Tiyatro BeReZe’nin ‘Cimri’si tiyatronun doğasında zaten var olan sonsuz olanak akıllıca kullanıldığında ve söyleyecek sözün olduğunda, şaşaaya gerek kalmadan da leziz bir oyun üretilebileceğinin ispatı gibi olmuş.

Uzun zamandır izlemek isteyip bir türlü denk getiremediğim, prömiyerini 2022 sonbaharında yapan, Tiyatro BeReZe işi ‘Cimri’yi nihayet gördüm. 17. yüzyıldan beri süregelen, bir klasiğe getirilebilecek yorumu merak ettiren asıl sebep, elbette; oyunun, lise yıllarından beri bildiğimiz büyük yazarı ya da onun sayısız kez sahnelenmiş komedi metni değil. Merak ettiren; metni eline alıp bundan nasıl bir oyun çıkardığını görmek istediğim topluluk: İlk izlediğim oyunlarından (‘Olsa Olmalı Olabilir’) beridir, sırtımı güvenle arkama yaslayarak kendimi tiyatronun olanaklarına bırakacağımdan zerre şüphe etmediğim Tiyatro BeReZe ekibi.

Çünkü –hele ki son birkaç senedir- tek kişilik dar bütçeli oyunlardan dilimizin telaffuz edemediği bütçelerle, sponsorluklarla çevrelenenlere geniş yelpazede bir tiyatro üretiminin içinde gezinirken, artık en çok dikkat kesildiğim şey şu oluyor: ‘Tiyatronun sonsuz olanağından’ nasıl, ne kadar, ne yaratıcılıkta faydalanılmış? Bazen çok iyi bir metnin neredeyse ‘rejisiz’ kalıp heder edilişini, bazen çok iddialı oyunculukların zayıf metinlere -tabiri caizse- kurban edildiğini, bazen de yeterince özenilmemiş sahne tasarımlarının oyunun elini zayıflattığını görmek heves kaçırıcı oluyor.

Hem fiziki hem zihinsel açıdan emek yoğun işlerine evvelden kefil olduğum çok sayıda köklenmiş topluluk da var neyse ki tiyatro dünyamızda ve Tiyatro BeReZe bu topluluklardan biri. Tophane’deki küçücük mekânlarında (BeReZe Gösteri Evi), iddialı bütçeler, büyük sponsorlar ya da ‘celebrity’ oyuncular olmaksızın niteliği yüksek, insana tiyatronun özünü anımsatan işler çıkarıyorlar.

‘Cimri’ye getirdikleri yorumu bu yüzden özellikle merak ediyordum. Çünkü biliyorum ki bu ekip 350 senelik bir komediyi avuçlarının içine almışsa, oradan sahneye saf bir komedi oyunu bırakıverir. Tahminimde yanılmadım.

Rengârenk bir ‘Cimri’

‘Cimri’, malumumuz, Parisli zengin ve zenginliği oranında cimri; görgüsüzlük, kabalık, hoyratlık derecesinde cimri bir adamın, Harpagon’un evinden bir hikâye anlatır. Evlenme çağında biri kız biri erkek, iki çocuk babası dul bir adamdır Harpagon ve kızı yaşındaki güzel bir kadınla evlenip bu arada çocuklarını ise kendilerinden yaşça büyük, varlıklı insanlarla baş göz etmeye niyetlidir. Oysa oğlu Cléante, Harpagon’un evlenmek istediği genç Mariane ile kızı Élise ise evdeki yardımcı Valère ile aşk yaşamaktadır. Ve tabii ki her iki çocuğu da babalarından, en az evin aşçısı kadar çekinmektedir.

Tüm bu denklemin içinde kartları çaktırmadan yeniden dağıtacak kişi ise çöpçatan Frosine’dir. Evin hareketli aşk gündemi arasında bir de Harpagon’un altın dolu sandığı ortadan kaybolunca ortalık iyice karışır. Finalde âşıklar birbirine, Harpagon da altınlarına kavuşur, zihnimizde eğlencesi bol bir temaşa kalır.

Tabii bu klasik komedinin çağdaş seyirciyi yakalaması yine de kolay değildir. BeReZe ekibi, üstelik kadronun büyük bir kısmını gençlerden oluşturarak rengârenk, hareket düzeninden tek tek oyunculuklara kadar neredeyse her detayını takibinin lezzet verdiği, rengârenk bir ‘Cimri’ çıkarmış ortaya.

BeReZe’nin çekirdek ekibinden Elif Temuçin’in detay detay kurduğu reji (ki ben Temuçin’in hafif grotesk tonundaki oyunculuğunu bu oyunda aramadım değil, keşke kendisi de olsaymış sahnede), mekânın neredeyse her köşesini oyun alanına çevirmiş. Karakterlerin kıyıdan köşede, aşağıda, arkamızda, sütunların arasında, gerideki tuvaletlerde vs. akıp giden hareket akışı sayesinde olan biteni Harpagon’un evinin bir köşesinden dikizliyormuşuz hissi yaratılmış.

Ekibin, özellikle aşçı üzerinden inceden verdikleri ‘her şey sınıfsaldır’ ve Élise ile hemcinsi sevgilisi üzerinden belirgince gösterdikleri ‘aşk aşktır’ vurgusu, ‘Cimri’ye kattıkları güncel ve özgün yorumlar olmuş. Efektler ve şarkılarda hikâyeyi canlı canlı destekleyen müzisyen ikilisi de oyunun güçlü yanlarından. Tüm oyuncu kadrosu, abartının dozunu kaçırmadan tek tek şahane komedi performansları sunuyor. Aralarındaki uyum da nefis. Yine de cimri Harpagon rolünde Erkan Uyanıksoy’un göz kırptırmadan seyrettiren enerjisi ile çöpçatan Frosine rolünde Firuze Engin’in sahneye girdiği andan itibaren oyuna her anlamda cilve katan ‘oyuncu’ hallerini özellikle vurgulamalı.

Klasik bir metne küçük ama kıvrak dokunuşlar getirip, insandan mekâna kumaştan notalara eldeki her malzemeyi de zekice kullanınca ortaya nasıl nitelikli bir iş çıkabileceğinin nefis bir örneği ‘Cimri’.

Cimri Tiyatro BeReZe
Yazan: Moliére
Yöneten: Elif Temuçin
Oyuncular: Erkan Uyanıksoy, İbrahim Can Sayan, Hatice Cansu Karagöz, Özge Ünal, Firuze Engin, Sevcan Başaydın, Can Çelik, Murat Kural, Pelinsu Ekşioğlu
Müzisyenler: Kerem Erverdi, Barış Aksu
Süre: 80 dakika
Ne zaman, nerede: 17 Ocak Çarşamba, 20.30’da BeReZe Gösteri Evi’nde.
Bilet fiyatları: 200 ve 240 TL.

BU HAFTA SAHNELERDE

📌 Hamiyet/Peyk&MOM Yapım:

Bu sezonun en merak uyandıran müzikal işi. Özgün ve güçlü bir sound’u olan Peyk’in de ilk müzikali. Grubun solisti İrfan Alış’ın hikâyesini Deniz Madanoğlu’nun kaleme aldı, Işıl Kasapoğlu sahneye koydu. Prömiyerini İstanbul Tiyatro Festivali’nde yapan müzikalin oyuncu kadrosunda Aslı İnandık, Esra Kızıldoğan, Sabahattin Yakut, Sermet Yeşil, Ezgi Çelik, Uygar Özçelik gibi iddialı isimler ve elbette Peyk ekibi var. Hikayenin odağında ise 80’ler Türkiye’sinin tekinsiz politik ve her anlamda yoksullaşmış toplumsal atmosferinde iki çocuğuyla ayakta kalmaya çalışan, oyuna da adını veren genç bir emekçi kadın…
10 Ocak Çarşamba, 21.00’de Maximum UNIQ Hall’de.

📌 Salondaki Fil/Bölü 23:

Herkesin gördüğü ama hakkında kimsenin çıt etmediği ‘odadaki fil’ bu kez bir düğün salonunda. İsmini bu çok kullanışlı metafordan alan, Süreyya Bursa’nın yazdığı oyun genç bir ekibin üretimi. Yusuf Onur Aydın yönetiyor, Gökçe Karaman, Kardelen Arpacı ve Yusuf Nebioğlu oynuyor. Toplumun farklı kutuplarından, doğruları ve kabulleriyle şekillenmiş üç kişiyi, bir düğün salonunda buluşturuyor hikâye.
12 Ocak Cuma, 20.30’da Pax Sahne’de.

📌 Kırlangıç/Oyun Atölyesi:  

Öfke, yas, başkalarını acını hissetmek ve bizim gibi olmayanlara saygı duymak ve anne-çocuk ilişkisindeki tökezlemeler üzerine incelikle yazılmış, özenle sahnelenmiş bir oyun. Selen Öztürk ile Uğur Kanbay sakin bir ritim tutturuyor, iki kişinin diyalogu üzerine kurulu oyun sekmeden akıp gidiyor. Orlando’da 2016 yazında bir gece kulübüne düzenlenen vahşi saldırıdan yola çıkarak Guillem Clua’nın yazdığı oyunu Birkan Uz yönetti.
6 Ocak Cumartesi, 20.30’da Oyun Atölyesi’nde.