Son günlerde bir kitaba takıldım.
Elimden bırakmadan bir çırpıda okudum altını satır satır çizerek .
Olive Oil Diet.
İngiltere’de ünlü bir doktor olan Simon Poole ve meslektaşım Judy Ridgway’in kaleme aldığı bu kitabın alt başlığı “Gerçek Süper Gıdanın Besinsel Sırları”
Aslında hep bildiğimiz şeyleri anlatıyor gibi ama öyle çarpıcı bilimsel sonuçlardan bahsediyor ki bunu bile bile neden zeytinyağımıza yeterince sahip çıkmıyoruz diye düşünmeden edemiyorum .
“Biz bunu binlerce yıldır yapıyorduk. Bilim şimdi mi fark ediyor?”
Zeytinyağı üreten, bu konuda on yılı aşkın süredir yazan bir gazeteci olarak bu dünyanın içindeyim. Ama bu okuduklarım bana şunu hissettirdi:
Bilmek başka, gerçekten anlamak başka.
Akdeniz diyeti çoğu zaman bir “ne yemeli” listesi gibi anlatılıyor.
Oysa mesele binlerce yıllık bir kültürün, doğayla kurulan ilişkinin ve bedene duyulan saygının bugüne taşınmış hali .
Bugün artık bilim çok net konuşuyor:
Akdeniz diyeti bir trend değil. İnsanlık tarihinin en uzun soluklu sağlık modeli.
Ve bu modelin merkezinde tartışmasız bir gerçek var: Sızma zeytinyağı. Evet herhangi bir yağ değil zeytinyağının da Sızma olanı .
Beni etkileyen şey rakamların büyüklüğü değil. O rakamların tekrar tekrar aynı sonucu vermesi.
“Bu sonuçlar bir tesadüf değil,” diyor Simon kitapta;
“Farklı ülkelerde, farklı yaş gruplarında, farklı yaşam koşullarında aynı tabloyu görüyoruz.”
Yani ortada bir mucize yok.
Bilimin Dönüm Noktası: PREDIMED
2013’te başlatılan PREDIMED çalışması, beslenme biliminin kırılma anlarından biri oldu. PREDIMED, 2013’te sonuçları yayımlanan, beslenme biliminin seyrini değiştiren İspanya’da binlerce kişiyle yapılan, Akdeniz beslenmesinin kalp-damar hastalıkları üzerindeki etkisini inceleyen çok büyük ve ciddi bir bilimsel çalışma.
Bu cümle şunu söylüyor:
Bu çalışma, beslenme konusunda bildiklerimizi kökten değiştirdi.
Binlerce kişi yıllar boyunca izlendi.
Bir grup düşük yağlı diyetle beslendi.
Diğer gruplar ise:
•Sızma zeytinyağıyla zenginleştirilmiş Akdeniz diyeti ile
Sonuçlar o kadar açıktı ki Akdeniz diyeti ile beslenmeyen gruba haksızlık olduğu gerekçesi ile çalışma etik nedenlerle erken sonlandırıldı.
Çünkü Akdeniz diyeti:
•Kalp krizi ve felç riskini %30
•Tip 2 diyabet riskini %50
•Meme kanseri riskini %60–80
•Erken ölüm riskini %30
•Demans riskini %40
oranında azaltıyor.
Bilim burada şunu söylüyor.
“Bu bilgiyi artık görmezden gelemeyiz.”
Zeytinyağı Neden Altın Su?
Çünkü zeytinyağı yalnızca bir yağ değil.
Bir taşıyıcı, bir koruyucu, bir dengeleyici. Hep yüzeysel olarak faydalını konuşurken bilimsel olarak açıklaması ise şöyle;
Besin Emilimini Artırır
A, D, E ve K vitaminleri yağda çözünür.
Sebzeyi zeytinyağıyla tükettiğinizde, aynı tabaktan daha fazla fayda sağlarsınız.
Kan Şekerini Dengeler
Karbonhidratlarla birlikte tüketildiğinde, şekerin kana geçişini yavaşlatır.
Bu da insülin direnci ve diyabet riskinin azalması demektir.
Pişirme Sırasında Koruyucudur
Sızma zeytinyağı:
•Isıya daha stabildir
•Et pişirirken zararlı bileşiklerin oluşumunu azaltır
•Diğer hassas yağları oksidasyondan korur
Sessiz İltihabı Baskılar
Modern hastalıkların büyük kısmı sessiz, kronik inflamasyonla ilişkilidir.
Zeytinyağındaki polifenoller bu süreci baskılar.
Polifenoller: Zeytinyağının Sessiz Gücü
Polifenoller, zeytin ağacının hayatta kalma mekanizmasıdır.
Sıcağa, kuraklığa, hastalıklara karşı savunmasıdır.
İnsan bedeninde ise:
•Oksidatif stresi azaltır
•Hücresel yaşlanmayı yavaşlatır
•Kronik hastalık riskini düşürür
Ama burada çok önemli bir ayrım var:
Her zeytinyağı aynı değildir. Aldığımız ve tükettiğimiz yağın Sızma zeytinyağı olması gerekiyor.
Gerçek, yüksek polifenollü sızma zeytinyağı:
• Erken hasat, soğuk sıkım
• Nazik işleme
• Doğru saklama istiyor.
Ucuz değil çünkü gerçek sızma zeytinyağını üretmek ve saklamak çok meşakkatli .
Bilimin En Şaşırtıcı Bulgusu
Beni en çok etkileyen verilerden biri şuydu:
Akdeniz diyetiyle beslenen fazla kilolu bireyler bile, Batı tipi beslenen normal kilolulara kıyasla daha iyi korunuyor.
Yani mesele kilo değil.
Metabolik ortam.
Bu gerçek, beslenmeye bakışımızı kökten değiştiriyor.
7.500 Yıllık Bir Miras
Zeytinyağı modern bilimin keşfi değil.
Anadolu’da zeytin tarımı 7.500 yıl öncesine dayanıyor.
Hipokrat’tan İbn Sina’ya, Galen’den Dioskorides’e kadar herkes zeytinyağını yazmış.
Plinius, 2.000 yıl önce erken hasat zeytinyağını “yalnızca göğün suyuyla beslenen” bir mucize olarak anlattı.
Bugün bilim onların sezgilerini doğruluyor.
Bu yazıyı bir üretici, bir gazeteci ve bu kültürün içinde büyümüş biri olarak yazıyorum.
Çünkü bu istatistikler sadece akademik bilgi değil.
Hepimizin yaşamını ilgilendiriyor.
Akdeniz diyeti bir beslenme planı değil.
Bir yaşam biçimi.
Ve zeytinyağı bu hikâyenin tam da merkezinde duruyor.
