Friedrich Wilhelm Nietzsche’nin felsefesiyle ve dolayısıyla hayatıyla yoğun bir şekilde, bir kitap yazmaya karar verecek kadar ilgilenmeye 2017 yılında karar vermiştim. O günden bugüne elimde 400 sayfanın üzerinde bir metin birikti. Ama henüz bu sayfa kalabalığından bir kitap çıkmadı. Bunun en önemli nedeni İoanna Kuçuradi’nin öğrencisi olarak felsefe doktorası yapmaya başladıktan sonra Nietzsche’nin felsefesini zannettiğim kadar iyi anlayamadığımı fark etmiş olmam oldu.
Bu nedenle kitabın tamamlanmasını Kant üzerine yazdığım tezden sonraya bıraktım. Ama 10Haber sayfalarında Sokrates’in hayatıyla ilgili kısa bir dizi yayınladıktan sonra benzer bir şeyi Nietzsche için de yapabileceğimi ve böylece bir başka önemli filozofa karınca kararınca bir dikkat çekebileceğimi düşündüm.
Bu nedenle, en azından filozofun hayat hikayesini 10Haber okurlarına anımsatmak istedim. Bu dizi buna hizmet ederse amacına ulaşmış olacak.
Friedrich Wilhelm Nietzsche’nin doğduğu ev
Nietzsche 1: Ana Kuzusu Fritz
Friedrich Wilhelm Nietzsche 15 Ekim 1844 tarihinde Kuzey Doğu Almanya’da küçük bir kasaba olan Röcken’de dünyaya geldi. Röcken bugün Saksonya eyaleti sınırlarında kalan, Prusya’nın taşrasında, Lützen şehrinin yakınlarındaydı. Babası Lutherci bir papaz olan Carl Ludwig Nietzsche, annesiyse Franziska Oehler’di. XVI. yüzyıldaki dinî değişimlerden beri Nietzsche ailesi nüfus kayıtlarında Protestan olarak geçiyordu. Her iki ailede de çok sayıda Protestan rahip vardı. Babası, Prusya kralı IV. Friedrich Wilhelm onuruna koymuştu oğlunun adını. Kralın 49. yaş gününde doğmuştu Fritz.
İlerleyen yaşlarında nefret edecek düzeyde milliyetçiliğe karşı olan Nietzsche bir ara baba tarafından Polonya kökenli aristokrat bir aileden geldiklerini iddia etmişti. Ama bu iddiasını kanıtlayacak bir belge de yoktu ortada. Alman olmak hiçbir zaman çok severek benimsediği, kabul ettiği bir şey olmadı Nietzsche’nin.
Kız kardeşi Elisabeth 1846, erkek kardeşi Joseph de 1848 yılında dünyaya geldiler. Joseph 1850 yılında, iki yaşındayken öldü. Ağır bir beyin hastalığına yakalanan babası da büyük acılar çekerek bir yıl içinde hayata gözlerini yumdu. Hastalığı merdivenlerden düştükten sonra ortaya çıktığı için bununla ilişkilendirenler olsa da bu gerçeği yansıtmaz. Hastalığının ne olduğu tam olarak bilinmese de önce kör olmuş, ardından onu yatağa mahkûm eden bir felç geçirmişti. Ölümünden sonra yapılan otopside beyninin üçte birinin olmadığı görülmüştü. Büyük olasılıkla viral bir enfeksiyon sonucuydu hastalık.
Bu iki ölüm tahmin edilebileceği gibi Fritz’i çok etkiledi, hatta belki de tahmin edilenden de fazla. Ölümle, yaşamın sınırlılığıyla çok erken yaşta ve çok kötü bir şekilde yüzleşmek zorunda kalmıştı.
Aile 1950 yılında Bayan Franziska Nietzsche’nin kararıyla Naumburg’a taşındı. Fritz zaman zaman Naumburg’ta yalnız kalıyor ve annesini özlüyordu. Daha o dönemlerde mektup yazmaya başlamıştı. Annesinin ve kız kardeşinin Naumburg’ta olmadıkları bir zamanda, henüz beş yaşında annesine yazdığı bir mektup şöyleydi:
Naumburg, 8. Ağustos 1850
Sevgili annem.
Çok sık seni düşünüyorum gerçekten ve senin nasıl olduğunu bilmek istiyorum hep; lütfen sonunda tekrar bize gel. Sağlıklıyım ve neşeliyim, seni çok seviyorum ve seviyor olacağım.
Senin
itaatkâr oğlun Fritz.
Beş yaşında bir çocuğun tek bir gramer hatası yapmadan yazdığı bu mektup, babasının ölümünden ve evlerinden ayrıldıktan çok kısa bir süre sonra annesini ve kız kardeşini ne kadar özlediğini, sevgi ihtiyacının ne boyutlarda olduğunu çok açık gösteriyor. Bir öğleden sonra babaannesinin evinin salonunda, bir sandalyede altına yastık konmuş ve ayakları yere değmeden otururken, miyop gözlerini kısarak dikkatle mektup yazan küçük Fritz’i gözümüzün önüne getirebiliriz.
Fritz böylece Naumburg’ta 1850’den 1856 yılına kadar k a d ı n l a r d a n o l u ş a n b i r a i l e d e yaşadı. Annesi, kız kardeşi, babaannesi, iki bekâr halası ve evde çalışan hizmetli bir kızdan oluşan bir aileydi bu. Annesinin uzaklarda olduğu bir günün gecesinde, h a s r e t i n daha da ağır geldiği saatlerde yazdığı başka bir mektup var. Fritz artık altı yaşındadır.
Devam edecek…
