Parfüm meselesi sandığınızdan çok daha derin.
Hatta dürüst olalım: İnsanlık tarihi boyunca “aşk”, “çekim” ve “kim kimi neden beğendi” sorularının yarısı aslında kokuyla ilgili. Diğer yarısı da egoyla.
Rihanna’nın parfümlerinin İngiltere’de toplatılmasıyla ortalık bir anda karıştı. İnsanlar bir anda “Ben yıllardır ne sıkıyordum üzerime?” diye panikledi.
Ama mesele Rihanna değil. Mesele şu: Bir kadın neden parfüm kullanır? Parfüm modern bir kozmetik ürünü değil. Tarihi 4.000 yıl öncesine, Mezopotamya ve Mısır’a kadar gidiyor.
Kelimenin kökü Latince per fumum, yani “duman aracılığıyla”. İlk kokular tütsülerden, yağlardan ve bitkilerden elde ediliyordu.
Hatta tarihçilerin söylediğine göre ilk parfüm ustalarından biri Tapputi adlı bir kadın kimyagerdi. Yani kadın ve koku ilişkisi, insanlık tarihinin en eski ortaklıklarından biri.
Roma’da bazı kadınların sokaktan geçerken arkasında bir “koku izi” bırakacak kadar yoğun parfüm kullandığı anlatılır.
Hiç mantıklı bir açıklaması olmadan birine karşı yoğun bir çekim hissettiniz mi? Bunun sebebi feromonlar yani bedenin doğal koku izi olabilir. Feromonlar ter bezlerimizden, nabız noktalarımızdan ve kıllarımızın olduğu her yerden salgılanır. Vücudumuz tarafından salınan ve başkalarında sosyal bir tepkiyi tetikleyen kokusuz kimyasallardır.
İlk görüşte aşk genellikle feromon çekimidir, çünkü feromonlar bağımlılık yapıcı kimyasallar olan dopamin ve noradrenalini salgılar. Feromonlar, görme, duyma, tatma ve dokunma duyularından daha çok, en ilkel ve güçlü koku alma duyumuzu etkiler.
Feromonlar sıklıkla “aşk kimyasalları” olarak adlandırılır. Bu maddeler, karşı cinsi çekmek için birçok hayvan ve böcek tarafından da üretilir. Örneğin, erkek bir güve uzaktaki doğurgan bir dişinin salgıladığı kimyasalları algılar, yaptığı işi bırakır ve çiftleşmek için onu aramaya koyulur.
Ancak belirtmek lazım, uzmanlar insanlarda feromonların var olup olmadığı ve varsa davranışları gerçekten etkileyip etkilemediği konusunda hemfikir değiller. Yani piyasadaki “feromon parfümü sür, herkes sana aşık olsun” hikâyesi biraz fazla Hollywood.
Gerçek şu: En güçlü çekim hâlâ özgüven. Ama… koku da oyunun içinde.
Gelelim “Bir kadın neden parfüm kullanır?” sorusuna.
Cevap düşündüğünüz kadar basit değil. Erkek için mi? Diğer kadınlar için mi? Yoksa kendisi için mi?
Gerçek cevap: Hepsi. Ama en çok kendisi için.
Çünkü parfüm aslında bir ruh hali. Kadın parfüm sıktığında sadece kokmaz, karakter değiştirir. Aynı kadın, farklı parfümle bambaşka biri olabilir. Bir gün “ulaşılmaz”, bir gün “sıcakkanlı”, bir gün “tehlikeli”.
Parfüm biraz da kim olmak istediğinin kısa yolu.
Ve işin komik tarafı şu: Erkekler bunu “ne güzel kokuyorsun” seviyesinde yaşarken, kadınlar bu işi stratejiye çevirmiş durumda.
Flörtte parfüm seçimi bir sanattır.
İlk buluşmaya giderken kimse rastgele parfüm sıkmaz. Ağır bir koku fazla iddialı olabilir: “Ben geldim, hayatını değiştireceğim.” Çok hafif bir koku ise risklidir: “Ben aslında yokum.”
O yüzden çoğu kadın “imza kokusunu” seçer. Yani hem fark edilecek hem de gizemli kalacak bir şey. Çünkü herkes bilir ki insanlar yüzleri unutabilir ama kokuları unutmaz.
Hatta bazen bir erkek yıllar sonra bir AVM’de yürürken bir anda durur. Çünkü biri geçmişten bir kokuyu taşımıştır. İşte o an aşk değil, burun devreye girmiştir.
Mesela kıskançlık. Bir insan partnerinin üzerinde tanımadığı bir koku fark ettiğinde neden huzursuz olur? Çünkü koku çok kişisel bir izdir. Görünmez ama çok şey anlatır.
“Bu koku nereden geldi?” sorusu aslında “Bu hikâyede ben var mıyım?” sorusudur.
Ve en acımasız bölüm de eski sevgilinin kokusu. Herkesin hayatında kıskanılan bir eski sevgili ve kullandığı bir “o parfüm” vardır. Bir alışverişte karşınıza çıkar ve durup dururken arıza çıkartırsınız. Beyin değil, burun hatırlar.
Sonuç olarak: Parfüm sadece güzel kokmak değildir. Parfüm, hafıza demektir. Parfüm, kimliktir. Parfüm, bazen flört, bazen kıskançlık, bazen de geçmişin hayaletidir.
Kadın parfümü en çok kendisi için kullanır. Ama azıcık biraz da biri fark etsin diye.
Bir parfüm sadece parfüm olmaması nedeniyle kadınlar kendilerine ihanet eden Rihanna’yı affedecekler mi bakalım..
