“Kem göz” kavramını sakın basit bir batıl inanç gibi görmeyin.
Kurşun döktürmekle geçecek bir mesele değil bu.
Bu, insan doğasının ta kendisi.
Tarih boyunca kıskançlık vardı, bugün de var, yarın da olacak. İnsan zihni karşılaştırma yapar. Karşılaştırma rekabet üretir. Rekabet her zaman zarif değildir.
Çok görünür olduğunuzda — sevginizle, malınızla, mülkünüzle, başarınızla, ilişkinizle, yatırımlarınızla — kaçınılmaz olarak bir karşı enerji doğurursunuz. Buna “nazar” diyebilirsiniz, “kıskançlık” diyebilirsiniz, “negatif psikoloji” diyebilirsiniz. İsim önemli değil. Gerçek değişmiyor.
Görünürlük = Enerji Açığa Çıkarmak
Başarı sadece ekonomik bir sonuç değildir; aynı zamanda sosyal bir sinyaldir.
Ve her sinyal bir tepki üretir.
•Fazla teşhir, kıyaslamayı tetikler.
•Fazla ilan, rekabeti keskinleştirir.
•Fazla görünürlük, beklenti baskısı yaratır.
Bir süre sonra insanlar sadece yükselişinizi değil, düşüşünüzü de izlemek ister. Alkışlayan kadar pusuda bekleyen de vardır.
Bu metafizik değil. Psikoloji.
Akıllı İnsan Radarın Altında Kalır
Gerçekten akıllı insanlar çoğu zaman sahip olduklarını sergilemez.
Bakın onlarca yıldır iş dünyasında olanlara… Magazin sayfalarında görünmeyenlere… Sosyal medyada hayatını teşhir etmeyenlere… Tevazuyu koruyanlara…
Çoğu zaman hem daha karizmatik hem de daha itibarlı dururlar.
Çünkü bağırmazlar.
Varlıklarını yönetirler, teşhir etmezler.
Yatırımlarını olgunlaşmadan duyurmazlar.
İlişkilerini manşete taşımazlar.
Bu korku değildir. Bu stratejidir.
Sessizlik bir zayıflık değil; bir güç göstergesidir.
Çünkü enerji korunur.
Beklenti üretilmez.
Gereksiz rekabet çağrılmaz.
Ama Bu Bir Mağara Hayatı Da Değil
Öte yandan çağ değişti.
Sosyal medya ve görünürlük ekonomisi içindeyiz.
Bugün sıfır görünürlük mümkün değil.
İş yapıyorsanız, yazıyorsanız, yatırım çekiyorsanız, fikir üretiyorsanız görünür olmak zorundasınız.
Dolayısıyla mesele tamamen susmak değil.
Mesele ölçüyü bilmek.
Ne sıfır görünürlük.
Ne de her şeyi boca etmek.
Orta karar.
Paylaşmak mı, Saklamak mı?
Ben şahsen paylaşmayı seviyorum.
Yazılarımla, seyahatlerimle, gördüğüm çarpıcı manzaralarla, tanıştığım insanlarla ilham vermek istiyorum. Başka zihinlerde yeni pencereler açılsın istiyorum.
Ama şunu da kendime sürekli hatırlatıyorum:
Her mutluluk sergilenmek zorunda değil.
Her yatırım ilan edilmek zorunda değil.
Her özel an paylaşılmak zorunda değil.
Çünkü görünürlük arttıkça kırılganlık artar.
“Kem göz” dediğimiz şey aslında insanın gölgesidir.
Ve o gölge hep vardı, hep olacak.
Bu yüzden mesele korunmak için ritüel aramak değil; akıllı bir görünürlük stratejisi geliştirmektir.
Başarıyı elde etmek önemli.
Ama onu sürdürebilmek için görünürlük dozunu ayarlamak daha da önemli.
Üç Tavsiye
1. Süreci Değil, Sonucu Paylaşın
Olgunlaşmamış projeleri, işleri, alımları, ilişkileri anlatmak beklenti yaratır.
Beklenti baskı üretir.
Baskı hata doğurur.
Bitmiş, sağlamlaşmış, temeli oturmuş başarıyı paylaşın.
2. Varlığınızı Değil, Değerinizi Gösterin
Ev, araba, lüks tüketim geçici etki üretir.
Bilgi, vizyon, fikir ve katkı kalıcı iz bırakır.
Sahip olduklarınız değil, ürettikleriniz konuşsun.
3. Özel Alanınızı Kutsal Tutun
Her şey içerik değildir.
Her mutluluk kamusal değildir.
Aile, ilişki, iç huzur… Bunlar görünürlük ekonomisinin değil, hayatın öz sermayesidir.
Kem göz var. Hep oldu. Hep olacak.
Ama asıl mesele kem gözden korunmak değil; kendi ölçümüzü kaybetmemek.
Görünürlük çağında en büyük ustalık, ne zaman konuşacağını, ne zaman susacağını ve neyi ne kadar sergileyeceğini bilmektir.
Yoksa tonlarca kurşun da döktürseniz, ölçüsüz görünürlüğün bedelini yine ödersiniz.
Bunu tüm samimiyetimle yalnızca siz okurlarıma değil, kendime de söylüyorum.
