İnternetteki bazı sitelerde bu minvalde bir çıktı ama bu hay huylar ülkesinde sinek vızıltısı kadar bile ses çıkarmadı. Oysa define ve hazine avcılığı, müze soygunculuğu her ülkede ses getirir. Hatta uğruna filmler, diziler bile yapılır.
Haber şuydu: British Museum (Londra), 2023’te tarihinin en büyük güvenlik skandallarından birini yaşıyor ve müze depolarında tutulan birçok eser çalınıyor. Bunun üzerine müze yönetimi, bir küratör tarafından çalındığı iddia edilen ve bir kısmı hâlâ kayıp olan 1500 parçanın izini sürmek üzere bir ‘hazine avcısı’ aradığını ilan ediyor. İşe alınacak avcıdan istenense; sadece fiziki takip yürütmekle kalmasın, aynı zamanda ileri teknolojileri ve uluslararası bağlantıları kullanarak eserleri bulsun. Müze sorumlusu veya ilandan sorumlu kişi diyelim, London Times’a verdiği demeçte “Eserleri geri getirme konusunda hızlı ilerleme kaydetmek istiyoruz. Mümkün olduğunca çok personel temin ederek süreci hızlandırmak istiyoruz” diyor.
Şu ana kadar, adayların başvuru sürecinde olduğunu düşünüyorum. Tabii bu arada, Louvre Müzesi’nden çalınan değerli mücevherlerin de, inşaat işçisi kılığında müzeye giren faillerinin de henüz bulunmadığını hatırlayalım.
Harrison Ford’un başrolünde olduğu Kutsal Hazine Avcıları filmini hatırladım birden, tam bir benzerliği olmasa da. Kendisi Indiana Jones olarak da bilinir. Hikayede, Nazilerin, ordularını sonsuz bir güce kavuşturacak ‘sandığı’, onlardan önce bulma çabası anlatılır. Film o kadar tutar ki, devam filmleri de çekilir. Ana film ise ABD Ulusal Film Arşivi’ne bile girmeye hak kazanır. The Mastermind adlı bir başka film de Worchester Müze Soygunu üstüneydi, meraklıları bilir. Günümüzden bir başka fenomen örnek olan, La Casa de Papel de İspanya Kraliyet Darphane soygunu üzerineydi malum.
Demek ki neymiş? Bu konular dünyanın her yerinde ilgi görüyor, filmleri, dizileri gişe yapıyor, heyecanla izleniyormuş.
Bence British Museum’un Harrison Ford gibi birini bulması ve istihdam etmesi hem işe yarar, hem de konu gündemden hiç düşmez. Bizde bile ses getirir.
Aslında bu tür soygunlarda, yapanları değil yaptıranları bulmak en doğrusu. Belki de bu tür filmleri çok izlediğim için bana öyle geliyor. Çünkü genellikle suçlunun ‘uşak’ değil, zengin bir koleksiyoncu olması ya da onun tarafından organize edilmesi kuvvetle muhtemel. Başka bir ülkenin işe karışması ise sadece fantastik bir senaryo olabilir.
Ama Mevlana’nın ‘Vakitle mücevher alınır, mücevherle vakit alınmaz’ sözünü insanoğlunun dert etmediği kesin. Yani ne kadar zengin olursanız olun, ömrünüz neyse odur, mücevherlerle uzatamazsınız. Ama mücevherlere zaman içinde (çabayla) ulaşabilirsiniz.
Şimdi tabii stand-up yapıyor olsaydım, soyguncuların ağzından şöyle derdim:
Mücevherler nakit alınmaz. Bize güvenin…
Yine de siz bir reklam sloganındaki gibi, ‘paranın satın alamayacağı şeyler vardır’, sözüne inanmaya devam edin. Şu hazine avcılığına başvuru işini de bir sorgulayın. İşi kaparsanız, orada ülkemizden vaktiyle kaçırılan eserler de var. Belki sahibine iade edilmesi için torpil yaparsınız.
Güzel olurdu değil mi?
