerçekleşir.

Bütün partilerin ittifakı oldu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanması. Türkiye bu konuda, raporda da ifade ettik, hakikaten dünyada özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını en yüksek uygulayan ülkelerden birisi. Ama bunların hepsinin uygulanması, uygulanmayan bazı mahkeme kararları dolayısıyla da Türkiye hep uluslararası alanda eleştirilen bir konumda oldu. Bunun ortadan kaldırılmasına dönük bir tavsiye cümlesidir.

(AİHM ve AYM kararları) Tabi ki bir yasal düzenlemelerle ilgili kısmı var bir de yargı ve yürütmeyle ilgili kısmı var. Onunla ilgili zaten bu tavsiyelerin içerisinde herhangi bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olmayan hususlar da var. O ayrı bir konu. Tabi ki oradaki tavsiyelerin hepsinin süratle uyulmasını temenni ederiz.

Buradaki esas olan şey, bu hazırlanacak yasanın geçici ve özel bir yasa olması. Yani bundan neyi kastediyoruz? ‘Ben silahlarımı bıraktım’ diyen bir örgüt var. İlan ediyor, silahlarımı bıraktım… Şimdi biz devlet olarak ‘Hayır, silahlarını bırakma’ diyemeyiz. Bu iradeyi ortaya koyduysa bunun gereği, bu söylediğiniz hususlar, raporda ana başlık olarak yer alan, henüz oralarda partilerin bir uzlaşısı olmadığı için ortak bir kanaati söyleyemem. Burada geçici ve özel olarak, bu örgütle ilgili bir yasanın çıkması… Şu bakımdan önemli. Bu bütün örgütlere, başka örgütlere de şamil bir uygulama olmasın. Kendisini tasfiye ettiğini, silahlarını bıraktığını, feshettiğini ilan eden örgüt bu. Dolayısıyla bu yasal çalışma kısmı yani iyi niyetle, kararlılıkla işin üstüne gidilirse çok kısa süre içerisinde toparlanır ve uzlaşılır. Oradaki kritik hususlardan birisi de bu af algısıydı. Kamuoyundaki ‘Burada siz örgütün adamlarını affediyorsunuz’ algısı ortaya çıkmasın. Örgütün elemanı da geliyor, ben pişmanım demeyeceğine göre, yani örgüt mantığına aykırı, bu silahları bırakma durumuna aykırı olduğuna göre, onunla ilgili de bir yasal işlemin yapılması, örgüt üyelerinin tescil edilmesi ve ondan sonra zaten Türk Ceza Kanunu’nda bulunan ilgili düzenleme, mesela koşullu salıverilme şartları dahil olmak üzere, onlar düzenlenir ve serbest bırakılabilir. Ama yine bir mahkeme kaydı ve bir adli kaydın altına alınmak şartıyla.

Hemen ramazan sonrasında bu yasal düzenlemelerin gündeme gelmesinin şart olduğu kanaatindeyim. Bizim Türkçede güzel bir laf var, ‘Hayırlı işlerinizde acele ediniz.’ Bir yere kadar geldikten sonra böyle bir ittifak ortaya çıktıktan sonra bunun gereğini yerine getirmek lazım.

12 Eylül Anayasası kabul edildiğinin ertesi gününden itibaren, toplumun bütün kesimleri tarafından eleştirilmiştir. Bu anayasa konusunda konuşurken yıllardır hep önümüze, bütün siyasi partilerin anayasayla ilgili tekliflerini aldık, baktık. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Şu anda Türkiye’deki siyasi partilerin hemen tamamına yakını, ya parti tüzük beyannamelerinde ya seçim beyannamelerinde ya yeni bir anayasa tabirini kullanmışlar ya da anayasa değişikliği tabirini kullanmışlar. Yani Türkiye siyasetinin aslında üzerinde konuşmadan ittifak ettiği hususlardan birisi de 12 Eylül darbe anayasasının artık Türkiye için geçerli olmadığı, yeterli olmadığıdır. Ümit ederim ki bu konuda da bir anlayış birliği içinde çalışma yapılır.”