Sosyalist İspanya hükümeti, yüz binlere umut ışığı olacak, kendi deyişleriyle "toplumsal uyum, refah ve ekonomi üzerinde" olumlu etki yaratacak bir karar aldı. Avrupa’nın merkez-muhafazakar iktidarlarında ve ABD’nin Trumpgil çevrelerinde kaşlar fena halde çatıldı.

Kötü haberler hayatımızın bir parçası oldu. Bir sürü şok edici, yok edici, aşağılayıcı olayın kulakları sağır eden gürültüsü içinde, ruhumuzun ağır baskı altına girdiğini, adeta nefes alamaz hale geldiğimizi hissediyoruz. Yılbaşının üzerinden daha bir ay geçmeden, 2026 ile ilgili (var idiyse eğer) zerre kadar umudumuz da yerle bir oldu, toprağa karıştı gitti. 

Yine de, bu kulakları sağır eden, beyni kemiren gürültü arasında kaybolup gitmesin diye, şu “iyi gelişmeyi” bu köşeye bırakayım da belki size bir nebze nefes aldırır, en azından, bu karanlıkta soluk da olsa bir ışık olur. 

İspanya yasa dışı göçmenlerine sahip çıkıyor

Sosyalist Başbakan Pedro Sánchez liderliğindeki İspanya hükümeti, geçen salı günü “beklenmedik bir şekilde”, yüz binlerce kaçak göçmene yasal belirsizlikten kurtulma yolu açan bir kararname yayınladı. Buna göre, İspanya’da yaşayan belgesiz göçmenler (yakalanıp, sınır dışı edilme korkusu olmadan) geçici oturma izni başvurusunda bulunabilecekler. Kararın 500 binle 1 milyon arası yasa dışı göçmeni ilgilendirdiği tahmin ediliyor. 

İspanya Göç Bakanı Elma Saiz Delgado salı günü düzenlediği basın toplantısında, bu kararın “toplumsal uyum, refah ve ekonomi üzerinde” olumlu etki yaratacağını söyledi. Delgado’nun, kararın ekonomiye katkısı üzerine söyledikleri basit bir retorik değildi. Gerçekten de göçmenler, başta tarım ve turizm olmak üzere, İspanya ekonomisinin birçok sektöründe hayati bir rol oynuyorlardı. 

Tabii ki, İspanya’nın muhalefet partileri hemen karara karşı çıktı. Aşırı sağcı bir parti konuyu mahkemeye götüreceğini açıkladı. Ama asıl olarak, aşırı sağın soluğunu sürekli ensesinde hisseden Avrupa’nın merkez-muhafazakar iktidarlarında ve tabii (şu sıra dönüp İspanya’ya bakacak hali olmasa da) ABD’nin Trumpgil çevrelerinde kaşlar fena halde çatıldı.  

Göçmen karşıtlığının olağanlaştığı dünyada, bir umut ışığı

İspanyol hükümetinin yasadışı göçmenlere geçici oturma izni vermesinin hemen ertesi günü sabah bülteninde bir değerlendirme yayınlayan The New York Times (NYT), İspanya’yı “bir istisna” olarak tanımladı. İspanyol hükümetinin, birçok batılı hükümetin göçmenlere karşı sergilediği tutumla çelişen tavrının halk tarafından da geniş biçimde desteklendiğini kaydetti. 

İngiltere bir süredir mültecilere ilişkin kurallarını sıkılaştırıyordu. İtalya, sığınma taleplerini incelerken sığınmacıları Arnavutluk’ta gözaltında tutmak niyetinde olduğunu açıklamıştı. Yunanistan, sığınma taleplerini reddettiklerinin ülkeyi hemen terk etmesini istiyor, kalanları tutukluyordu. İtalya ve Yunanistan ayrıca kaçak göçmen botlarını denizde karşılayıp ölüm tehlikesi yaratacak şekilde kara sularının dışına sürüklüyordu. ABD ise sınırlarda aldığı önlemlerle yasa dışı göçü büyük ölçüde sonlandırdığı halde, yurt içinde sürek avı başlatıp, yasal statüsüne bakmadan yakaladığı her göçmeni sınır dışı ediyor, ailelerini yakalamak için 5 yaşındaki çocukları rehin alıyordu. Bu baskı ve şiddeti protesto edenler arasında, göçmen polisinin kurşunlarına hedef olup ölenler vardı. 

Son hamlesi “beklenmedik” diye nitelense de, İspanya’nın göçmen politikasındaki “akıntıya karşı” tutumu yeni değildi. 2022’den bu yana, Ukrayna’dan 200 bin göçmen almıştı. Trump’ın ABD’ye girişini yasakladığı Venezuelalılara kucak açmıştı. 2024’te 65 bin, 2025’in ilk üç ayında 25 bin Venezuelalı İspanya’ya göç başvurusu yapmıştı. İspanya dil, din ve kültür açısından topluma entegre olmaları daha kolay olduğu için Latin Amerikalı göçmenlere farklı bir statü veriyor, iki yıl içinde vatandaşlık başvurusu yapmalarına imkan tanıyordu. Nitelikli işlerdeki işgücü eksikliği uluslararası öğrencilere çalışma izni verilerek giderilmeye çalışılıyordu. Göçmenler ayrıca, nüfusu azalan bölgelere yerleşmeleri için teşvik ediliyordu. Bu kez de Mayıs’tan beri üzerinde çalışılan projede adım atılmış ve yasa dışı konumdaki göçmenlere yasal statü verilmesine karar verilmişti. 

Birkaç ay önce, Bard Koleji siyaset profesörü, İspanya uzmanı Omar G. Encarnación New York Times (NYT) için bir değerlendirme kaleme almıştı. İspanya’nın, Batı’da genel geçer siyasi eğilimlere karşı çıktığını söyleyen Encarnación, “kısa süre önce Filistin’i bir devlet olarak tanıdı, Başkan Donald Trump’ın NATO üyelerinden savunma harcamalarını gayri safi yurtiçi hasılalarının yüzde 5’ine çıkarmaları talebine karşı direndi; çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık programları (Trump’ın nefret ettiği ve ABD’de tüm fonlarını kestiği programlar) konusundaki çabalarını iki katına çıkardı. Ancak İspanya’nın kendi bildiği yolu tutmasına en iyi örnek, göç politikası… Birçok Batı demokrasisi göçmenleri sınırlarının dışında tutmaya çalışırken, İspanya cesurca onları kabul ediyor,” diyordu. 

Burada, tüm NATO ülkelerinin savunma harcamalarını milli gelirlerinin %5’ine çıkarması “talimatı”na İspanya’nın uymamasına, Trump’ın çok kızdığını hatırlatalım. Önce İspanya’yı gümrük vergilerini artırmakla tehdit etti. Ardından daha geniş bir tehdit savurdu: “İspanya ekonomisi … kötü bir olayla bir anda dibe vurabilir.” 

İspanya bu zor kararı hangi saiklerle aldı, nelere güvendi? Bu konuya geçmeden önce iki noktayı açıklığa kavuşturalım:

Kararnamede sözü geçen “geçici oturma izni” (ilerde bir hükümet veya karar değişikliği olmazsa) aslında İspanyol vatandaşlığına giden yolun başlangıcı. Birçok Avrupa ülkesinde yasal göçmenler, oturma izni şartlarına uyma koşuluyla birkaç yıl sonra sürekli oturma iznine, buradaki süre dolduktan sonra da vatandaşlığa başvurabiliyor. 

Çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık programları (diversity, equity, inclusion) sadece Trump’ın değil, tüm aşırı sağın hedefinde. Çünkü bunlar, tarihsel olarak yeterince temsil edilmeyen, marjinalleştirilen, kimlik veya engellilik nedeniyle ayrımcılığa maruz kalan grupların adil muamele görmesini ve ekonomik-sosyal hayata tam katılımını sağlamayı amaçlayan programlar. Amaç, ayrımcılığın önüne geçmek, birinin derisinin rengi, cinsel tercihi veya doğuştan gelen engeli yüzünden dışlanmamasını sağlamak. 

Yasa dışı göçmenleri legalleştirme kararının rasyonelleri

İspanya’nın bu kararı rahat almasının sebeplerinden biri toplumsal destekti… Kaçak göçmenler için bir af çıkarılması yönündeki talep ilk olarak 600 bin imzalı bir dilekçeyle hükümetin önüne gelmişti. Dilekçeye, aralarında İspanya Piskoposlar Birliği’nin de yer aldığı 900 sivil toplum ve iş dünyası örgütü de destek vermişti.  

Bu talep, insani kaygıların yanı sıra, gerçek bir ihtiyacın da yansımasıydı. Birçok Batılı ülkede olduğu gibi, İspanya’da da nüfus yaşlanıyor ve geriliyordu; doğurganlık hızı 1,4’e düşmüştü. (Kadın başına düşen çocuk sayısını temsil eden doğurganlık hızının, mevcut nüfusun yenilenebilmesi için 2,1 olması gerekiyor. Türkiye’de bu rakam 2024’te 1,48’di.) 48 milyon nüfusu ile Avrupa’nın 4. büyük ekonomisi olan İspanya’nın bu konumunu koruyabilmesi için işgücüne ihtiyacı vardı. 

Profesör Encarnación, bu tür analizlerde ilk akla gelenler arasında yer almayacak iki neden daha sayıyor: Birincisi, İspanya’nın “zengin ve karmaşık” tarihi…  İspanyollar sömürgecilik döneminden başlayarak, aralıklarla, ekmeklerini yurt dışında aramak zorunda kalmışlar. Bunların en çarpıcı örnekleri yakın tarihte görülmüş. İspanya iç savaşından sonra ve izleyen 40 yıllık Franko diktatörlüğü döneminde, 2 milyon İspanyol, açlıktan, baskı ve şiddetten yurt dışına kaçmış. 1970’lere kadar İspanyol işçiler Avrupa’nın dört bir yanında fabrikalarda, tarlalarda çalışmış. İşsizliği yüzde 25’e çıkaran 2008 finans krizinin ardından, binlerce profesyonel yurtdışında iş aramak için İspanya’yı terk etmiş. Encarnación, bu tarihsel geri planın İspanya’da göçmen empatisini güçlendirdiğini savunuyor. 

Gerçekten de, 2019 yılında yapılan bir ankete göre, İspanya, Avrupa’da göçmenlere karşı en olumlu tutumu sergileyen ülke. Bu dönemsel bir tutum değil. 30 yıllık karşılaştırmalı uluslararası verileri değerlendirerek 2021 yılında yapılan bir araştırmaya göre, “İspanya, göçmenlere Avrupa ortalamasına göre daha olumlu yaklaşıyor, göçmenleri daha az reddediyor ve göçmenlerin topluma ve ekonomiye katkılarını daha fazla takdir ediyor.”  En çok göçmen karşıtlığına yaslanarak oy toplayan Brexit’ten sonra tarım ürünlerini toplayamaz hale gelen İngiltere’nin kulakları çınlasın. 

Prof. Encarnación’un dile getirdiği ikinci neden ise İspanya’nın tek bir ulusal kimliğe dayanmaması… Katalonya, Bask ülkesi ve Galiçya gibi yörelerdeki bölgesel milliyetçiliğin gücünün, sağcı politikacıların milliyetçi ajitasyon ve yabancı düşmanlığı ile halkı göçmenlere karşı harekete geçirmelerini zorlaştırıyor olması… Prof. Encarnación, “Marine Le Pen’in Ulusal Birlik partisinin sloganı olan ‘Fransa Fransızlar içindir’in İspanya versiyonu absürt olurdu,” diyor. 

İspanya’da da göçmen karşıtı partiler var. Ancak bunlar içinde öne çıkan aşığı sağcı Vox ancak 2019 yılında parlamentoya girebilmiş. Yine de, diğer Avupa ülkelerine göre daha yavaş da olsa, mesafe kat ediyorlar.

Dedelerimizin, büyükannelerimizin arayıp da bulamadığı hoşgörüyü yaratmalıyız”

Tabii bu “kolaylaştırıcı faktörleri” dikkate alırken, Sánchez yönetiminin umut verici vaatler ve hümanist mesajlarla pratik ihtiyaçları ustaca birleştiren bir söylem kullanarak göçmen politikalarına destek toplama becerisinin de hakkını vermek lazım. 

Geçen yıl mecliste yaptığı konuşmada Sánchez, “Annelerimizin ve babalarımızın, dedelerimizin ve büyükannelerimizin Latin Amerika, Karayipler ve Avrupa’da yaşadıkları serüvenleri unutmamalıyız,” demişti. “Şimdi, özellikle şimdi, görevimizin, onların o zaman arayıp da bulamadıkları, hoşgörülü, destekleyici bir toplumu yaratmak olduğunu anlamalıyız.” Bunu söylerken bir yandan da her fırsatta göçmenlerin ekonomiye katkısının altını çiziyordu sosyalistler.

Dört bir yanından göçmen karşıtlığı ile kuşatılmış bir ülkenin, bu politikaları ne kadar sürdürebileceği konusunda kuşku belirtenler var. Kuzey Afrika’dan gelen göçmenlere, Latin Amerika’dan gelenler kadar hoşgörüyle yaklaşılmadığını (hükümet reddetse de) ileri sürenler var. 

Ancak ülke içinde kaçak olarak yaşayan ve çalışan göçmenlere yasal statü vermek ve bunun bir refah ekonomisine tehdit oluşturmayacağını, aksine diğer ülkelerdeki birçok insanın küçümsediği bir büyüme ve yenilenme kaynağı olduğunu söylemek cesur, iddialı ve altı boş olmayan bir tutum. Bu yüzden belki örnek olabilir, başkalarını da cesaretlendirebilir.  

Göçmenlerin desteği ile dünyanın en hızlı büyüyen gelişmiş batı ekonomisi olmak

Yasa dışı göçmenlere yasal statü verilmesi kararının açıklandığı gün (ne tesadüf) İspanya’nın 2025 yılının son üç ayına ilişkin işsizlik rakamları da açıklanmıştı. Financial Times’ın (FT) haberine göre, İspanya’nın işsizlik oranı, 2008 krizinden bu yana ilk kez yüzde 10’un altına düşmüştü ve bu rakamla İspanya Avrupa’nın en iyi performans gösteren ekonomilerinden biri konumuna yükselmişti. İspanya’nın yüzde 9,9’luk işsizlik oranı 2013 yılındaki yüzde 27’lik seviyesinden bu noktaya gelmişti. 

IMF’in rakamlarına göre, İspanya 2025 yılında üst üste ikinci kez dünyanın en hızlı büyüyen gelişmiş batı ekonomisi oldu. Bu büyümenin motoru turizm ve finans başta olmak üzere hizmet sektörüydü. İspanya 2025’in üçüncü üç aylık döneminde (Temmuz-Eylül) %2,8 büyürken, Almanya’da %0,3, İtalya’da %0,6 ve Fransa’da %0,9 büyüme kaydedilmişti. IMF, İspanya ekonomisinin 2025 büyümesinin %2,9’a ulaşacağını (ABD: %2), 2026 yılında ise %2,3’te kalacağını (ABD: %1,9) tahmin ediyor. Bu rakamlar İspanya’nın liderlik konumunu büyük olasılıkla koruyacağını gösteriyor. 

FT’a göre, göçmenler İspanya’nın büyümesinin önemli bir itici gücü olmuştu.  Ancak, göçmenlerin yeni işlerin çoğunu aldığı birkaç yılın ardından, geçen yıl yeni işlerin yüzde 57’sinin İspanyol vatandaşlarına gittiği bir değişim de yaşanmıştı. 

Merkezi New York’ta bulunan ünlü çokuluslu yatırım şirketi Goldman Sachs’ın yaptığı bir analize göre de İspanya ekonomisi göçmenlerden büyük destek görmüştü. Goldman Sachs İspanya’nın yaşadığı son göç dalgasının, daha yüksek eğitim ve mesleki beceri düzeyine sahip göçmenlerle karakterize edildiğinin, bu belirgin farkın İspanya’yı Avrupa’nın geri kalanından daha iyi bir konuma getirebileceğinin altını çiziyordu. 

İspanya’da Pedro Sánchez hükümeti 8 yıldır işbaşında. Franko diktatörlüğünün sona ermesinin (1975) ardından yapılan ilk demokratik anayasadan (1978) bugüne 48 yıl geçmiş. Bu 48 yılın 29’unda İspanya’yı sosyalist hükümetler yönetmiş. İspanya’yı Avrupa’ya entegre eden, refah devleti uygulamalarını başlatan, eğitim reformunu ve ekonomide kapsamlı bir yeniden yapılanmayı gerçekleştiren, çeşitlilik, eşitlik, kapsayıcılık programlarını devreye alan hep sosyalist hükümetler olmuş. Dolayısıyla İspanya’nın bugünkü başarısını, sadece göçmenlere değil, ondan daha büyük oranda, sosyalistlerin dönüştürücü politikalarına ve Franko sonrasında büyük bir dönüşüm geçiren İspanyolların çoğunluğunun geldiği noktaya bağlamak gerekir. 

Tabii kaçak göçmenlerin yasallaştırılmasına farklı gözlüklerle bakanlar olacaktır. Bu kimine göre insancıllık, kimine göre faydacılık ve fırsatçılıktır. Aynı eylemde, kimi çaresizlere uzatılmış bir eli, kimi sömürünün yeni bir şeklini görecektir. Bu farklı bakış açıları size anlattıklarımın kimin nezdinde “iyi haber” olacağını da belirleyecektir. Ben göreliliğe inanırım, eski tabirle izafiyete… Bugünkü dünyadan ve bizim bulunduğumuz konumdan bakınca buna “iyi haber” derim.