Ma’at’ın Terazisi, Antik Mısır’da ölümden sonra ‘ruhun yargılanmasını’ anlatan en önemli sembollerden biriymiş.

Ma’at”, hem bir tanrıça hem de evrenin düzeni, adalet, doğruluk ve denge anlamına gelirmiş.

Baştaki illüstrasyon, “Kalbin Tartılması” (Weighing of the Heart) olarak adlandırılmış.

Resmedilen sahne şöyle açıklanıyor:

Ölen kişinin kalbi, terazinin bir kefesine konur.

Diğer kefeye ise Ma’at’ın tüyü (genelde devekuşu tüyü) yerleştirilir.

Kalp, kişinin dünyadaki ahlâkını ve vicdanını temsil eder.”

Sonucun belirlenmesi ise şöyle olurmuş:

Kalp tüy kadar hafif ya da dengedeyse:

Kişi doğru yaşamıştır, ‘temiz’ kabul edilir ve ölümden sonraki huzurlu yaşama (Aaru /cennet gibi düşünülen alan) geçebilir.

Kalp tüyden ağır çıkarsa:

Kişinin günahları ağır basmış demektir. Bu durumda Ammit (timsah-aslan-su aygırı karışımı bir yaratık) kalbi yer ve ruh yok olur.”

Bu, bir ceza gibi görünse de, “tamamen silinme” fikrine daha yakın.

Bu sahnede görünenler ise şöyle tanımlanıyor:

Anubis: Tartımı yapan, ölünün ruhunu yönlendiren çakal başlı tanrı.

Thoth (Tot): Sonucu yazan, bilgelik tanrısı.

Osiris: Son kararı veren, ölüler diyarının hükümdarı.

Ma’at’ın tüyü: Adaletin ölçüsü.”

Kısaca, Ma’at’ın terazisi,’ “insanın dünyadaki hayatı bir gün adaletle ölçülürfikrini anlatıyormuş.

Antik Mısır’ın ahlâk anlayışının merkezinde yer alır deniyor.

Dün bana da gönderilen bu alıntı, 

5 Nisan Avukatlar Günü’ dolayısıyla yapılmış.

***

Blaise Pascal, bir mucit olmasıyla birlikte, insanın kendi iç motivasyonlarının çoğu zaman dışarıdan ya da hatta bilinçli akılla tam kavranamayacağını söylemiş:

İnsan kalbinin nedenlerini akıl bilmez” sözü ona ait.

Ben, Jean Jacques Rousseaunun bir sözünü de çok beğenirim:

Hiç kimse kalbinin derinliklerine bakmadan kendini masum saymamalı.”

İnsanın savcısı da, yargıcı da ilkin kendisidir. Rousseau’nun sözü buna ilave olarak, kişinin kendi niyetinin tanığı’nın da kendisi olduğu gibi anlaşılabilir. 

Kendimize dürüst veya yalancı tanık olmak kendimize kalmıştır.

Kişi hem bilmek hem de o bilgiyi çarpıtmak gücüne sahip çünkü.

En gerçek mahkeme, iç-hesaplaşmadır bu yüzden. Onun yargı salonu, içimiz.

Nietzsche ile bitirelim. 

İnsan, kendini en iyi sakladığı yerdir.