Davos’ta ‘ikrar edilenleri’ görmezden gelmekteki sinsi ısrar, artık bilgisizlikle açıklanamaz. 

Bu, ‘bilgiyi siyasetsizleştirerek etkisizleştirme stratejisinin’ bir parçası. 

Herkesin bildiği ama kimsenin sonuçlarına katlanmak istemediği gerçekler orada açıkça söyleniyor: 

Gelir uçurumu, borç rejimleri, yapay zekânın istihdamı eritmesi, iklim çöküşü, jeopolitik parçalanma 

Bunlar artık ‘uyarı’ değil, ‘itiraf’.

Buna rağmen kulak tıkamak, (içim sızlayarak etrafta gözlemlediğim, bıkmadan yazdığım gibi) Konforun korunması refleksi. 

Onların Davos’tan “anlamış göründüklerine” bakılırsa, “İdare eder!” zihniyetinin ruhlarına işlediği bir nesil yönetici sınıf, düzen hâlâ çalışıyorken, felaketin soyut kalmasını ister gibi. 

Dolaylı bir sorumluluğun perdelenmesi peşindeler. 

Çünkü ‘Çağın Felaketi’ olarak görüp defalarca değindiğim gibi, aslında herkes sorunun farkında. 

Ama ‘bal tutmuş parmağını yalamayı sürdürmekte direnen’ birileri, bedeli bugünden ödemek yerine geleceğe ihale etmek istiyorlar.

“Teknokratik kaderciler takımı”, “zaten sistem böyle, biz ne yapabiliriz” demeyi, sahte ahlaki bir kalkan yapacaklar. 

Bu dil, sorunu çözmez; sadece raporlar. 

Siyasal hayal gücü yoksunluğu, mevcut düzen dışında bir toplumsal örgütlenme tahayyül edilemediği için, felaket bile statükoyu sarsmaya yetmiyor.

Daha da rahatsız edici bir tarafı var bunun: 

Görmezden gelmek, bazen inkâr değil, rızadır. 

Yani “biliyoruz ama biz böyle devam edeceğiz” demenin daha kibar, kendini daha az suçlayıcı biçimi. 

Tam da bu yüzden Davos dili hem sorunu kabul etti hem de onu yönetilebilir bir görüntüye indirgedi.

Hegemonların işine gelen, ya da ‘ellerinde kalan yegâne kart’ bu.

Bu kendinden kaçış, daha dün “orta sınıf yalnızlığı” olarak adlandırdığım hazin durumla da çok örtüşüyor:

İtiraf var, ilişki kurmak yok. 

Bilgi var, bağlanma yok.

O yüzden Davos’ta ikrar edilenleri görmezden gelmekteki ısrar, krizin değil; krize alışmanın göstergesi.

Daha da serti, konforumuzu merkeze alan bir garip rasyonalitenin hâlâ galip gelmesinin ta kendisi.

Lakin William Shakespeare, “Üçüncü perde kanlı geçecekdemiş.

Bence bunu da unutmasak iyi olur.