Okuduklarını, öğrendiklerini ve bilimle gelenek arasındaki bağı paylaşmayı seven bir gazeteci olarak, sağlıklı yaşlanma meselesini uzun zamandır yalnızca kişisel bir ilgi değil, kamusal bir sorumluluk olarak görüyorum.

Zaman zaman zeytinliğimde durup düşünürüm binlerce  yıldır “şifa” kelimesiyle yan yana anılan bu küçük meyvenin içinde gerçekten ne var? Bu sorunun peşine düşmemin nedeni üretmekten çok anlatmak; gözlemlediklerimi, okuduklarımı ve bilimin bugün söylediklerini sade bir dille aktarmak. Çünkü artık biliyoruz ki bazı cevaplar yalnızca mutfakta değil, nöroloji kitaplarının satır aralarında saklı.

Son yıllarda bu sorunun karşılığı sadece geleneksel bilgelikte değil, bilimsel literatürde de netleşiyor. Özellikle Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklar söz konusu olduğunda.

Bu yazıda yer verdiğim bilimsel bilgilerin önemli bir kısmı, İngiltere’de görüştüğüm ünlü doktor  Dr. Simon Poole ile yaptığım sohbetlerden ve kaleme aldığı The Olive Oil Diet adlı çalışmadan ilham alıyor.

Hastalık Başlamadan Önce: Oksidatif Stres

Alzheimer ve Parkinson’un temelinde yatan önemli mekanizmalardan birinin oksidatif stres olduğunu öğrendim.

En basit haliyle anlatırsam:

Hücrelerin içten içe paslanması demekmiş.

Beyin, vücudun toplam oksijeninin yaklaşık %20’sini kullanıyor. Aynı zamanda yağdan zengin bir yapıya sahip. Bu da onu oksidatif hasara karşı daha hassas hâle getiriyor.

Dr. Poole ile yaptığımız görüşmede özellikle şu noktanın altını çizdi:

“Zeytinyağı bir makro besin değil; aynı zamanda bir mikro savunma sistemidir.”

Oksidatif stres arttığında:

•Hücre zarları zarar görüyor

•Proteinler yanlış katlanıyor

•Beyinde anormal protein birikimleri oluşuyor

Alzheimer’da beta-amiloid, Parkinson’da alfa-sinüklein birikimleri bu sürecin parçası.

Bilim dünyasının asıl ilgilendiği soru şu:

Bu süreci yavaşlatabilir miyiz?

Sızma Zeytinyağı Neden Farklı?

Her yağ aynı değil.

Soğuk sıkım, erken hasat sızma zeytinyağı; rafine edilmiş yağlardan farklı olarak fenolik bileşikler içerir. Özellikle iki tanesi öne çıkıyor:

•Oleocanthal

•Oleuropein

The Olive Oil Diet kitabında Dr. Simon Poole, bu fenolik bileşiklerin yalnızca antioksidan değil, aynı zamanda güçlü anti-inflamatuar özellikler taşıdığını ayrıntılı biçimde anlatıyor.

Araştırmalar gösteriyor ki bu bileşikler:

•Beyindeki oksidatif stresi azaltabiliyor

•Hücresel iltihaplanmayı baskılayabiliyor

•Anormal protein birikimini sınırlayabiliyor

Zeytinyağı bir ilaç değildir.

Ama biyolojik olarak aktif bir gıdadır.

Kan-Beyin Bariyerini Geçebilen Bileşikler

Beyni korumak zordur. Çünkü kan-beyin bariyeri birçok maddeyi geçirmez.

Dr. Poole’un özellikle dikkat çektiği noktalardan biri şuy:

Sızma zeytinyağındaki bazı fenolik bileşikler bu bariyeri geçebiliyor.

Bu da şu anlama geliyor:

•Nöronlara doğrudan ulaşabiliyor

•Mitokondri fonksiyonunu destekleyebiliyor

•Sinaptik bağlantıları koruyabiliyor

Yani mesele sadece kalp sağlığı değil; beyin sağlığı.

Alzheimer ve Parkinson Açısından Ne Anlama Geliyor?

Alzheimer’da:

•Beta-amiloid plak oluşum süreci baskılanabilir

•Sinir hücreleri arası iletişim daha uzun süre korunabilir

Parkinson’da:

•Dopamin üreten hücreler oksidatif hasardan korunabilir

•Motor fonksiyon kaybı yavaşlayabilir

Dr. Poole’un yaklaşımı çok net:

“Zeytinyağı mucize değil, ama bilimsel olarak güçlü bir önleyici yaşam alışkanlığıdır.”

Akdeniz Diyeti Tesadüf Değil

Akdeniz diyetinin nörolojik hastalıklara karşı koruyucu bulunması tesadüf değil.

Dr. Simon Poole’un kitabında vurguladığı gibi, bu diyetin merkezinde:

•Rafine edilmemiş

•Günlük tüketilen

•Fenolik değeri yüksek

sızma zeytinyağı yer alıyor. Herhangi bir zeytinyağı değil .

Bu bir trend değil; yüzyılların gözlemi ve modern bilimin kesişim noktası.

Bir Üretici Olarak Benim Gözümden

Hasat zamanı erken topladığımız zeytinlerin verdiği o hafif yakıcılığı bilirsiniz. Boğazda hissedilen o keskinlik, aslında fenolik zenginliğin işaretidir.

Ben sofrada zeytinyağını bir lezzet değil, bir alışkanlık olarak görüyorum:

•Sabah çiğ tüketmek

•Salatalarda bol kullanmak

•Yemeklerin üzerine son aşamada gezdirmek

Çünkü beyin sağlığı bir günde bozulmaz.

Ve bir günde korunmaz.

Modern tıp Alzheimer ve Parkinson için kesin bir çözüm sunamıyor.

Ama artık şunu biliyoruz:

Bazı hastalıklar başlamadan önce yavaşlatılabilir.

Bu yazıda paylaştığım bilgilerin önemli bir kısmı Dr. Simon Poole ile yaptığım görüşmelerden ve The Olive Oil Diet kitabından ilham alıyor. Bilim ilerledikçe zeytinyağının rolü daha net anlaşılıyor.

Sızma zeytinyağı ilaç değil.

Ama beynin sessiz koruyucularından biri olabilir.

Ve bazen en güçlü savunma, en sade alışkanlıkla başlar:

Her gün sofraya gerçek, fenolik değeri yüksek bir sızma zeytinyağı koymak.

Çünkü sağlık bazen laboratuvarda değil, zeytin ağacının gölgesinde başlar.